Ahırlı bir mahrumiyet bölgesi

Ahırlı bir mahrumiyet bölgesi

Geçtiğimiz hafta yine toroslarda Kuş Ali’nin obasındaydım.Çadırımı kurup bir gece konakladım yanlarında.Benden önce de bir kız arkadaş gelip onlarla görüşmeler yapmış,fotoğraflar çekmiş

Zeki Oğuz

Geçtiğimiz hafta yine toroslarda Kuş Ali’nin obasındaydım.Çadırımı kurup bir gece konakladım yanlarında.Benden önce de bir kız arkadaş gelip onlarla görüşmeler yapmış,fotoğraflar çekmiş.Genç bir kızın kendi başına dağlarda Yörükleri incelemesi ilgimi çekmişti.Adını ve telefonunu aldım çocuklardan.

Konya’ya dönünce aradım görüşmek için.Memnun olacağını ama Ahırlı taraflarına gideceği için görüşmeyi başka bir gün yapabileceğimizi söyledi.
Haziran başından bu yana Ahırlı tarafına gitmek,o civarda eğleşen Cemal Candan ile görüşmek istiyordum.Bana göre Yörük kültürünü geçmişten günümüze taşıyan,gezgin bir Karacaoğlan Cemal Candan.

Birlikte gidip gidemeyeceğimizi sordum,memnun olacağını söyledi.Eski garajda buluştuk.Kısacık saçları,spor giyimi,sırtında çantaları ile tam bir gezgindi.Ayşe H.Tuztaş,Yörüklerle ilgili doktora tezi hazırlıyormuş.Bozkır’a gittik birlikte.Ahırlı bir mahrumiyet bölgesi.Oraya gidecek bir dolmuş yoktu vardığımızda.Bozkır belediyesinde çalışan arkadaşım İsmail Satar’ı aradım.Sağolsun bizi Ahırlı’ya götürdü.

Cemal Candan ile İbrahim Karalı bir kahvenin önünde bizi bekliyorlardı.Birlikte İbrahim’in obasına gidecektik.Çayları içtikten sonra İsmail geri döndü Bozkır’a.Bizde Cemal Candan’ın traktörü ile İbrahim’in obasına gittik.Oba çok yakındı Ahırlı’ya.Hemen yanında da eniştesi Ömer’in çadırı vardı.

İbrahim’i 7-8 yıl önce tanımıştım.O zaman develeri vardı.Develeri satıp bir kamyonet almış.Develer giderken kendimi tutamadım,ağladım,diyor.Annesi Kezban (Kebiz) de onunla birlikte kalıyor.Dört çocuğu var.Eşi Meryem çay demliyor bize.Öteki çadırdan gelen Emine ile Yıldız akşam yemeği için hazırlık yapıyorlar.Yemeğimiz bulgur pilavı,ayran ve karpuz.Biz sohbet ederken bir araba duruyor çadırın yanında.Gelenlerden biri benim tanıdım Yörüklerden biri.Alanya’lı bir cambazı getirmiş.Adam mal satın almak için obaları dolaşıyormuş.

İbrahim kışı Aydıncık Eskiyörük köyünde geçiriyormuş,yazları da Ahırlı taraflarına geliyormuş.Göçerlikten bıktığını,çocuklarını okutmak istediğini,adam gibi bir iskan sağlanmasını istiyor.Sıcak bir damın altında yatalım,diyor.Kimi Yörükler normal eve dam diyorlar.Kendi çadırlarının adı ise ev.

İbrahim’in çadırı Suğla’ya çok yakın olduğu için sivrisinek çok fazla.Sabah kalktığımda sinekten yatamadığını söylüyor İbrahim.Ayşe ise pek şikayetçi değil.

Aslında Cemal Candan’ın obasına çıkıp bir gecede orda kalmaktı niyetim.Yörüklerin hikayesini ondan dinlemek,okuduğu şiirleri kayıt altına almak istiyordum ama kameramın şarzının bittiğini görünce sabah erkenden Ahırlı’ya dönmek zorunda kaldım.

Ahırlı belediye başkanı ile buluştuk kahvenin önünde.Araç durumu uygunsa Dipsiz Göl’e gitmek istediğimi söyledim.Tek aracı varmış belediyenin,onu da Konya’ya göndermiş bir iş için.Çok dertliydi başkan.Eskiden 70-80 bin lira gelirken şimdi onbinlere düşmüş belediyenin geliri.Çalışanların parasını bile veremediğini anlatıyor. Gelen ilk dolmuşa atlayıp Bozkır’a gidiyorum.

Belediyeye gidip İsmail Satar’ı buluyorum.Dipsiz göle gitmek,ayrıca yeni seçilen başkan Mustafa Uyar ile tanışmak istediğimi söylüyorum.
Mustafa Uyar’da öteki belediye başkanları gibi dert küpü.Nasıl tepkili olmasın ki.İlçenin burnunun dibindeki muhteşem Zengibar Kalesi yağmalanıyor.Onlarca köy susuzluktan kırılıyor.Yakından tanığım Kuşça’nın yirmi yıl önce de su sorunu vardı,hala varmış. Başkan anlatırken Kuşça’lı kadınlar geliyor gözümün önüne.Yığılmışlardı ellerinde plastik bidonlarla bir çeşmenin başına.Serçe parmağımdan daha az akıyordu su ve başka da çeşme yoktu köyde.

Başkan sağolsun kırmıyor,kendi arabasını veriyor Dipsiz Göl’e gitmem için.
Arabayı Mehmet Koyuncu (Bozkır’daki namı ile İmam) sürüyor.Hasan Göksu bize rehberlik yapıyor.

Dere,Sorkun,Çağlayan yolundan Torosları aşarak ulaşıyoruz Dipsiz Göl’e.Gölün çevresindeki Hocalı,Çobanlı yaylalarında Manavgat Yörükleri var.Güzel evler yaptırmışlar yaylalara ama hazine arazisi olduğu için jandarmalar tutanak tutuyorlardı.Dipsiz Göl’ün hemen yanında Sülük Gölü var.Bol sülük yetişiyormuş bu gölde.

2002 de bir boğulma olayı olmuş gölde.Antalya’dan dalgıçlar gelmiş ama cesede ulaşamamışlar.Selçuk Üniversitesinden bir ekip dalış yapmış göle,13 metreden sonra görüşün imkansız olduğunu tesbit etmişler.

Bölge etrafı yüksek dağlarla,kayalıklarla çevrili onlarca yaylaya sahip.Dağ ve yayla turizmi için müthiş bir potansiyel var burada.Dağların arasındaki derin vadiler ise eşsiz doğa yürüyüşü alanları.Aygır suyunun geçtiği vadi bunlardan biri.Zengibar ise başlı başına bir zenginlik ama başkanın dediği gibi talan ediliyor.

Toroslar üzerinde zor bir yolculuğu göze alabilirseniz mutlaka Dipsiz Gölü görün derim.Orayı görme imkanı sağladığı için Bozkır Belediye Başkanı Mustafa Uyar’a ve İmam ile Hasan’a teşekkür borçluyum.