102 bin öpücük, 192 oy!
Seçimlere Konya’dan bağımsız aday olarak giren Ali Gürbüz Dayıoğlugil Konya'da 102 bin seçmenden öpücük ve sevgi toplamasına rağmen sadece 192 oy alabildi. Dayıoğlugil, seçim öncesi ve sonrasında yaşadıklarını mizahi bir dille yazdı.
22 Temmuz seçimlerine Konya’dan bağımsız aday olarak giren Eczacı Ali Gürbüz Dayıoğlugil, seçim sürecinde coşkuyla çalıştığını belirterek 102 bin broşür dağıttığını, 60 bin seçmene bizzat kendisinin ulaştığını, buna rağmen oy sayısının çok düşük kaldığını ifade etti. Seçim sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını gazetemize mizahi bir dille yazan Dayıoğlugil, oy kullandığı ilk sandıktan kendisine 13 oy çıktığını öğrenince, diğer sandıkları kontrol etmeye gerek duymadan, Alaaddin Tepesi’ne çıkıp eşi ve dostlarıyla birlikte dondurma yediğini yazdı...
İşte Ali Gürbüz Dayıoğlugil’in kaleminden bir bağımsız adayın 35-40 günlük seçim maratonu:
“22 Temmuz 2007’ye kadar hayat benim için çok renkli idi. 102 bin broşür dağıttım, 102 bin öpücük ve sevgi topladım, ama oy diye kabul etmediler. Memleket gazetesinde çalışanlar bile bana oy vermedi. Uğur Özteke kıskandığı için vermediği gibi vermek isteyene de mani olmuştur. Seçim gününden yazımın çıktığı bugüne kadar bin kişinin üzerinde insanla temasım oldu, kimi tanıdık, kimi de beni tanıyan ve aday olduğumu bilen insanlar; pek çoğu bana oy verdiğini izaha çalıştı. Doğrusu aklım karıştı, bu insanların hepsi oy vermişse, benim aldığım oy sayısını nasıl izah edeceğiz?
Seçim öncesine ve seçim gününe geri dönmek istiyorum, sizinle yaşadıklarımı paylaşmalıyım.
Yaklaşık 35-40 günlük bir maraton yaşadım. Öncelikle CLP cadde reklamlarında Alize Ajans’ın seçim kampanyaları için yapmış olduğu “Elini değdiği markalaşıyor” çalışması şehir merkezinde oldukça pozitif bir tanınırlılık çalışması oldu ve milletvekilliği seçimleri için iyi bir başlangıç teşkil etti.
Bunun hızıyla evvela 30 bin adet olmak üzere 2 çeşit, önce kuşe kağıda, sonra da gazete formatında toplam 102 bin broşür bastırdım. Genellikle gazete çalışmalarım beğeni topladı ve ilgi çekti.
Öncelikle belirtmeliyim ki benim kampanyamda gerek yerel TV’ler gerekse yazılı medya ve broşür basımlarında her kuruluş bana oldukça anlayışlı davrandılar ve oldukça mütevazı bir bütçe ile kampanyamı yürüttüm.
Kampanyamda 102 bin broşürden en az 60-70 bin adedini birebir kendi ellerimle verdim. İnsanlara birebir ulaştım. 5 bin Ereğli’de, 5 bin Akşehir’de, 3 bin civarında Cihanbeyli ve Kulu tarafında, 5 bin de Akören, Bozkır tarafında dağıttım ve dağıttırdım. Zafer meydanı her akşam üzeri saat 19’dan sonraki mekanımdı.
Bir kere Kule-Site önündeki trafik lambalarında, 3 kere belediye önünde ve 2 kere de Başkent Hastanesi önünde binlerce broşür dağıttık. Benim için Meram konserleri de ayrı bir dağıtım yeriydi. Meram Devlet Hastanesi ve diğer hastanelerde de insanlara ulaşmaya çalıştık ve benden, yani adaylığımdan haberdar olmalarını sağladık.
Bütün bu çalışmalarda sıkı bir motivasyon vardı. 32 bin ve daha çok oy ihtiyacı olmasına rağmen içimizdeki duygu ve motivasyon bu işin olacağını söylüyordu. Üstelik bu duygu bağırıyordu. Her neyse, gelişen olaylar o kadar düzgün gidiyordu ki, hah tamam dedim, bak Allah’ım bana bu uğurda yardım ediyor, her şey tereyağından kıl çeker gibi gidiyor. Tabii bu duygularımı çevreme de yaydığım için şüpheyle bana bakan yakın dostlarım bile buna inanmaya başlamışlardı.
Zaten Konya’da 1 milyon 185 bin seçmen vardı. Yaklaşık 950 bin-980 bin arası seçmen sandık başına gidip oy kullanacak, yaklaşık 750 bin seçmen partilere oy verecek olursa, kalan kararsızlardan ve partiye vermek istemeyenlerden bana lazım olan yüzde 15 civarında olacaktı ve bu başarılamayacak bir şey değildi.
Bu seçimde işin ağırlıklı olarak mücadelesini kendim verdim ve bunu isteyerek tercih ettim. Eczacı Odası ve meslektaşlarım destekleme kararı aldılar, Görme Özürlüler Derneği, Özürlüler Derneği, İşitme Engelliler Derneği gibi dernekler de beni destekleyeceklerini açıkça beyan etmişlerdi. Bütün bu ince hesaplar beni daha da kamçılıyordu. Artık insanlık için ne yapacağımı anlatırken coşuyordum. Zafer’de açık hava konuşmaları yapıyordum, insanlar dinliyor ve coşturuyorlardı. Eczaneme gelen bazı ablalar, teyzeler, amcalar broşürlerimden alıp alıp gidiyorlar ve şurada dağıttık, burada dağıttık diyorlardı.
Biliyorsunuz 58 adet çeşitli boyutlarda, digital baskı, büyük boy posterler yaptırmıştım. Bunlardan en büyük olanı Zafer meydanındaydı ve 30 metrekareydi. Meydana bakıyordu. Bu posterleri Meram tarafı ağırlıklı olarak şehrin çeşitli yerlerine astık. Balkonlara, bina üstlerine, camlara astık. Başladık kendimizi seyretmeye. Ben sanıyordum ki herkes bakıyor, evet herkes bakıyor ve bana posterlerimin ne güzel olduğunu söylüyorlardı. Bakmışlar ama görmemişler. Çünkü bu bakışlar oya dönüşmedi. Bana çeşitli partilerden gelen tekliflerden bahsetmeyeceğim, hepsine teşekkür ederim, ama bu teklifler kuvvetli değildi.
Bağımsızlık kulağa hoş geliyor. Halkınıza doğrudan hizmet edebileceksiniz. Onlara ne verebileceğinizi anlatıyorsunuz. İnsan Hakları konularını paylaşacaksınız ve bireysel hakları koruma noktasında hassasiyetinizi ortaya koyuyorsunuz.
Ben oy pusulasındaki yer kurası çekilmeden Yüksek Seçim Kurulu’na oy pusulasındaki eşitsizlikleri dile getiren bir itiraz dilekçesi verdim, bir gün sonra ise ret cevabı geldi.
İstanbul’da Baskın Oran hocanın AİHM’e müracaat ettiğini öğrendim ve kendisiyle temas kurdum. Beni Prof. Dr. Mehmet Semih Gemalmaz hocaya yönlendirdi. Hocayla temas kurdum ve bendeki tüm belgelerden birer fotokopi gönderdim. Önümüzdeki günlerde hoca AİHM’e başvurup vuramayacağımıza dair kararını bildirecek ben de sizlerle paylaşacağım. Doğrusu ben de merak ediyorum. Bu seçimde bir şeyler değiştirmekten ziyade gelecek seçimler ve sonrası için eşitsizliğin ortadan kalkmasını diliyorum.
Seçim sabahı saat 9’da Eğitim Fakültesi’nde oyumu kullanacağım sandığa gittim. Hemen oyumu kullandıktan sonra eğitimin kapısında akşam 17’ye yani seçim bitimine kadar bekledim. Kapıda adeta nöbet tuttum. 27 sandık varmış ve yaklaşık 5 bin kişi oy kullanacakmış. Kapıda içeri girenlerin en az iki binini birebir tanıyordum. Saymadım ama iki bin kişi de bana selam verip hayırlı olsun dedi. Bu yaklaşık 4 bin kişi demekti. Hemen hemen çıkan herkes oyunu verdiğini ve seçimlerin benim için hayırlı olmasını diledi. Saat 5 olunca da beni tatlı bir heyecan sardı. Hemen oy verdiğim sandığa gittim.
İçimden bin oy çıkarsa bu iş tamam diyordum. Saat 6.30’a gelirken bizim sandıktan 11 oy çıkmıştı. 3 oy da mükerrerdi, yani hem bana hem partiye oy vermişler. Tamam dedim, bu iş tamam, ama olumsuz anlamda tamam! Artık diğerlerini kontrol etmeme gerek yoktu. Eşim arkadaşlarla Alaaddin Tepesi’nde oturuyorlardı. Ben de yanlarına gittim. Bir gün önce karşı binadan indirmiş olduğum 30 m2’lik portremin hayaline bakarak dondurmamı yedim ve tamam dedim, artık yorulmayacağım.
Yanıma genç kızların öpücükleri kâr kalmıştı. Ne kadar şanslıydım. 30 günde kim bilir kaç kişiyi öpmüştüm. Diğer adayların böyle şanslı olduğunu hiç sanmıyorum. Bugüne kadar seçimden sonra beni gören herkes oy verdiğini ve üzüldüğünü söyledi. Bende hoş bir kara mizah olarak bu duyduklarım kaldı. Acaba bir gün bu emeklerimin karşılığı ne şekilde karşıma çıkacak? Çıkacak mı? Beni kırmamak adına oy vereceğim diyen, oy verdim diyen ve benim kazanamamamdan dolayı üzüntülerini paylaşan dostlara selam olsun.” Memleket