AB ve Türkiye Nereye ?
Son iki haftanın Avrupa Birliği değerlendirmeleri
"AB bitti mi? Avrupa Birliği'nden vaz mı geçiliyor? " soruları gündemdeyken son iki haftada gelen AB çıkışları, "AB hala gündemimizde" dedirtti. Politikacılar, AB konusunda en çok "Gümrük Birliği" nden şikayet ediyorlar. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da "AB' ye gerekirse rest çekeriz, gerekirse jest yaparız" diyor.
İşte son iki haftanın AB çıkışları:
25 MART 2013- ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN:
" 23. FASLIN BAŞINA GELENLER, PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ"
"23'üncü faslın (yargı ve temel haklar) başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Türkiye katılım müzakereleri için 2005 yılında tarama sürecine başladı ve 2006 yılında bu süreç tamamlandı. Aradan geçen 7 yılda AB Komisyonu Türkiye'ye (bu fasılla ilgili) ne istediğini söylemedi, ne talep ettiğini resmen bildirmedi. Zaman zaman burada Türkiye, reform süreci yeterince hızlı ilerlemediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Ben de soruyorum: Bizden ne istediniz de karşılığını bulamadınız."
"AB REÇETE YAZMIYOR, SONRA DA İLAÇLARI NEDEN KULLANMADIN DİYOR"
Ergin, AB'nin tavrını reçete yazmadan "bu ilaçları neden kullanmıyorsun" diyen doktora benzetti.Ergin, AB ve Türkiye'nin ortak geleceğinde "Önümüzdeki dönemde Avrupa jeopolotik olarak ilgili, ekonomik olarak dinamik ve kültürel olarak çoğulcu mu olacak yoksa atıl, statik ve farklı kültürlere kapalı mı kalacaktır-" sorusuna verilecek cevabın önem taşıdığını belirtti.
28 MART PERŞEMBE- BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN:
AVRUPA BİRLİĞİ BORÇ KRİZİ NE OLACAK?
“Avrupa ülkelerinin en büyük açığı siyasi liderlik açığı. Bugün ne yaparım ki on sene sonra bu ülke düzlüğe çıkar diyen siyasetçi yok. Bugün atılan adımın iki sene sonra çok büyük maliyet olabilir. Bunu düşünen bir siyasi lider yok. Avrupa Birliği’nin bir çok ülkesi bu güveni sağlayamadı”
28 MART 2013- KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ:
"HALA TÜRKİYE' YE VİZE UYGULUYOR OLMALARI HAKSIZLIK"
"Bugün Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ne sahip bir ülke. AB ile mali işbirliğinde ileri düzeye giden bir ülke. Sermaye, turizm hareketlerinde aynı şekilde... Türkiye'den her yıl on binlerce vatandaşımız, gencimiz, hocamız, meslek erbabımız Avrupa'ya gidiyor veya Avrupa'dan muhataplarını Türkiye'de misafir ediyor. Bütün bunlara baktığımızda halen Türkiye'ye vize uygulanıyor olması büyük bir haksızlıktır. Hiçbir şekilde rasyonel olarak izah edilemeyecek bir durumdur. AB'nin bu konudaki politikasını, neresinden bakarsanız bakın hukuki, ekonomik, geçmiş tahattütleri ile bakın, diğer ülkelere davranış tarzına bakın, mutlaka gözden geçirmesi gerekiyor. Burada oturum hakkından bahsetmiyoruz, oturum hakkı ayrı bir şey gelecekle ilgili bir şey.
İnsanların serbest dolaşımından bahsediyoruz. Avrupa başka türlü büyüyemez. Dar bir zihniyete sıkıştırılmış, dar bir kimlik tanımına sıkıştırılmış bir Avrupa, kendi geleceğini de ekonomik geleceğini de riske atar, diye düşünüyorum. Özellikle Türkiye ile ilişkisinde serbest dolaşımın her bakımdan, siyasi, ekonomik, kültürel bakımdan Avrupa'nın büyük menfaatine olduğunu düşünüyorum. Bu konuda önümüzdeki dönem somut adımların atılmasını temenni ediyorum."
29 MART CUMA- EKONOMİ BAKANI ZAFER ÇAĞLAYAN:
" YA STA'LARA BİZİ EKLEYİN, YA DA GÜMRÜK BİRLİĞİ' NDEN ÇIKALIM"
'Ya vizeyi, ürünlerimize kotayı kaldırın ve üçüncü ülkelerle anlaşmalara bizi de ekleyin, ya da Gümrük Birliği'nden çıkalım bizimle serbest ticaret anlaşması yapın'
"GÜMRÜK BİRLİĞİ DÖNDÜ DOLAŞTI YİNE BİZİ VURDU"
Çağlayan, 1995 yılında hükümetin Gümrük Birliği anlaşması yaparken başarılı bir işe imza attığını, ancak önemli bir de hata yaptığını söyledi. Çağlayan, 'Avrupa Birliği'ne üye olmayan bir ülkeyle ticari anlaşma yaparsa bizim de o ülke ile özel anlaşma yapmamış şartını koydurdu. Amaç Güney Kıbrıs'tan mal alınıp satılmasının önüne geçmekti. Ama bu madde döndü dolaştı Türkiye'yi vurdu' dedi.
29 MART CUMA- AB BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ EGEMEN BAĞIŞ:
BAĞIŞ: YERİ GELİR REST ÇEKERİZ, YERİ GELİR İLERİ ADIM ATARIZ
"Öncelikle ; Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir.Büyük devletler her daim değişik ve çeşitli opsiyonları değerlendirirler. A planları olduğu gibi, B planları, C planları, D planları da vardır... Gerektiğinde rest çekeriz, gerektiğinde de jest yaparız. AB, sayın bakanımızın bu demecinde alması gerekeni almalıdır."
"VATANDAŞIMIZIN AB'YE İLGİSİ VİZE SORUNUNDAN DOLAYI AZALDI"
"Türkiye' de vatandaşımızın AB' ye karşı azalan ilgisinin perde arkasında aslında vize uygulamasındaki saçma yöntemlerinin terörle mücadele beklediğimiz desteğin verilmediğinin, Kıbrıs' ın sorununun üyeliğe engel teşkil etmezken Türkiye için bir önkoşulmuş gibi dile getirilmesinin , zirvelere Türkiye ve diğer aday ülkelerin artık davet edilmemesinin , açılmamış 20 faslının 17 si üzerinde siyasi engel olmasının çok ciddi etkileri vardır."
31 MART PAZAR GÜNÜ- BAKAN DAVUTOĞLU:
“AB YOLUNA, BİZ YOLUMUZA...”
AB’ye son beş gün içinde dördüncü sert çıkan hükümet üyesi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu oldu. Manisa’da 31 Mart Pazar günü Ak Parti teşkilatının düzenlediği programda konuşan Davutoğlu, “AB üyelik sürecini açarsa eyvallah başımızın üstünde yeri var. Stratejik hedefimizdir devam ederiz. Açmazsa onlar yollarına biz yolumuza. Kimin ne yol açacağını herkes görecek” diye konuştu.
1 NİSAN PAZARTESİ GÜNÜ- BAŞBAKAN YARDIMCISI BOZDAĞ:
“AVRUPA ÇİFTE STANDARTLI...”
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Türkiye’ye her fırsatta “demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları” hatırlatması yapan Avrupa Birliği’nin, konu Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları olunca sessiz kalmasını “çifte standart” ifadesiyle eleştirdi. Bozdağ, 1 Nisan Pazartesi günü Diplomasi Muhabirleri Derneği ile bir araya geldiği kahvaltıda, Almanya’daki neo-Nazi cinayetlerine bakan mahkemenin Türk medyasına duruşma izleme izni vermemesini sert sözlerle eleştirdi. Avrupa’nın da “tarafsız davranmayan” Mahkeme’ye hiçbir eleştiri getirmediğine dikkat çeken Bozdağ, şöyle konuştu; “Böyle bir dava Türkiye’de olsa, sanıklar Türk olsa ve Alman medyasından temsilciye yer vermese, ‘Türkiye’de adalet yok, hukuk yok, bağımsız yargı yok, demokrasi, insan hakları yok” diye Berlin’den, Strasburg’dan, Paris’ten açıklamalar gelirdi. Bu da Avrupa’nın çifte standardının bir göstergesi.”
2 NİSAN 2013- BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN:
BABACAN: AB'NİN 3. ÜLKELERLE YAPTIĞI ANLAŞMALARIN UCU BİZE DOKUNUYOR!
Babacan, Türkiye'nin bugüne kadar Gümrük Birliği'nden istifade ettiğini, ancak AB'nin üçüncü taraflarla yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının zarar vermeye başladığını söyledi. Bunun sürdürülebilir bir durum olmadığını belirten Babacan, Gümrük Birliği'nden tek taraflı çıkmanın ise en önemli ihraç pazarına mal satarken zorlanmak anlamına geleceğinin altını çizdi.
"FEVRİ OLMAYA GEREK YOK! GÜMRÜK BİRLİĞİ'NDEN ÇIKMIYORUZ! "
'Böyle çok fevri tek başına 'Biz çıkarız' demek kolay' ifadesinde bulunan Babacan, bu kararın ardından ihracatçıların 'Gümrük Birliği'nden çıktık ama şimdi biz oraya nasıl mal satacağız' diye soracağını söyledi.
3 NİSAN 2013- MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK:
ŞİMŞEK: AB, 5 YILINI KAYBETTİ
Şimşek, global risklerden bahsedilince akla ilk gelenin Avro bölgesindeki kriz olduğunu hatırlatarak, ''Avrupa Birliği 5 yılını kaybetti. AB bizim için çok önemli. Çünkü en büyük ihracat pazarımız. Zamanında ihracatımızın neredeyse yüzde 58-59'u AB'ye yapılıyordu. AB, bizim küresel doğrudan yatırımların yüzde 75-80'ine tekabül ediyor'' ifadelerini kullandı.
"AB KRİZİ, DIŞ TİCARETİMİZİ ETKİLİYOR"
AB'deki riskin Türkiye'yi nasıl etkilediğini anlatan Şimşek, ''Ticaret kanalıyla, yani dış ticaretimizi etkiliyor. İmalat sanayimizi ve istihdamımızı etkiliyor. Sermaye kanalıyla, özellikle doğrudan yatırım kanalıyla etkiliyor. Turizm kanalıyla ve beklentiler kanalıyla etkiliyor. Her gün ekranlarda 'Avrupa'da kriz var' derseniz yatırımcıların ve tüketicilerin yatırım ve tüketim kararları bir miktar ötelenebiliyor. Özellikle zaruri olmayan harcamalar öteleniyor'' diye konuştu.
4 NİSAN 2013- CUMHUR BAŞKANI ABDULLAH GÜL:
"AB' NİN TEMEL PRENSİPLERİNDEN BİRİ 'AHDE VEFA' DIR"
Türkiye gibi ekonomisi ve nüfusu büyük olan ülkelerin AB ile müzakere ve tam üyelik süreçlerinin sancılı olduğuna, daha önce İngiltere ve İspanya gibi ülkelerde de bu durumun yaşandığına ve Türkiye’nin bu durumun farkında olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, 'AB’nin temel prensiplerinden birisi ahde vefadır. 2005 yılında AB’nin bütün üyelerinin, cumhurbaşkanlarının, başbakanlarının Türkiye’nin tam üyelik sürecini başlatma iradeleri daha tazeliğini korurken, bütün üye ülkelerin bu imzalarına sadakat göstermelerini beklemek de şüphesiz ki bizim hakkımızdır' dedi.
"GÜMRÜK BİRLİĞİ SIKINTISI VE VİZE SORUNU..."
İş dünyası temsilcilerinin vize konusundaki sıkıntıları kendisine aktardığını da söyleyen Gül, üretilen mallar Gümrük Birliği içinde rahatlıkla dolaşırken malları üretenlerin ya da sahiplerinin Gümrük Birliği üyesi ülkelere rahatça gidemediğine dikkat çekti.
Vize işlemlerinin çok uzun sürdüğünü ve çok büyük haksızlıklar olduğunu ifade eden Gül, 'Litvanya’nın dönem başkanlığı sırasında da başta Sayın Cumhurbaşkanı [Grybauskaite] olmak üzere bütün yetkililerden ricamız, bu konuyla ilgili bizim olmadığımız toplantılarda bunun adil olmadığının tartışılması ve bu konuda beklediğimiz adımların atılmasıdır. AB, Latin Amerika’daki Brezilya ile bile, daha üyelik müzakerelerine başlamamış ülkelerle bile vize muafiyeti anlaşmaları imzalarken, Türkiye gibi büyük bir ekonomiyle bunu yapmaması büyük bir noksanlıktır' şeklinde konuştu.