Antalya yörük şenliğinde
Antalya, şehrin güzelliği yanında oradaki dostlarımın varlığı nedeniyle sık gittiğim şehirlerden biridir. Yıllar önce birileri o şehre denize girmek için giderken biz dağcılar, dağlarına çıkmak için giderdik.
Antalya, şehrin güzelliği yanında oradaki dostlarımın varlığı nedeniyle sık gittiğim şehirlerden biridir. Yıllar önce birileri o şehre denize girmek için giderken biz dağcılar, dağlarına çıkmak için giderdik. Hem dağlarına çıktık hem dağcı dostlarla tanıştık. TODOSK’un ilk başkanlarından biri olan Ömer F. Gülşen onlardan biri, hala görüşürüz...
Kale İçine girerken ANSAN’ın (Antalya Sanatçılar Derneği) yeri var. Kaç kere fotoğraf sergisi açtım orada, kaç kere imza günlerine katıldım. Bir söyleşi sonrasını hala unutmam. Şiirde imgeyi tartışıyoruz şair dostlarla. Dursun Özden söz aldı, onun şiiri yoğun bir imgeyle yüklü, bu yüzden onun şiirini okumakta hayli zorlanıyorum. Dursun ta 70’li yıllardan dostum ama sözümüzü de esirgemeyiz karşılıklı. Kalkıp söz aldım, biraz da lâfazanlık yaptım, “İmgeyse, Yunus’ta, Karacaoğlan’da da var, sizin yaptığınız, imge diye okura bulmaca çözdürmek” dedim. O sıra arkamdan biri seslendi, “Sen çok köylü kalmışsın, akşam seni Aspendos’a götürelim, birlikte bale izleyelim, biraz şehirli ol, dedi. Gerçekten şehirli olabildim mi bilmiyorum, ama o gece Aspendos’ta güzel bir bale izledik...
Sonraki yıllar yörük dostlarla tanıştım. Şerafettin Şahin, kızı Havva, İsmail Akçay ve ailesi. Korkuteli’nin yaylalarını dolaştık, Şerafettin ve Havva ile. Oranın nefis dondurmasını yedik. Şimdi ne zaman yolum düşse Akçay ailesinin konuğu olurum. İsmail Akçay ile ilginç bir tanışmamız var, tam benlik desem yeridir.
İki yıl önce fotoğrafçı dostlarla Lille Şenliği’ne katılmaya karar verdik. Mustafa Karaçelebi’nin ne zaman neye karar vereceği belli olmaz. İlkin Yerköprü Şelalesi’ne gidelim dönüşte şenliğe katılırız, diye düşünmüşler. Yerköprüye gitmek şenliği kaçırmak demek, bu yüzden torunum Umutcan ile Lille’ye yakın bir yerden ayrıldık guruptan. Bozkır’da yürümeye başladık, birileri gelir de durursa bineceğiz arabasına, yoksa yürüyeceğiz şenlik yerine kadar. Birkaç araba durmadan geçti yanımızdan. Sonra bir araba daha geldi geçti ama biraz ilerde durarak geri geri geldi. İsmail Akçay Antalya’dan geliyormuş şenlik için. Bizi görünce, “Bu olsa olsa Zeki ağabeydir” diyerek durmuş. Kucaklaştık, Lille, Aziziye, Yalvaç, Akşehir şenliklerine birlikte katıldık. Siz bu yazıyı okuduğunuz sırada biz İsmail Akçay ile birlikte Toroslar’da yörük dostlarımızla olacağız. 5-6 Mayıs günleri Antalya Düzler çamında yapılan, Antalya Yörükler Derneği’nin bu yıl 19.’su düzenlenen şenliğinde yörük dostlarımın ve İsmail Akçay’ın konuğuydum. Akçay’ların Bursa’dan iki güzel, değerli konukları daha vardı, Büşra Ekim ve Maviş. Büşra, son derece faal, üretken bir yörük cadım, güzel bir fotoğraf sergisi açtı şenlikte. İki gün boyunca film ve fotoğraf çektiler Maviş’le birlikte. Pazar günü yörük dostu, programcı Ramazan Kıvrak’ta katıldı onların ekibine...
Yörükler Derneği yoğun bir şenlik programı hazırlamıştı. Cumartesi akşamı ünlü sinema yönetmeni Yüksel Aksu’nun hazırladığı Sarıkeçililer belgeselinin gösterimi vardı. Doğa araştırmacısı Çağlar İnce Yörük Masalları, şair Muhammed Güzel Yörüklerde Gelenek Görenek konulu birer sunum yaptılar.
Pazar günü yüz bini aşkın insan vardı şenlik yerinde ki katıldığım Yörük şenliklerinin en görkemlisiydi. Böyle olunca siyasiler de görmezden gelemezlerdi böyle bir kitleyi. CHP eski genel başkanı Deniz Baykal, Antalya Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın ve Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ordaydılar. Akaydın ile Baykal’ın arası limoni olunca ayrı çadırlarda oturmayı tercih ettiler.
Pazar günü ben de Büşra’nın sergi açtığı çadırın önünde kitaplarımı imzaladım. Özellikle Yörükler kitabımın yeni baskısı hayli ilgi gördü. Bu ara bir şey dikkatimi çekti şenlikte onca ilin dernek başkanı, onca ilin il beyi vardı, ama hiçbirinin ilgi alanında değildi kitaplar. Onca gasalmalarına rağmen hiç ilgilerini çekmedi kitaplar. İlgilenenler, imzalatanlar, imza sırasında sorularıyla meraklarını gidermeye çalışanlar sıradan şenlik izleyicileriydi.
Demekki böyle bişey gasalaklık.
Şenliğin iki has ozanı vardı bana göre. Halk müziği sanatçıları Sevilay Gök ve Musa Taş. Her iki sanatçımız da söyleyişleriyle, sahnedeki duruşlarıyla alkışı hak ettiler.
Yeri gelmişken bana her zaman ters gelen bir şeyi belirtmem gerek. Şenlik düzenleyicileri şan olsun diye deve yüküyle para öderler ve bir baş sanatçı getirtirler. Antalya Yörükler şenliğinin baş sanatçısı da Kubat’tı. Bence Kubat’a deve yüküyle para vereceklerine yöre sanatçılarına daha çok yer verselerdi daha iyi ederlerdi. Hoş aynı şeyi bütün şenlik yöneticileri yaparlar ya…
İmza günüm boyunca şair dostlarım Eşref Ural, Turgay Değirmenci, Ercan Değirmenci hiç yalnız bırakmadılar. Bana kalsa Eşref Ural sazıyla sözüyle on tane baş sanatçı eder. Şair, fotoğrafçı dostum Muhammed Güzel de beni yalnız bırakmayanlardandı. Gün boyu döndü dolaştı yanıma geldi.
Cumartesi günü TYB Konya Şubesi bahçesinde yaylaların özgür çocukları Yörükler konulu fotoğraf sergime bekliyorum.
Pazar günü Lille’de buluşmak dileğiyle...

