Durali Göğüş

Durali Göğüş

AKLI KIT NASİPSİZLER…

Varlık âleminin en yücesi ve mükemmeli olarak yaratılmıştır insan. Allah'ın ona bahşettiği en büyük nimet olan akıl ile değer kazandığını bilmeyenimiz hemen hemen yok gibidir.

İnsanı her çeşit faaliyetinde doğruyu yanlıştan, iyiyi ve güzeli çirkinden ayıran bir güçtür akıl. Ahlaki, siyasi ve estetik değerleri belirlemede en önemli fonksiyona haizdir. Aklı doğru düşünme ve kullanma üzerinde durmuştur Kuran-ı Kerim.

Akılla ilgili durum bu iken zihnimizde , heybetli bir dağ ve içinden kayalıklardan yol bularak yırtarcasına dünyaya akan çağlayan canlandıralım.

Bu dağı gezegenimizde ki mevcut; insan, ülke, topluluk cemiyet, cemaat ve millet diye tasavvur edelim zihinlerimizde.

Bu küresel dünya ekseninde ülkemizi bir çağlayan, şelale kabulü ile devam edelim şimdi.

Artık son çeyrek asırda,dünya tarihinde üç kıta yedi düvele nam salmış bir medeniyetin torunları olarak çağlayan faaliyete geçmiştir. Kayalaşmış küresel vahşi medeniyeti yırtarcasına öyle kuvvetli, öyle şiddetli kendisini göstermektedir ki,önüne ne tür engel çıkarsa çıksın, topunun üstesinde gelip aşmaktadır. Engelleri sağa sola savurarak kendine yol bularak, adil bir medeniyet akışını sürdüren bir ırmak olarak devam etmektedir. Özgürce geleceğe, mahzun coğrafyalara ulaştığı yerlere bir umut, bir ışık ve bereket, nimet olarak huzur vermektedir.

Yoluna kahramanca, cesurca tüm ihtişamıyla devam eden bu ülkenin akış istikametine ayak uyduramayanlar var. Irmak yolundan sağdan, soldan  ego ve nefisleri akıllarının  önünde koşturanlar var ne yazık . Küçük oyuk ve çatlaklar bulup yönünü oraya buraya saptıran cılız ve zayıf kaçaklar mevcut.

Bu küçük ,dar ve bağnaz  akıntı az ilerde kendinin yutulup kaybolacağını bilmeden sapanların istikametinde akıp gitmektedir.

Siyasetin son döneminde, çağlayarak akan çoşku karşısında , şer cephesinde yer alan zavallılar var. Kuvveti ve gücü  kendinden sanan, sağa sola savrulan, çapı ve debisi sıfıra yakınlar var.  Bir hevesle akan Pınarcıklar az zaman sonra yok olacaklar, tecrübe böyle diyor çünkü.

Kişisel hesap ,makam, mevki heveslileri bir damla gibi havaya sıçrayıp buharlaşıp gitmişler, gideceklerdir.

Tüm uyarılara,nasihatlere kulak tıkadılar, dinlemediler. Akıllarına güvendiler, akıl sahibini unuttular. Şeytani ve nefsi oyunlara alet olup devrin en ihtişamlı çağlayanına  ihanet ettiler.

Bu kutlu akışın önüne çıkartılan  hain ‘’15 Temmuz  Destanı’’anma programı, vefa ve minnet birlikteliğine katılmadılar. Yıllarca Ayasofya sloganı atıp, samimiyet testinde sıfır çeken, akılsızlar gelemediler.

Seksen altı yıllık  Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi açılışı coşkusuna dahil olamadılar. Ezanı dinleyemedi kulakları. Kalpleri aşkla ağlayamadı. Mahşeri insan selini göremedi gözleri.

‘’Olimpos Dağı’nın çocuklarıyla Hira Dağı’nın çocukları arasındaki savaş’’ devam ediyor sanki…

Aklın kelime anlamı haddini bilmektir. Akılları yetmedi erdemlilerden olmaya.

İnsanı, hakiki akıl mahlûk olmaktan kurtarır. Akıl, edebini ve kendini bilmek iken bunlar kendi hiçliğini ve acziyetini seçtiler.

‘’İş kalpte, akıl hiçbir işe yarmaz.’’ 

Ve sonuç;

Akıl kıt ve Nasipsizlik…

İstikamet Rabbine kul…

Resulüne ümmet olabilmek şuuruyla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum