Anmak- anılmak

Anmak- anılmak

Vefalı gazetecilerimizden biri İhsan Kayseri. Mesleğe başlayalı kırk beş yıl olmuş ama İhsan Kayseri’yi değerli kılan uzun meslek yaşamı değil.

Zeki Oğuz

Vefalı gazetecilerimizden biri İhsan Kayseri. Mesleğe başlayalı kırk beş yıl olmuş ama İhsan Kayseri’yi değerli kılan uzun meslek yaşamı değil. O gerçekten vefa duygusuyla dolu bir insan. Toplumun unuttuklarını, bizim unuttuklarımızı bize hatırlatıyor, yitirdiğimiz değerleri bize yeniden hatırlatıyor, anmamızı sağlıyor.

Geçtiğimiz Salı akşamı Sille Kültür Evinde Aydınlar Ocağı İhsan Kayseri’yi ağırladı. Geçmişten günümüze Konya’yı ve meslek anılarını anlattı Kayseri. Gözleri pek seçemese de seslerinden tanıdı konuklarını. Ara ara Hasan Yörük hocamızın sitemlerini dinledik. Ödülü mesleğin kıdemlilerinden Seyit abimiz verdi. İsmail Detseli güzel bir şiir okudu Kayseri için.Aramızdan ayrılanları yeniden anarak, ebül vefaların çoğalması dileğiyle bitirdik geceyi. Az değildik, istesek çoğalabilirdik.

Mübadele dönemine kadar mamur bir yermiş Sille. Öyle anlatırlar. Mübadeleden sonra viraneye dönmüş. Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen bildi beldenin kadrini kıymetini. Onun döneminde canlanmaya, yeniden eski görkemine kavuşmaya başladı.

Bu beldenin sanatçıları olarak sık gittiğimiz yerlerden biridir Sille. Dışarıdan bir konuğumuz gelse yine oraya götürürüz. Lakin oradaki giderilemeyen çirkinlikler hep gözümüze batar. Çektiğimiz görüntülere bir çirkinlik girmesin isteriz ama kurtulamayız bundan. Bir Sille evini çekmek isteriz elektrik kablosu girer araya. Bir kültür evini çekmek isteriz bir trafo lök gibi oturur karenin ortasına.

Şehrimizdeki tarihi yapıların çevresine bir fotoğrafçı gözüyle baktınız mı hiç? Sanki özellikle yapılmış gibi hepsinin yanı başında bir trafo mutlaka vardır.
Anmak-anılmak diye girdim söze. Güzel şeydir anmak ve anılmak. Aradan yıllar geçse de adının unutulmaması, dostlar tarafından yad edilmesi. Dostlar yad ederde bir şehir ne yapar? Ya da Konya ne yapar? Unutur…
Vefasızdır çünkü.

İhsan Kayseri bir vefa örneği göstermese kaçımız hatırlar aramızdan ayrılanları. Bundan on yıl önce bir aralık ayında Seyit Küçükbezirci’nin meslekte kırk birinci yılını kutlamıştık. Meslekte derken yanlış bir cümle kurduğumu düşündüm. O bir gazeteci, bir yazar, bir halk bilimci, hangi meslek desem. Neyse. Bir masanın çevresinde sekiz kişiydik o gün. Güzel sohbetler etmiştik.

O gün masada Fuat Önder, Durmuş Küçük, Seyit abi, A.Sefa Odabaşı, Yalçın Dikilitaş, Nevzat Küçükerdoğan ve Mehmet Ceylan vardı. Yani sekiz kişiydik.

Üç hafta önce Seyit abinin elli birinci meslek yılı için yine bir aradaydık ama sadece dört kişi kalmıştık masada. Olmayanları siz hatırlayın. Hatırladıkça hala yüreğim burkulur. Yıllar önce sema törenleri potanın altında yapılırken dış salonda Feyzi Halıcıyı üzgün adımlarla yürürken görmüştüm. Nedenini sordum,ilkin anlatmak istemedi ısrarım karşısında dayanamayıp anlattı. Ona protokolde en iyi yeri verecekleri yerde tam potanın altında bir iskemleye oturtmuşlar.

Şimdi burada Feyzi Halıcıyı anlatmaya kalksam ayıp. Düşünüyorum da Feyzi abiye o sandalyeyi layık gören kafa onu içeri bile almayabilirdi. Rahmetli Safa amca vefat etmeden önce çok yalvarmıştık arşivini bir kuruma bağışlaması için. Fakat güveni yoktu. Çok olumsuz örnekler yaşamıştı bu konuda. Anlattığına göre şehrimizin tanınmış ailelerinden biri kütüphanelerini Mevlana Müzesine bağışlamışlar. Yıllar sonra bu bağış mahkemelik olmuş, aile üyelerinden biri açtığı davayı kazanarak hissesine düşen kitapları alarak İstanbul’da sahaflara satmış. Safa amca o kitapların büyük bir kısmını o sahaflardan geri almış. Kendisi iki yüze yakın kitabı il halk kütüphanesine vermiş, yıllar sonra kütüphanenin mahzeninde kitapların perişan halini görmüş. Buna benzer nedenlerle bağış konusunda çekinceliydi.
Safa amca vefat edince kimi kurumlara rica ettik onun arşivinin şehir kültürüne kazandırılması için. Fakat kurumların başında sakyatan tanaları olunca derdimizi anlatamadık.

O arşivin yarısı yok şu anda. Rahmetli Yalçın abi bir Konya ansiklopedisi hazırlamaya başlamıştı. Bu konuda epeyce bir çalışma da yapmıştı. Ne yazık ki yayına hazırladığı dergi matbaadan çıktığı gün vefat eden Yalçın abi hazırladığı ansiklopedinin de yayınlandığını göremedi.

Şimdi Konya Büyük Şehir Belediyesi yayınlıyor Konya Ansiklopedisini. Yalçın abinin hazırladığı bir sürü madde Osman Dikilitaş adına yayınlanıyor o ansiklopedide.

Şiirimizin koca çınarı Fazıl Hüsnü Dağlarca her şeyden önce Konyalılığıyla övünürdü. Sağlığında her fırsatta bu şehre gelmek mutluluk verirdi ona.
Biz ona ne verdik bir trafodan başka…