Ali Kırca: O bildiriyi ben yazdım!
Darbe Komisyonu gazeteciler Ali Kırca, Mete Tunçay ve Kurtul Altuğ'u dinledi. Kırca, Devrimci Subaylar Bildirgesi'yle ilgili bakın ne söyledi...
Meclis darbe ve muhtıraları araştırma alt komisyonu, 27 Mayıs ve 12 Mart döneminin tanıklarını İstanbul'da dinliyor. Komisyon, Dolmabahçe Sarayı'nda gazeteciler Ali Kırca, Mete Tunçay ve Kurtul Altuğ'u dinledi. Meclis darbe ve muhtıraları araştırma alt komisyonu üyeleri, sabah saat 10.00'da Dolmabahçe Sarayı'na geldi. Komisyon üyeleri, ilk olarak gazeteci Ali Kırca'yı dinledi.
Bir saat süren görüşmede, Kırca'ya 12 Mart muhtırası dönemindeki tanıklığına başvuruldu. Ali Kırca, komisyon üyelerinin sorusu üzerine "Bu dönemde çok konuşulan Devrimci Subaylar Bildirgesi'ni kendisinin yazdığını söyledi.
Daha sonra gazeteci ve siyaset bilimci Mete Tunçay ile gazeteci Kurtul Altuğ komisyon tarafından dinledi. Şu sıralarda Emine Gürsoy Naskali ve Nilüfer Bayar Gürsoy ile biaraya gelen komisyonun, gün içerisinde Orhan Birgit, Hüsamettin Cindoruk, Sönmez Sargan ve Mahir Kaynak'ı da dinlemesi bekleniyor.
İŞTE KIRCA'NIN 'YAZDIM' DEDİĞİ BİLDİRİ
“Halkımıza bildiririz! Senden yana olanları bir bir vurmaya başladılar. Yiğit halkım. Önce Vedat’ı öldürdüler. Alacakaranlıkta. ‘Bağımsız Türkiye’ demişti Vedat. Sonra Mehmet’i vurdular, sonra Taylan’ı. ‘Türk halkı ezilmekten kurtulsun.’ demişti Taylan’la Mehmet. Sonra bir gece bir başka Mehmet, sonra bir gece bir yiğit Battal. Sandılar ki, durdururuz ihanet barikatlarıyla bu coşkun seli. Sandılar ki, söndürürüz salyalarımızla, yanan ateşi. Oysa söner miydi bu kızgın ateş? Durur muydu Milli Kurtuluş Savaşımız? Bu savaş şunun bunun değil ki, dursun. Bu savaş bir avuç insanın değildi ki, dursun. Bu savaş senin; bu savaş ezilenlerin. Bu savaş Mustafa Kemal’in savaşı; ama yetsin artık bu alçakça katliam, bitsin artık bu zulüm. Sahipsiz bildikleri Devrim’i köşe başlarında yok etmeye kalkanların karşısına yeni Mehmet’ler, yeni Vedat’lar, yeni Taylan’lar dikilecektir. Bunu bilsinler. Bunu anlasınlar ezenlerin kulakları. İplerini tutan elleri kıracak güçler de vardır Türkiye’de. Meydan boş değildir. Tüfeklerimizdeki mermi, mermilerimizdeki barut, yüreklerimizdeki ateş yeter size. Milli Kurtuluş Savaşımızın en büyük dayanağı yiğit halkımızsa, onun yumruğu devrimci gençliktir. Onun yumruğu bizleriz. Gece yarılarından alacakaranlıklarda, gençliğe sıkılan kurşun gerçekte Mustafa Kemal’e sıkılıyor. Yiğit halkım, tabancayı tutan bir uşaksa eğer, tetiği çeken seni ezen, tetiği çeken seni sömüren, senin yoksulluğundan yana olandır. Bağımsız Türkiye diye vuruldular. Yüce Türk halkı, senden yana olanları vuranlara, ‘Artık yeter, dur!’ diyoruz ve devrimci şarkımızı bir kere, bin kere daha birlikte söylüyoruz.
Ne değişir, isterse kesilsin devrimcilerin başları birer birer. Oysa bir yasadır bu, mümkünü yok! Devrimciler ölür, devrimler sürer.”