Ali Gav Zaviyesi’nin Bilinmeyen Yönü

Ali Gav Zaviyesi’nin Bilinmeyen Yönü

Konya, tarihinin derinliklerini inildikçe birbirinden gizemli olaylar, ve durumlarda ortaya çıkıyor.

 Konya’nın tarihinde çok önemli yer tutan Ali Gav Zaviyesi ve Mahmudiye Medresesi işte bu gizemli olayların yaşandığı yerlerden bir tanesi. Konya’nın tarihinde de çok önemi sahip bu yer halen araştırmalara konu oluyor ve bilinmeyen gizemleri çözülmeye çalışılıyor. Ali Gav Zaviyesi, şimdiki Kılıçarslan Meydanının arkasında bulunuyor. Konya için önemli olan bu tarihi yapı şu an Konya Büyükşehir Belediyesi KOMEK kurs merkezi olarak hizmet veriyor.

ali-gav-(6).jpg

ali-gav-(15).jpg

ali-gav-(16).jpg

ali-gav-(15)-001.jpg

 

İŞTE ALİ GAV ZAVİYESİ

Zamanında bir çok olaya tanık olmuş ve gizemli olayların yaşandığı Ali Gav Zaviyesinde çeşitli olaylar meydana gelmiştir. Bunlardan bir tanesi, Zaviyede bir zamanlar derbeder ve kötü huylu Bektaşiler oturdukları için burada bir cinayet işlenmiş, oturanlar oraya getirdikleri ibradalı bir sandık eminini öldürmüşlerdi. O vakit Konya da vali bulunan Avlunyalı Ferid Paşa zaviyeyi, eski Konya mebusu ve şer'iye vekili Hadimli Hoca Mehmed Vehbi ibn Hüseyin'e vermiş O da hayır sevenlerin yardımı ile burasını tadilat yaparak, kerpiçle bir medrese haline getirmiş ve Paşa da; Mahmudiye Medresesi adım vermiş. Ferid Paşa o sırada teftişe çıkmış. II.Sultan Mahmucfun Bektaşilik imha ettiğine işaret etmek için de adına Mahmudiye demiş. Konya Vakıflar Müdürlüğü'ndeki bir numaralı defterin 134. sahifesinde 1318 yılı Recebinin 20'nci günü yapılmış Türkçe bir vakfiyesi vardır. Vakfiyeye göre buraya dört oda yapılmış ve ayrıca 1000 kuruş da vakfedilmiştir. Müderrislik ve tevliyet sağ oldukça kendisine ait olacak. Burada şöyle bir kayıt da vardır: Aligâv Tekkesi derûnundaki vakıf arsa üzerine inşa olunan medrese.

ali-gav-(21).jpg

ali-gav-(23).jpg

ali-gav-(26).jpg

ali-gav-(28).jpg

 

ZAVİYENİN MİMARİSİ

Batıya açılan çift kanatlı kapısının üstünde tâlîk ile şu üç satırlık Kitabe bulunmaktadır. Kapıdan girince sağda yüksek dershane ve solda önleri tahta direklerin tuttuğu damlarla örtülü kerpiç odaları vardır. Ben medresede 12 odalıdır. Eski zaviyenin asıl yapısından kalan parça medresenin kıble dilini tutmaktadır. Burada yanlarında iki yuvarlak kubbeli iki kanadı bulunan önü sonradan kapatıldığını tahmin ettiğim eyvan şeklinde beşikörtüsü bir türbe vardır. Türbeni n düz başlıklı iki mermer sütunu üstünde yükselen ve sekizer yüzlü tonoz kubbeli bir methali vardır. Türbeden kıble tarafına bir pencere açılmaktadır. Türbenin solundaki kubbeli oda mescit olarak kullanılıyormuş. Sağdakinin kubbesi bakımsızlıktan çökmüş, son zamanlara  kadar içinde oturan eski müderris burasını matbah haline getirmiştir. Türbenin içinde tek tahta sandukalı bir yatır vardır. Altında cenazelik bodrumu bulunup bulunmadığı ancak ufak bir kazı ameliyesiyle meydana çıkar. Konya Selçukluları'nın ilk zaviye tiplerinden birisini yaşattığı için mimarlarımız tarafından dikkate alınmalıdır. Türbesinde ve yanlarındaki odalarda hiçbir çiniye ve çini izine rastlanmamaktadır. Zaviye, avlısının ortası, açık ve dört tarafında odalar bulunan bir plan üzerine yapılmıştır. Şu an zaviyenin açık bulunan üstü çam kubbe ile kapatılmıştır. Günümüze kadar ulaşan Ali Gav Zaviyesi, tarihinden bu güne kadar bir çok tadilatlar ve restoreler görmüştür.

ali-gav-(29).jpgali-gav-(31).jpg

 

ali-gav-(34).jpg

ali-gav-(37).jpg

 

Türbenin kıblesi mezarlıktır, şimdi burada birkaç mezar taşı kalmıştır. Bunlardan birisi de Ali Kemter Dede'nindir. Ali Gâv, bir zamanlar bulunduğu mahalleye kendi adını vermişti. Konya sert Sicil Defteri'nin 9. sahifesinde Ali Gav Mahallesi'nin olduğunu görüyoruz. III. Murad zamanında tespit edilen Konya mahalleleri arasında Mahalle-i Ali Gâv ve nam-ı diğeri Postpûş’de vardır. Bir başka kayıtta da bu mahalle ve bu zaviye Postinpuş adını alıyor. Farsça 'hayvan derisi = pösteki' demek olduğuna göre 'postpuş, postinpuş pösteki' post bürünen, örtünen manasına gelir.

Karaman Defterdarı Mustafa Efendi'nin 992 yılı Zilhiccesinin başlarında yaptığı Konya yazımında ise zaviye ile ilgili bazı ipuçları bulunuyor. Buna göre; Gerek Fâtih, gerek, Murad zamanlarında zaviyenin adı Ali Gâv Zaviyesi''dir. Fâtih'in zamanında Derviş Hasan burada şeyhti. Zaviyenin yanında dolaplı bir bahçe vardır. 1476 yılında Konya'da vali bulunan şehzade burasını kiralayarak Has Bahçe yapmış.

Murad defterinde şehzade Selim'ın zaviyenin yanındaki bahçeyi saraya ilhak ettiği anlaşılıyor. Demek ki zaviyenin yanında Konya'da valilik yapan şehzadelerin bir sarayları vardı. Selçuklular ye Karamanoğulları'ndan devr alınan bu saray Akind Sarayı adını taşıyordu.

 

Bilinmeyen şahıs ‘Ali Gav’

1285 yılı Salnamesi’nde adı geçen velilerden olan Ali Gav Sultan kimdir, ne zaman yaşamıştır bu konuda tam bir bilgi veya geçerli belge şu ana kadar bulunamamıştır.

“Gâv” Farsça’da öküz demektir. Anlatılan menkıbeye göre,  Selçuklu ordusu Konya’yı kuşatır, fakat bir türlü şehri alamaz. Ordudan bir asker veya Ali Gav Tekkesi’nde yatan bir derviş, bir gün öküz postuna bürünerek, şehrin sığırları ile birlikte içeri girer ve gece karanlığında kale kapılarını açarak şehrin Türk askerlerince fethedilmesini sağlar. Bu kahraman, Ali Gav Sultan’dır. Önder’e göre de Ali Gav, zaviyenin banisi, zaviyenin şeyhi veya müderrisidir. Bu dede öldüğü zaman da buraya gömülmüş.Bu, Gâvın Öküz manasına geldiğini bilen bir adam tarafından mı uyduruldu? Yoksa at içinde Turova'yı fetheden kahramanlar gibi Ali Dede'de öküz postuna girerek Konya Kalesi'nin Türk askerine açılmasını mı temin etmiştir? Bu zaviyeye verilen Postinpuş (pösteki bürünen) adı da bu hikayeyi destekliyor. Konya da bir Kürkçüler Hamamı vardı. Birçok vesikalarda bunun adı Kürkçü' Farsça ifade edilmiştir.  Ali Gav’a niçin bu ad verildi? Bu, hakikaten Konya fâtihleri arasında mıdır? Bunun şimdilik kesin olarak halen bilinmiyor.  Ali Gâv Zâviyesi, mimari ve kuruluş özellikleri nedeniyle, XII. yy. sonu ve XIII. yy. başlarına ait olabileceği düşünülmektedir. Zâviye, aynı zamanda Mahmudiye Medresesi olarak bilinir. Bununla ilgili olarak, zâviyenin batıya açılan çift kanatlı kapısının üzerinde yer alan fakat bugün Konya Müzesi’ne kaldırılmış olan kitabesinden önemli bilgiler öğrenmekteyiz. Bu kitabe hakkındaki bilgileri İ.H.Konyalı, Konya hakkındaki kitabında aktarmaktadır. Buna göre: Zâviyede bir zamanlar derbeder ve kötü huylu Bektaşiler oturdukları için burada bir cinayet işlenmiş, oturanlar oraya getirdikleri İbrada’lı bir sandık eminini öldürmüşlerdir. O vakitler, Konya’da vali bulunan Avlonya’lı Ferid Paşa zâviyeyi, eski Konya mebusu ve Şer’iyye Vekili Hadimli Hoca Mehmed Vehbi İbn-i Hüseyin’e vermiş, bu kişi de hayır severlerin yardımıyla burasını elden geçirterek medrese haline getirmiştir. Bundan sonra da, II. Mahmud Bektaşiliği yasakladığından dolayı bu zâviye, Mahmudiye Medresesi olarak isim değiştirmiştir. Bu sebeple de zâviye aynı zamanda bu adla da bilinir. Servet R. Çolak – Memleket 

ali-gav-(40).jpg

ali-gav-(42).jpg

ali-gav-(43).jpg

ali-gav-(47).jpg