2012'de yüzde 8 büyüme bekliyoruz
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün: ''2011 yılında büyük ihtimalle yüzde 7,5'un üzerinde, yüzde 8 civarında bir büyüme, ekonomik büyüme gerçekleşecek''
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, 2011 yılında Türkiye'nin yüzde 8 civarında bir büyüme yakalamış olacağını bildirdi.
Bakan Ergün, Kanal 24 televizyonunda katıldığı programda büyüme, yeni teşvik paketi ve yerli otomobil konusunda açıklamalarda bulundu. AB'deki borç sorununu değerlendiren Ergün, AB'de ekonomik kriterin neredeyse hiç kalmadığını, milli gelirin yüzde 100'ünden fazla borç oluştuğunu ve bunun yönetilebilir olmadığını söyledi.
Türkiye'ye bakıldığı zaman ise bütçe açıklarının milli gelirin yüzde 1'ine indirildiğini, hatta yüzde 1'in de altına doğru gittiğini, kamu borçlarının ise milli gelirin yüzde 40'ına indirildiğini ifade eden Ergün, bütün bunların Türkiye'nin ayaklarının yere sağlam bastığını gösterdiğini dile getirdi.
Türkiye'nin büyümeye devam ettiğini vurgulayan Ergün, ''2011 yılında büyük ihtimalle yüzde 7,5'un üzerinde, yüzde 8 civarında bir büyüme, ekonomik büyüme gerçekleşecek. Bütün Avrupa ülkelerinde küçülme trendi devam ediyor. Bir kısmı yatayda, önemli bir kısmı da küçülme trendinde. 2011 yılında yüzde 8 civarında bir büyüme yakalamış olacak'' dedi.
Sanayideki ivmenin de devam edeceğini düşündüğünü kaydeden Ergün, Türkiye'de işlerin geriye gitmesi için çok fazla bir nedenin bulunmadığını dile getirdi. Avrupa'daki gelişmelerin Türkiye'yi kısmen etkileyeceğini, o etkilerin de bir senedir zaten hissedildiğini belirten Ergün, şunları söyledi:
''2011 yılı Avrupa'daki gelişmelerden etkilenmeyen bir yıl değil, etkilenen bir yıl. Ama Türkiye yüzde 8'e yakın bir büyümeyi 2011 yılı içinde de gerçekleştirmiş olacak. 2012 yılında da Türkiye Avrupa'daki gelişmelerden etkilenecek. Ama Avrupa da bir toparlanma sürecine girecek. İşte sürekli çalışmalar yapılıyor ve bir toparlanma sürecine girilmesi bekleniyor. Avrupa toparlanma sürecine girdiğinde, ekonomimiz burada sağlam temellere dayandığında en hazırlıklı ülkelerden birisi biz olacağız. İşte Kuzey Afrika'daki gelişmeler, Ortadoğu'daki gelişmeler kısmen bizi olumsuz etkiledi. Diyelim Libya'daki işlerimizi kaybettik, 30 bine yakın insanımızı buraya geri getirdik, onlar çalışamaz hale geldiler. O dönemde ufak tefek desteklerle ayakta kalmaya çalıştılar. Ama şimdi yeniden toparlanıyor. Mesela 3 gün önce İstanbul'da Arap Ligi Sanayi İşbirliği Konferansı tertip ettik, Arap Ligi-Türkiye. 22 tane Arap ülkesi katıldı, Suriye katılmadı. Bu ülkelerin sanayi bakanları, bakanlık temsilcileri ve yoğun bir heyetle iki gün boyunca çalışma yaptık, ilk toplantıydı bu. İkinci toplantıyı hemen vakit geçirmeden, Libya Sanayi Bakanı kendisi davet etti, bunu mutlaka Trablus'ta yapalım diye. Mayıs ayı içerisinde ikinci toplantıyı Trablus'ta yapacağız.''
-Teşvik paketi
Döviz kurunun cari açıktaki en önemli konu olarak değerlendirildiğini kaydeden Ergün, ''Onun için (cari açık aldı başını gidiyor) denildi. Bu çok sığ bir değerlendirmeydi, bunu o zaman da söyledik. Ülkedeki rekabet gücü ve avantajı için döviz kurunu kullanmak tek başına yeterli değildir. Eğer bazı görmediğiniz alanlar varsa, döviz kuru yüksek bile olsa, cari açık olmaya devam eder. Şimdi döviz kuru 1,82 dolar, 2,45 avro değil mi? Bu konuşulduğunda 1,40 dolardı, 1,90 avroydu'' diye konuştu.
Yeni teşvik paketiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Ergün, burada birinci amacın cari açığın önlenmesi olacağını bildirdi. Ergün, ''Hangi alanlarda cari açık veriyoruz? Hangi yatırım malları, hangi ara malları, hatta hangi hammaddeler Türkiye'de desteklenirse üretimi artırılabilecek olan hammadde alanları, yatırım malları, ara malları nelerdir, bunlar üzerinde hangi teşvik mekanizmalarını kurgulayalım ki bunların üretimi burada gerçekleşsin'' diye konuştu.
Sürdürülebilir ve sağlıklı kaynaklardan finanse edilebilir olduğu müddetçe cari açığın çok büyük problem olmayacağını ifade eden Ergün, fakat bunun büyümemesi ve küçülen bir trendde devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Bakan Ergün, ''Bizim en önemli risk alanımız olarak cari açık, cari açığın büyüme potansiyeli önümüzde duruyor. Biz de onu küçültecek adımları, özellikle teşvik sistemiyle küçültecek adımları atmaya çalışıyoruz'' dedi.
Teşvik paketi konusunda Ekonomi Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başta olmak üzere birçok bakanlığın birlikte çalıştığını da belirterek, ''Zannedersem artık son aşamaya geldi, Ocak ayı içerisinde bir netlik ortaya çıkacak'' diye konuştu.
-''Otomobilde eksiye geçtik''
Otomobilde içerideki üretim yapısının toplum taleplerini ve ihraç edilen ülkelerdeki taleplerin tatmin edilebilmesine göre kurgulanması gerektiğini kaydeden Nihat Ergün, bu pazarın ortasında yerli bir model ve tasarım olması gerektiğini söyledi.
Eğer olmazsa ileride büyük sıkıntılar meydana gelebileceğine dikkat çeken Ergün, ''Bakın içeride üretilen otomobil marka ve modelleri toplumu tatmin etmiyor. Onun için eksiye geçtik otomobilde. 1 milyar dolar 2011 yılında büyük ihtimalle belki daha fazla, otomotiv sektörü eksi verecek. 5 milyar dolar fazla veriyordu 2008 yılında. İhracatımız, ithalatımızdan fazlaydı. Bu düşmeye başladı, 3,5 milyar dolara düştü, işte geçen sene 373 milyon dolara düştü 2010 yılında, bu sene eksi 1 milyar dolar'' dedi.
Yerli otomobil üretilmesi konusunda büyük bir kamuoyu oluştuğunu anlatan Bakan Ergün, şöyle konuştu:
''Sektör içinde de özellikle yan sanayiciler mutlaka bir yerli marka ve model otomobilin olması gerektiği konusunda hemfikirler. Dağıtımcılar hem fikirler. Ana sanayide de hemfikir bir yaklaşım var. Ana sanayi birbirinin hem rakibi hem de yabancı ortaklıkları olan bir durumda olduğu için biraz işi daha arka planda değerlendirmek istiyor. Arka planda da ortaklarıyla görüşenler de var. Mesela işte TÜSİAD'ın bir toplantısında Mustafa Koç, (ortağımızla görüşüyoruz bu konuyu) diye, herhalde onlar bir yere getirmişler hadiseyi, yakında onların bir çalışması olabilir, ortaya çıkabilir. Zaten ana sanayiyle de ne yaptınız şimdiye kadar, hazırlıklarınızı bir görelim diye tek tek görüşmeye başlayacağız. Ama biz bunu bütün şeye açıyoruz, Türkiye'de üretim yapmak isteyen bütün markalara açıyoruz. Mesela Opel'e diyoruz ki, sen Türkiye'de en çok otomobil satan markasın, ama hiçbir yatırımın yok. Volkswagen'e diyoruz ki, sen Türkiye;de en çok otomobil satan markalardan birisin, ama Türkiye'de hiçbir yatırımın yok; ne hafif ticari araç yatırımın var, ne otomobil yatırımın var. Bu konudaki mesela Ford'a diyoruz ki, sen evet Türkiye;de kamyon üretiyorsun, hafif ticari araç üretiyorsun, ama en çok otomobili sen satıyorsun, birinci sırada aşağı yukarı, fakat Türkiye'de otomobil de üretmen lazım, hiç olmazsa bir model üretimi yap. Çünkü görüyorsunuz ki Türkiye'deki tüketici bile mevcut üretimlerden tatmin olmuyor, sadece yüzde 30, Türkiye;de satılan otomobillerin yüzde 30'u sadece Türkiye'de üretilen araçlardan oluşuyor, yüzde 70'i ithal araçlardan oluşuyor otomobillerin.''
Bakan Ergün, 2012 yılında otomotiv sektöründe de, diğer alanlarda da önemli yatırımlar olacağını söylediklerini sözlerine ekledi.