Aile ve Toplum İlişkileri konuşuldu
Konya Sivil Toplum Kuruluşları’nın Alanya Bera Otel’de düzenledikleri 9. Ufuk Turu Toplantıları’nın ikinci oturumu yapıldı
Konya Sivil Toplum Kuruluşları’nın Alanya Bera Otel’de düzenledikleri 9. Ufuk Turu Toplantıları, bugün gerçekleştirilen ikinci oturumunda Aile ve Toplum İlişkileri konuşuldu. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Ahmet Battal yaparken, panelistliklerini Aile ve Ekonomi konu başlığıyla Prof. Dr. Alper Güvel, Aile ve Medya konu başlığıyla Dr. Enderhan Karakoç, Aile ve Şehir konu başlığıyla Doç. Dr. Köksal Alver yaptı. Programa çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra AK Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun ve 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna da katıldı.
BATININ MEDENİ KANUNU AİLEYİ BAĞLAMAMALI
Boşanmaları incelemenin aile içindeki köklerin sağlamlaştırılması için referans olduğunu ve bununla birlikte aile meselelerinin daha iyi anlaşılması için yol gösterici olduğunu belirterek sözlerine başlayan Battal, “Boşanmaların anne ve babalarla birlikte çocukların diri diri mezara gömdüğünü fark ettim. Bunun üzerine boşanma sebeplerini tek tek tasnif etmeye başladım. Bizler batıdan alınmış bir medeni kanunla aile kurumunu inşa etmeye başlamışız. Aile arasına hukuk girmeli mi? Bence girmemeli. Mutlaka aileler içinde de hukuk olmalı ama bu bizim kültürümüze, dinimize ve geleneğimize uymayan bir medeni kanunla bu olamaz. Ailede mutlaka hep bir reis olmuştur. Ama günümüzde çıkarılan kanunlarla bu reislik yok edilmiştir. Bunu ancak bir sosyal Darvinist kabul eder. Peygamber efendimiz ‘Eğer üç kişi yola çıkmışsanız mutlaka aranızda birisini kavvam seçiniz’ der. Kavvam, Kur’an-ı Kerim’de de geçen bir kelimedir. Bu aileler için de geçerlidir. Eğer ailede kavvamlığın olmaması gerektiğini belirten bir kanun aileyi yönetmek için referans alınırsa bu aile kurumunun temeline dinamit yerleştirmek anlamına gelir” dedi.
EKONOMİK BAĞIMSIZLIK SORUMLULUKLARI UNUTTURDU
“Aslı anlamayana teferruat fayda vermez” diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Alper Güvel, Aile ve Ekonomi başlığıyla konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ulus devletin giderek buharlaşması bizi ürkütüyor. İlkokulda öyle formatlandık ve hala öyle devam ediyor. Hepimiz milli duyguları içimizde barındırıyoruz. Peki bu nasıl açıklanır? Bizim gibi paradoksal olsa da aynı anda hem geleneksel değerlerine hem ulus devlet kurgusunun politik değerlerine hem de modern ekonomik rekabetin gerektirdiği değerlere bağlı karar alma iyi düşünülmeli. Diğer ailelerin gelişimi, geçirdiği evrim kötü müydü? Belki değildi. Ama bulunduğumuz çağın değişmesi ve farklı bir evrime gitmesi de şu an bulunduğumuz hali kötü yapabilir. Ekonomik gelişmişlik bir yerde liderliği de belirleyebiliyor. Mesela baba eve para getirdiği için evin reisi olarak kabul edilir. Tabi bu günümüzde içi doldurulamayan bir konu olarak karşımıza geliyor. Sanayi devrimiyle başlayan ekonomik bağımsızlık meselesi aile içinde bireylerin birbirine karşı sorumluluklarını unutmasına neden olabiliyor. Bunun sebebi de belki o bahsettiğimiz ulus anlayışıyla örtüşemediği için sorunlar oluşuyor” diye konuştu.
ŞEHİR AİLEYE AYNA VAZİFESİ GÖRÜR
Doç. Dr. Köksal Alver de Şehir ve Aile konu başlığıyla yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Evin bizim için, insan için, hangi manaya geldiğini inceleyerek aileye odaklanmak gerekiyor. Şehre ne oluyorsa aileye de etkisi mutlaka oluyor. Şehir, öncelikle bir biçim. Fakat biz daha çok biçimsel özelliğine itibar etmişiz. Şehir aynı zamanda bir düşünüşün bir, iradenin taşlarla yapılarla dile gelişidir. Aile ile şehir arasındaki bağı kurmamın sebebi bu. Eğer ilişki veya ilişkiler yoksa bu bağlantı zaten kurulamaz. Tarihsel süreçlere baktığınızda hiçbir şehir olduğu gibi kalmamış, değişmiş ve bugüne gelmiştir. Her bir dönemin kendine özgün bir kent yaşantısı vardır. Her aile de bulunduğu dönem şartlarında şehrin yapısına uygun olarak hareket eder. Bu gayet doğal ve normaldir. Şehirde ne olmuşsa bu aileye yansımıştır. Ve bugünün dünyasında da bunu bir tespit olarak okuyabiliriz. Aile senli benli ilişkilerin yaşandığı bir ortam. Şehir ise sevsek de sevmesek de insanlara karşı kibar davranmamız gerektiği için sizli bizli diyalogların kurulması gereken bir yerdir. Kentsel ilişkilerin bir yerde ayna vazifesi gördüğü de unutulmamalı. Aile ve şehir ilişkilerini bir arada kavramak gerekiyor.”
MEDYA VE AİLE ARASINDAKİ İLİŞKİ
Medya ile aile arasındaki bağlardan bahseden Dr. Enderhan Karakoç, şöyle konuştu: “Medya konusunda şüphesiz birçoğumuz düzmece ya da propaganda amaçlı yayınlar yaptığı ve gerçekleri çarpıttığı yönünde düşünceler dile getiririz. Olumsuz olarak ifade edilen bir takım özellikler medyada ne kadar vardır? Bunu inceledik. medyanın aile bireylerini ne boyutta etkilediği yönünde çeşitli şeyler söyleyebiliriz. Ama olumsuz olarak ifade ettiğimiz şeylerde hiç de haksız sayılmayız. Modern iletişim araçlarını, özellikle de televizyonun etkilerini göz ardı edemeyiz. Bütün özellikleriyle ele alındığında toplumu tahrik ettiği gibi bir sonuç da ortaya çıkabiliyor. İletişim, verici ve alıcı arasındaki etkileşme ile sağlanır. Kaynaktan gelen bu etkinin alıcılar üzerindeki etkisi ifade edilirken, şüphesiz izleyicilerin yaşam biçimi, sahip olduğu değerler bu etkinin ortaya konulması noktasında önemlidir. Ebeveynler üzerinde değiştirip dönüştürme, bayağılaştırma gibi etkilerini ortaya koyarak aile içerisinde önemli bir yer edinen medya, istediği zaman olumlu, istediği zaman da olumsuz etki bırakabiliyor.”
memleket.com.tr
