Arınç'tan çok özel açıklamalar

Arınç'tan çok özel açıklamalar

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Türkiye'nin İsrail için nefes borusuydu' dedi.

NTV'ye özel röportaj veren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündeme ilişkin soruları değerlendirdi.

Arınç: Geminin rotasının 77 mil açıktan Mısır istikametinde olduğu biliniyor. Hükümetin yardım taşındığından bilgisi vardı, silah olmadığından bilgimiz vardı yani. Olay çok vahim. Bu boyutunu bende siz de tahmin ediyorum hiç aklına getirmedi. Bu cinnet noktasında birşey. İsrail'in en çok güvenebileceği ilişkilerini kurabileceği ülke Türkiye'dir. İsrail'de öyle bir yönetim var ki Haaret'z'in tanımlaması doğru. Hükümet içerisindeki belli bir grubu hedeflerine aldılar.

İsrail'in kendi basını bile bunu ahmaklık olarak niteliyor. Bundan evvelde Mısır'dan bazı malzemelerin götürülmesine ön ayak olan İHH önemli ve bilinen bir kuruluş.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Hükümetin gündemine aldığı bir konu yok. Türkiye'den gemilerin kalkması tek başına düşünülmüyor. Yunanistan'da hatta aktivist hareketi var. Gazze'ye doğru diğer ülkelerden de gemilerin gitmesi mümkün. Bunlar arasında Güney Kıbrıs bile var. Bizim Türkiye ile ilgili alacağımız karar olabilir.

Kızılay bu işi yapıyor ama çok kısıtlı yapıyor. Türkiye'de medikal alet yapan bir kaç firma bu protez falan deniyor kolu kırılmış, bacağı kesilmiş çok insan var. Onlara insani yardım amacı ile protez alet imal edecek tesis kurmayı karşılıksız olarak düşündüler. Kızılay devreye girdi onlara da izin vermediler.

İSRAİL ÖZÜR BİLE DİLEMEDİ, ANLAŞMALARIN İPTALİ VEYA ASKIYA ALINMASI SÖZ KONUSU MU?

Türkiye ve İsrail arasında var olduğu ilişkiler ve bunların geleceği, bir de uluslararası hukuk ve diplomasi içerisnde ne yapacağımız konusudur. Olayı ilk duyduğumuz andan itibaren bazı tedbirler aldık. Dışişleri Bakanı'mız Şili'den ABD'ye geçti. Güvenlik Konseyi'nin acilen toplanması, İsrail'in muhatap alınmasıdır. Yaptırım gerektiren bir karar için Türkiye ön olacaktır. Kınama kararını çok önemsiyoruz. Kamuoyu bunun bir haksız operasyon olduğunu, insanların öldürülmemesi gerektiğini, açık sularda böyle bir gemiye müdahalenin olmaması gerektiğini ifade ettiler.

Bizim tespitlerimize göre 30 yıl boyunca alınan ilk kınama kararıdır. Arkası gelecektir. Ben BM Güvenlik Konseyi açısından söylüyorum. Ermenistan'ın Azerbaycan'ı işgalinden sonra BM'nin 4 yaptırım kararı var Ermenistan bunu yerine getirmiyor. Önemli olan Güvenlik Konseyi'nin yaptırım gerektiren bir karar almasıdır. Türkiye bunun hazırlığnı yaptı.

Meseleyi inceledik. Bir defa böyle bir gemiye 4 farkıl şekilde müdahale edilebilir. İnsan kaçakçılığı, izinsiz yayınlar, yakıt kaçakçılığı gibi sebepler var. Bir ülke kendi bayrağı dışındaki bir gemiye müdahale etmesi sınırlıdır. Burada insan var insani yardım var. Bizim bu konuda TCK bakımından 8. maddesidir, açık sularda TCK görev bakımından Türk mahkemelerini yetkili kılabiliyor. Hükümet bu konuyu tasvip eden konuşmalarda bulundu. Hatta Ehud Barak mıdır Netanyahu mu bilmiyorum ama Netanyahu'nun da biz bu konunun arkasındayız sözleri de tutanaklar arasındadır. Hukukun gereği yapılacak. Ben şimdi birisini hedef olarak gösteremem ama hukuk bakımından bir ülkenin en başındakinden en sonundakine kadar bunun aramızda adli yardımlaşma gibi hepsi incelenecek.

Bu konunun gündemimizde olduğunu belirtmek istiyorum. Cenevre'de bulunan İnsan Hakları Komisyonu'da bu konunun araştırılmasını istedi. Banki Moon'un da açıklamaları bu yönde zaten. Türkiye ile İsrail arasında askeri ve ekonomik gibi fevkalade önemli anlaşmalar yapılmış. Bizim dönemimizde de bazı ekonomik anlaşmalar var. Bunları da MSB ve Genelkurmay Başkanlığı masaya koydular. Hangisinde hangi noktaya geldik. Devletten devlete çok ilişki yok. Daha çok tedarikçiler, alt hizmetlerde çalışanlar, bize bağlı güvenlik şirketlerinin yaptığı görüşmeler. Eğer başlanmamış ise, başlanmış hangi noktaya gelinmiş ise dikkate alınarak İsrail ile olan ilişkilerimizi asgariye indirmeyi, herşeyi bir anda yok farzedemeyiz. Ben seni bitirdim, ben seni sildim bu devlet geleneklerimizde olacak birşey değil.

Yapabileceklerimizi yapacağız. Ama sorumsuz bazı kişilerin satalım, atalım gibi düşünceleri mümkün değil.

İSRAİL SALDIRISI İLE İSKENDERUN SALDIRISI BAĞLANTILI MI?

Bu bana da soruldu. Sayın Kılıçdaroğlu bu iki olayın bir anda manidar bulunduğu söylendi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik'te evet bu dikkat çekmiş dedi. Elimizde çok somut deliller olmadıkça, zanlarımızla şüphelerimizle yola çıkmak kamuoyuna aktarmak doğru değil. İki olayı birbiri ile irtibatlı hale getirebilecek ortaya koyabilecek bir belgeye sahip değiliz.

GENELKURMAY BAŞKANI MALATYA'DA ALINACAK YENİ TEDBİRLER VAR MI?

Mutlaka içinde yaşadığımız olayları bilen bir kişi olarak mutlaka doğru bir yol haritası çizmiştir. Önceki günlerde mini bir zirve yaptık. İskenderun'daki olay dikkat çekicidir. Deniz Kuvvetleri'ne ait bir birliğin ideal bir birimine Amanos dağlarından indiği sırada, nöbet değişimi esnasında askerleri hedef alan bir saldırı gerçekleşti. Arada bir otoban var, orası geçilmiş ve birlik askerleri hedef alınmış toplu halde bulunan askerlerimiz malesef şehit edilmiştir.

Geçmişte bunlar bazı irili ufaklı eylemlere de katılmışlar. Terör örgütü varlığını ispat etmek istiyor. Kendilerinin komutanı ben buradayım burada böyle bir eylem yapacak güçteyim diyerek çok cüretkar eylemler yapabiliyor. Artık kırsal kesimden böyle bir kayışla Mayıs Haziran aylarında tırmanışa geçmek istiyorlar. Özellikle Mayıs ayının gelmesi ile havaların ısınması ile eylemlerini daha güçlü olarak istihbarat ediyorduk. Bu bir işaret fişeği gibidir. O gün ilk kez toplantıya katılan KGT kuruldu, Muammer Güler'de hepsini tek elde toplayacak ve ilgili birimlere ulaştıracak, güzel bir kuruluşumuz meydana geldi. Ben terör örgütünün sadece adadaki kişinin değil, Kandil, Yurt Dışı ve Türkiye içerisinde bir kısmı tutuklu bulunanların terör eylemlerine girişebileceğini biliyorum. Şüphesiz burada istihbarata dayalı örgütlerin hareket edemez hale gelmesi gerekiyor. Bunun tedbirleri konuşuldu ve bu da en kısa sürede başlatılacak.

HRANT DİNK'İN AVUKATI EVİNDE ÖLÜ BULUNDU

Tanımıyorum ama böyle bir saldırıyı kınıyorum çok üzücü. Bir başka şekilde de vefat etmiş olabilir. Hrant Dink ile bağlantılı olduğu için aklımıza farklı şeylerde gelebiliyor. Dün bir olayda yaşandı. Bazı olaylar bazı önemli konular Türkiye'de gündemde iken özellikle de böyle şeyler yapılabiliyor. Referandum öncesinde de bu tür şeylerin artması amaçlanmış olabilir. Her açıdan meseleye bakmak lazım.

ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ

Bildiğiniz gibi Anayasa Değişiklik Paketi, Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Anayasa değişiklikleri imkan olsaydı bu konuda iyi bir tahlil vardı. Biz de AYM iç tüzük açısından inceleme yapabiliyor. Anayasa değişiklikleriyle ilgili müracaatlar şekil noksanlığı ile ilgili yapılabiliyor.

Televizyonlarda bu habere bakarken herkes farklı şekilde verdi. Aslında esasa girecek şekilde verildi. Benim yorumum öyle değil. Bütün mahkemelr bunu yapar. Bir müracaat var bu usulüne göre yapılmış mı, süresi içinde verilmiş mi? İlk incelemeyi raportör yapar sonra mahkemeye sunar.

Dün AYM'nin yaptığı inceleme evet 110 milletvekili imzası vardır, dava şekli itibari ile şekline uygundur ve sen bunu görüşebilirsin demektir. Mahkeme'de bazı üyelerin yeterli inceleme yapılmadığı için 8 Haziran'da dosyayı ilk kez ele alacaktır.

HSYK VE AYM İLE İLGİLİ MADDELER AYRILACAK KALAN BÖLÜM REFERANDUMA GİDİLECEK BU BİR İDDİA BÖYLE BİRŞEY OLURSA İKTİDAR PARTİSİ MASRAF YAPMADAN MECLİSE GERİ GETİRİP PAKETİ YENİDEN OYLAMA YAPTIRACAK BÖYLE BİR FORMÜL ÜZERİNE GİDEBİLİR MİSİNİZ?

Ben bunu ilk kez duyuyorum ve mantıklı bulmuyorum. Meseleye şöyle bakarsak biz 29 maddelik bir anayasa değişiklik paketini milletvekilleri olarak getirdik. 8. Madde düştü. Çok dürüstçe söylüyorum. Arkadaşlarımızla konuştuk. Çok önemli bir maddeydi bu düştükten sonra değişikliğin anlamı kaldı mı? Kalmadıysa vazgeçelim dedik ama bunlar konuşuldu. Hayır bu 29 maddenin hepsi de aynı eşit değerdedir. Hepsi de topluma çok önemli haklar getiriyor. Sonuna kadar AYM değişikliklerini sarılacağız ve destekleyeceğiz.

Buradaki kararımız herkesin kolaylıkla evet diyemeyeceği bir maddedir. Söz verdik sonuna kadar gideceğiz dedik.

AYM'nin böyle bir yetkisi yok. Böyle bir karar verilirse pragmatik bir karar olur. Bu biraz günü kurtarma olur ama hiç bir zaman hukuki olmaz. AYM'nin kararlarını eleştireceğiz, belki yerden yere vuracağız.

İSRAİL BASKINI VE BASIN

Bir kazanan ve kaybeden düşünürsek bir kaybeden ve bir kazanan kimdir bu olayda?

Çok duygusal olmak lazım. 19 Yaşındaki delikanlıdan daha yaşlılara kadar hepsi bir özlemle gidiyorlar. Birisi bir atış sonucu vuruluyor. Bu kazanmak ve kaybetmek noktasında bir savaş olarak düşünülmemeli. Bu gemiye binenlerin amacı mazlum insanlara yardım götürmekti. Aynı durumda İsrailliler olsaydı biz yine aynı yardımı götürürdük. 32 Ülkeden bulunan aktivistlerin içerisinde hristiyan da var. Onlar yüzde yüz kazandılar. Can verenlerde hayatta kalanlarda kazandı ama kaybeden sadece İsrail oldu. ihlassondakika

Gidenler insanlık adına gittiler. Bütün dünyanın dikkatini çektiler. Onlara yapılanlar haksızlık olarak görüldü. İsrail insanlık adına büyük bir suç işledi. Bugünde yarında kaybeden İsrail'dir. İsrail gittikçe nefretlerin odağı haline geliyor. Açık denizde gidiyor belki Gazze'ye yönelecek ama geminin yönünün Mısır olduğunu biliyoruz. İhlassondakika

İSRAİL PİŞMAN OLUR MU?

Olur çünkü 1917'den bu yana 1948'den 1963'den 1973'ten bu yana İsrail daima nefretin odağı haline geliyor. Bu insanlar korku içerisinde yaşıyor. Silahsız insana silah sıkmak korkunun eseridir. İsrail daha evvel ikili görüşmelere arabuluculuk için Türkiye'nin katılımıyla sürüyordu ki İsrail Gazze'ye saldırdı. Her karar çıktığında İsrail hakkında veto hakkını kullananlar bundan sonra kullanamayacak. Eğer bir nefes borusuna ihtiyaçları var ise bu Türkiye olacaktır. Türkiye ihtiyacını görmezden gelenler İsrail halkı ne yaptığını bilmeyen bir hükümetle ne kadar yol gidecekler bilinmez' dedi.