• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 16 °C
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek
  • Kanada'da Kur'an-ı Kerim'e çirkin saldırı!
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek
  • Kanada'da Kur'an-ı Kerim'e çirkin saldırı!

Yan brati yan köleti

Murat Kayacan

Hak ve özgürlükler konusunda kısmi ilerleme sağlamaya aday Anayasa paketinin 5 Temmuz’da şekil yönünden incelenmesinin öncesinde; Hakkari'de 8 askerin hayatını kaybetmesine, 14 askerin de yaralanmasına yol açan PKK’nın silahlı kanadı Hêzên Parastina Gel (HGB)’in saldırısının ardından MHP lideri Devlet Bahçeli, "Olağanüstü hal ilan edilsin!” derken CHP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Süha Okay da, "Artık iktidar ülkeyi yönetemez hale gelmiştir." ifadelerini sarf etti. Birkaç gün sonra da İstanbul Halkalı'da (22 Haziran 2010’da) Teyrêbazên Azadiya Kürdistan (TAK) adlı örgüt askeri personel taşıyan servis aracına saldırı düzenledi. Bu olayda da dördü asker beş kişi yaşamını yitirdi.

Anlaşılan hükümet çok yönlü bir kuşatma altında. Bir yandan İsrail’in (dolayısıyla Amerika’nın) bu entrikalardan sorumlu olma ihtimali gündeme gelirken bir yandan da ülke içinde “çete düzenini” ve askerin ülke yönetiminde ağırlığını artırmasını arzulayanların AK Parti’yi bitirme adına ihaleyi PKK’ya vermiş olma ihtimali gündemde. Öyle görünüyor ki, “açılımı” engelleme konusunda Ergenekon’un iktidarına ihtiyacı olan PKK ve PKK’nın şiddetine muhtaç Ergenekon ile CHP, MHP ittifak etmişler.

Vuralım, kıralım, ortalık karışırsa bize de buradan ekmek çıkar.” yaklaşımının iğrençliği bir yana, AK Parti hükümetinin açılım adı altında gündeme getirdiği “değişik kesimlerin uğradıkları hak ihlalleri ve haklarının iadesi” konusunda elini çabuk tutması gerekiyor. Ne yazık ki, açılım politikaları getirdiği ses kadar pratiğe dönüşemedi. Bu yönüyle samimiyetten uzak olduğu yorumları yapıldı.

Hamza Türkmen’in Ulusçuluk Çıkmazı Kürtler ve Çözüm Arayışı adlı eserinde verilen bilgilere göre, PKK öncülüğünde yükselen Kürt ulusçuluk hareketinin sempatizanlarının oy verdiği partisi DTP’nin 2009 yerel seçimlerinde Kürtlerin yoğun nüfusa sahip olduğu illerin beşinde oyların %50’sinden fazlasını, yedisinde de %30-50’sini aldı. Bölgede DTP (kapatılmasının ardından BDP)’den sonra AK Parti en güçlü siyasi kuruluş. Dolayısıyla bu “kan davasına” dönen meseleyi çözme konusunda belki de bu AK Parti hükümet tek şans. Hükümet fiilen sorunu çözmeye yönelirse durum o kadar da vahim değil aslında.

PKK lideri Abdullah Öcalan da Kürt sorununun reel politiğe ayak uydurarak çözülmesini istemektedir: “Doğudaki nüfusun en azından bir misli kadar batıda bulunması, otonomi tezinin maddi temelinin elverişsizliğini gösteriyor. İstanbul, İzmir ve Adana gibi illerde milyonlarca Kürde federasyon uygulanamaz. Dünyadaki bu tür nüfus dağılımlı birçok örnek, bölgesel çözümler yerine demokratik dil ve kültür kavram(lar)ıyla daha iyi çözüme gidildiğini göstermektedir.” Ali Bulaç’ın aktardığı bir istatistiğe göre de bir arada yaşamayı daha makul bulan Kürtlerin oranı %90.

Kürt sorunu konusunda en bariz körelmenin iki nedeninden birisi Batılı paradigma içinde hayat telakkilerini oluşturmalarına rağmen küreselleşme süreci içinde totemciliği andıran ırk temelli ulusçuluktan vazgeçmeyen askerlerin ve siyasilerin at gözlüklerini çıkartmamaları, ikinci neden ise çıkar ve statüleri Türk-Kürt çatışma atmosferine, bağlı düşmanı yaşadığı sürece kendisinin de güçlü kalacağına inanan ve ajitatif komplolar kurmaktan geri durmayan totaliter eğilim sahipleridir.

AK Parti “açılımı” hızlandırıp gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlayabilirse “silah sesine tapan” savaş lobisinin de nüfuz alanı oldukça daralacak, kazanan Türkiye halkı olacaktır.

Bu hengamede, önümüzdeki iki seçeneği Altan Tan’ın Kürt Sorunu adlı eserinden alıntıladığımız ve yazımızın başlığına yerleştirdiğimiz Kürtçe ifadenin Türkçesi ile belirtmiş olalım: “Ya kardeşlik, ya kölelik.”

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Efe Tuzcu
27 Haziran 2010 Pazar 06:40
Bir Daha Düşünün
Düşüncesizce yazılmış bu yazıyı okuduktan sonra bir soru akla geliyor. Ya bu ülkedeki Türkler de sokağa dökülür ve dağlara çıkar ve önüne kattığının kellesini koparmaya başlarsa ne olacak? Şu ana kadar hep itidal içerisinde oldular. Ya Ermenileri önlerine katıpta dere tepe düz sürdükleri gibi yapmaya kalkarsa ne olacak? Bu konuları düşünmeden konuşanlar yazanlar bir daha düşünün. Yoksa bu işin sonu pek hayra varmaz.
94.120.202.68
Erdem
26 Haziran 2010 Cumartesi 06:01
Vatandaş
Bu yaranın kaşınması kimseye fayda getirmez. Zira bu ülkede Tükleşmiş, Kürtler ve Kürtleşmiş, Türkler var. Bu ülkede gelini kürt veya damadı kürt olan bir çok unsur var. Bir çok iş ortaklıkları var.Varda var. Bu ülkede müslümanlar bir birini tecrit etmediği için bir biri ile kaynaşmışlar. O yüzden bu insanları çatışmaya götürecek söylem, ima ve davranışlardan kaçınmak gerek. Bu ülke Yugoslavya gibi değil. Sırp, Arnavut, Boşnak ve Macar gibi ayrı etnik yapıda değiller. Bu ülkenin insanları bir vücudun uzuvları gibi olmuş. Bir insana kalbini iade et demek gibi yanlış yapılır. SORUN ÖZGÜRLÜKLER SORUNUDUR. SORUN KÜRT SORUNU DEĞİLDİR. ÜLKE İNSANLARININ MUTEDİL ÖLÇÜDE VE AŞAMALI BİÇİMDE ÖZGÜRLÜK ALANLARI GENİŞLETİLMELİDİR. Ayrılıklardan çok birlikler vurgulanmalıdır. Akan kan düşman kanı olmaz.
94.120.202.68
Abdullah Nacak
25 Haziran 2010 Cuma 09:56
itidale alkış!
Murat Kayacan, 'ingiliz'ce düşünüp Türkçe yazmış. Sanki uzak bir ülkedeki bağımsızlık örgütlerinden bahsediyor. Terör örgütünün yan kuruluşlarının isminin önüne "kahraman" teröristbaşının isminin önüne de "sayın" ifadelerini eklememek için zor tutmuş kendini. Ve bu tavrın adını da itidal koymuşlar. (...) O yüzden gayet mutedil. "Bravo" NOT. Bu yorum editör tarafından malayani ifadeler içerdiği için kırpılmıştır.
88.226.55.225
Nizamettin Fırat
24 Haziran 2010 Perşembe 17:54
Kınıyorum
O kadar vatan evladının katilini, sözüm ona bir eğitimci, bu sutunlara taşıması doğru mu? Yazıyı dikkatli okuduğunuzda cesaret edebilse yüceltici sözlerde sarfedecek.En efendi halimle kınıyorum.
69.22.184.8
rafet
24 Haziran 2010 Perşembe 16:33
süs mü
mehmet ali sence bu sıfatları hak etmiyor mu
çatışma ortamı yok mu
çiğeri yanmayan ne anlasın
188.38.190.136
Mehmet Ali
24 Haziran 2010 Perşembe 10:29
itidal gerek.
Murat Kayacan\'ın dikkatli bir biçimde kaleme aldığı yazının, nasıl olup da böyle tahrik ve tahrip kokan yorumlara layık görüldüğü doğrusu beni şaşırttı. Sanırım bu konularda yazı yazmanın ve görüş beyan etmenin ilk şartı, bölücübaşı, şeref.iz, hain, vb. gibi ifadelerle bolca süslenmiş, hakaretler ve küfürlerle soslandırılmış olması gerekiyor. Hatta insanları galeyana getirip sokaklara dökmek ve bir çatışma ortamı yaratmak gerekiyor.
Bence güzel bir yazı olmuş. Sakin ve duyarlı....
193.255.247.16
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim