AK Parti'ye bir cephe de cemaatten mi?

AK Parti'ye bir cephe de cemaatten mi?

Vehbi Hakkıoğlu, “Ne oldu da yıllarca eleştirdiğimiz bazı cemaatlerin uygulamaları bizlerde de oluşmaya başladı?” diye soruyor…

İLGİLİ HABER

Vehbi Hakkıoğlu


Muhterem Nureddin Coşan Hoca Efendiye iletilmek üzere

Allahın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…

"SEÇİM 2011 ÖZEL" başlıklı yazınızı www.memleket.com.tr’de haber olarak okudum. İnanamadım. www.iskenderpasa.com adlı internet sitesine girerek aynı mesajı orada da okudum, şaşırdım, hayretler içerisinde kaldım. Sitenin bir saldırıya maruz kalmış olduğunu, yazının irade ve istem dışı olarak birileri tarafından konulmuş olabileceğini düşündüm... Konya’da cemaatten tanıdığım birkaç arkadaşı telefonla arayarak, işin aslını esasını öğrenmeye çalıştım. Yazının site yetkililerince konulmuş olduğunu, ayrıca AKRA FM’de mesajın saat başı okunduğunu anlayınca dondum kaldım. Ne diyeceğimi ne yapacağımı şaşırdım. Arayıp, görüşme fırsatı bulduğum arkadaşlar ve cemaat müntesiplerinin de aynı şaşkınlık içerisinde olduğunu gözlemledim. Verebilecek bir cevaplarının olmadığını, konuyu irdeleyip, dedikodu yöntemine girmenin doğru olmadığı gerekçesiyle bazı kardeşlerin “ketum” davranmasını da hoşgörüyle karşıladım...

Hocaefendinin uzunca bir süredir yurt dışında olması, Türkiye sevdası ve vatan özlemi, duygusal bir yaklaşımla böyle bir yazı kaleme almış olmasına sebep olabilir. Belli ki; ülkemizde yaşanan olaylar, içinden geçtiğimiz kritik günler Hocaefendiyi derinden üzmüş ve yaraya merhem olma kabilinden böyle bir yola başvurmuştur.

Biliyor ve inanıyoruz ki tarikatlar, cemaatler siyaset üstüdür. Bir partinin, bir siyasi organizasyonun oy depoları değildir. Partilerin siyasetteki çizgilerine, tüzüklerine, halka olan yaklaşımlarına ve siyasetteki genel prensiplerine göre her müntesip kendi düşünce ve fikri yapısına uygun olan parti veya partilere oylarını verirler.

www.iskenderpasa.com’da okuduğumuz, bir partiyi işaret eden, ekseriyetin görüşlerine, düşüncelerine ve fikri yapılarına ters düşebilecek bir zihniyetin desteklenmesi yönündeki telkinler alışık olmadığımız, pek fazla tanık olmadığımız konulardı.

Bu tür işaret ve telkinlere yıllar boyu diğer bazı cemaatlerde şahit olmuştuk. Eleştiri ve tenkitlerimizi yönelttiğimiz bu cemaatlerle, kendi tanıdığımız, bildiğimiz ve muhibbanı olduğumuz İskenderpaşa cemaati arasındaki farkı devamlı olarak göre gelmiştik...

Ne oldu da; bu kalite farkı ortadan kalktı?

Ne oldu da yıllarca eleştirdiğimiz bazı cemaatlerin uygulamaları bizlerde de oluşmaya başladı? 

İyi niyetli, samimi duygularla kaleme alındığından şüphe etmediğimiz bu yazı, derin bir anlam ve mana taşıyan cümlelerle süslenmiştir. Yalnız bizi düşündüren ve hatta üzen husus; mesajın bütünlüğü içerisinde vermeye çalışılan mana, yani murad olunan anlam ile halk üzerinde yarattığı algının farklı olmasıdır. Gazete haberine yapılan yorumlardan ve konuştuğumuz arkadaşlardan edindiğimiz kanaat böyle bir algı oluştuğunun kanıtı olacaktır. Algının özü; başta dış mihraklar olmak üzere, askerinden siviline, derin yapı olarak adlandırılan Ergenekon’undan tutun da bugüne kadar muhafazakâr kesimin çok çektiği 5’li çete oluşumuna, CHP’lisinden BDP’lisine, MHP’lisinden PKK’lısına kadar birçok kesimin alt etmeye çalıştığı, yıkmak için uğraş ve savaş verdiği AK Parti’ye bir cephe de cemaatten (Hak-Yol) açılmış olduğu şeklindedir.

2003 yılından beri ülke yönetiminde olan AK Parti’den bazı şikâyetlerimiz olabilir, beklentilerimizden birçoğu gerçekleşmemiş olabilir. Hatta beğenmediğimiz, hoşumuza gitmeyen birçok icraatı da mutlaka vardır. Ancak tüm bu olumsuzluklar; daha iktidar koltuğuna oturdukları ilk günden itibaren, AK Partiyi ortadan kaldırmaya niyetlenen, hükümeti yıkmayı hedef alan, AK Partisiz hükümet modelleri ve senaryoları üreten, bu yönde çaba gösteren ve savaş içerisinde olan ihanet şebekelerinin “değirmenine su taşımamızı” gerektirmez.

Algının bir başka boyutu da; son zamanlarda ortaya çıkan çirkin görüntülerin yer aldığı kasetler ve bunun doğal sonucu muhafazakâr kesimde yarattığı infiale rağmen MHP’ye kol kanat geriliyor olması. (Cemaat müntesiplerinin birçoğunun AKP başta olmak üzere BBP, SP ve HAS Partiye oy verdiği bilinen bir gerçek iken MHP'nin işaret edilmesi) MHP hakkında özellikle partinin kendi muhafazakâr tabanında bile bir isyan bir başkaldırı başladığı ve MHP’nin tutumunun, davranışlarının, muhafazakârlığının sorgulandığı bir ortamda “Bozkurtlara fırsat ver, yol ver, OY ver…” kabilinden bir mesaj olumlu karşılanmamıştır.

Bu algı ve algının oluşturduğu hareketlenmenin başta cemaat olmak üzere birçok kesime zarar vereceği, telafisi zor sonuçlar doğuracağı kaçınılmaz olacaktır. Cemaatin bölünmesi veya bölünmüşlük görüntüsü vermesi kabul edebileceğimiz bir sonuç olmasa gerek. Görüştüğümüz ve konuştuğumuz birçok kardeşimizi üzüntüye ve ızdıraba sevk eden şey ise; AK Parti’nin yarım puanlık, bir puanlık, kaybına neden olacak bir sonuçtan çok, cemaatin ağırlığını kaybedeceği, yok sayılacağı, cemaat arasına tefrika gireceği yönündeki endişelerin hâkim olmasıdır.

“Bozkurtlara fırsat ver, OY ver…” denilen yazı kaleme alınmadan önce yapılıp yapılmadığını merak ettiğimiz hususlar;

Cemaat müntesiplerinden ve muhibban olarak kendini ifade eden kesimden birçok arkadaşın, birçok kardeşin, başta AK Parti olmak üzere bazı siyasi partilerde görev aldığı, aktif olarak çalıştığı bir gerçek.

— Durum böyleyken, genel bir tavır ve ilke olarak “kardeşlerin” böyle bir organizasyonda yer almamaları yönünde bir telkin veya uyarı yapılmış mıdır? 

— Varsa görev alan arkadaşların bu görevlerini bırakmaları yönünde talepler olmuş mudur?

Seçimler öncesi ve aday belirleme sürecinde, “Bozkurtlara fırsat ver, OY ver…” diyerek işaret edilen parti ile bir görüşme yapılmış mıdır?

Kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiği yönünde uyarılar olmuş mudur?

Aday belirleme sürecinde, tabanın ve muhafazakâr kesimin rahatsız olacağı adaylara listelerde yer verilmemesi yönünde ricalar var mıdır?

Muhafazakârların taleplerini rahatça yerine getirebilecek, bu taleplere katkı sağlayacak aday önerisi olmuş mudur?

“Görüşme”, “uyarı”, “rica” ve “öneri” varsa, bunlar parti içinde “makes” bulmuş mudur?

“Bozkurtlara fırsat ver, OY ver…” derken gözden kaçırıldığını düşündüğümüz birkaç nokta;

Yukarda birkaç cümleyle ifade ettiğim gibi AK Parti iktidarına karşı topyekûn imha planı uygulandığı bir ortamda;

 —Haydi! Yalnız bırakmayalım meydanda özgürlükler vaad edegelen arkadaşı… diyerek iyi niyet gösterisi sergilediğimiz “arkadaş”ı zayıf ve güçsüz bırakarak sırtlanların, çakalların, önüne atmak doğru mu?

— Böyle bir mesaj; “arkadaş”ın hafif bir sendelemesinde bile üzerine üşüşecek leş kargalarına yem olmasına göz yumup “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma” ihtimaline yol açmıyor mu?

— İktidarı indirme, en azından zayıflatma adına her türlü yalanın, iftiranın, spekülasyonun ve karalama kampanyalarının caiz görüldüğü bu oyunda “bozkurtlar”ın lideri de dâhil olmak üzere her kesim rol almışken, son darbeyi vurmaya yeltenen “başrol” oyuncusu olmamız bize ne kazandıracaktır?

“Fırsat vermemiz, OY vermemiz” işaret edilen MHP’yi anlamaya çalışacak olursak.

HANGİ MHP?

1999 seçim sonuçlarına göre 2. olan ve Başbakanlık makamı kendisine “Altın tepsi” içinde sunulduğu halde, bu sorumluluğu üstlenemeyen, sorumluluk almaktan kaçınan, Rahşan Hanım’ın kendileri hakkında söylediği o kadar hakarete rağmen DSP hükümetine yama olan bir MHP mi?

Merve Kavakçı’nın başörtülü olarak Meclis’e girme savaşı verdiği anda, kendi başörtülü Milletvekili Nesrin Ünal’ın başını açtırarak daha ilk anda başörtüsü konusunu ıskalayan bir MHP mi?

Başörtüsü konusunda “Ürkeğe değil, erkeğe oy ver!..” söylemiyle iyi bir ivme yakalayıp, meclise girince bu konuyu bir daha gündemine alamayan, DSP yanında “Kuzu”ya dönüşen bir MHP mi?

12 Haziran seçimlerine dönük aday belirlemesinde hiçbir özen göstermeyip, alacağı birkaç oy uğruna, tabanıyla örtüşmeyen, tabanını rahatsız edecek aday göstermekten geri durmayan MHP mi?

Rezil kaset görüntüleri sonucu partiden ayrılmak zorunda kalan 10 tane üst düzey yöneticiye ek olarak, hükümeti devirme ve seçilmiş hükümeti askeri yöntemle alaşağı etme suçlamasıyla yargılanan, muhafazakâr yaşantıları nedeniyle emri altındaki personeli fişleme emrini verdiği deşifre olan E. A.’lı bir MHP mi?

İki Genel Başkan Yardımcısının istifasıyla sonuçlanan ilk iki kaset sonucu, Sn. Bahçeli İstanbul aday tanıtım toplantısında “Bu tür başka kasetleri olanlar varsa bırakıp gitsin, partiyi terk etsinler” diye net bir mesaj vermişti. Partide temizliği işaret ettiği konuşmadan sonra ortaya çıkan 8 kaset daha var yönündeki iddialara cevap olarak “Bu tehditler bize işlemez. Ne olursa olsun sorumluluğu üstleniyorum. Bu adaylarla yolumuza devam edeceğiz, hiçbirinin istifasını istemeyeceğim, istifa etseler bile kabul etmeyeceğim” diyen lideri olan bir MHP mi?

… sıralama imkanımız olan birçok madde daha…

Sonuç olarak özetleyecek olursak;

Yazı ve mesaj okunmakta, herkes kendine göre bir değerlendirme yapmaktadır. Elbette harfiyen emir telakki edip, bu minval üzere oyunu ilgili partiye verenler olabileceği gibi, “aklını kullanıp” başka partilere oy verenler de çıkacaktır. Farklılıkları ayrışma olarak görmemeliyiz. Farklı tavırları emre itaatsizlik olarak algılayıp, cemaatten dışlama yoluna gitmemeliyiz. Böyle bir şeyin iması dahi, yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilecek, ayrışmanın tohumlarının yeşermesine zemin hazırlayacaktır.

Üzerime pek de vazife olmadığı halde, böyle bir yazı ile vaktinizi almış olmaktan dolayı affınıza sığındığımı belirtmek isterim. Olumlu veya olumsuz yankılarının olacağını bildiğim bu yazıma ve değerlendirmeme gönderilebilecek cevabi yazı beni mesut kılacaktır.

Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’ü Teala, bu konuda da bizlerin en büyük yardımcısıdır.

Selam saygı ve hürmetlerimle...