• BIST 76.031
  • Altın 127,816
  • Dolar 3,3888
  • Euro 3,6457
  • Konya -2 °C
  • Süleyman Özışık'tan bomba iddia: İstanbul BŞB'ye kayyum mu geliyor?
  • Referandum için tarih belli oldu
  • İki dev kurumdan flaş Türk Lirası kararı
  • Süleyman Özışık'tan bomba iddia: İstanbul BŞB'ye kayyum mu geliyor?
  • Referandum için tarih belli oldu
  • İki dev kurumdan flaş Türk Lirası kararı

Üsküp'te bir esnafla hasbihal...

Adem Alemdar

Üsküp'te bir esnafla hasbihal...

Geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda 5 gün Makedonya ve Kosova'daydık. Gittiğimiz her şehir, gördüğümüz her yer bizdendi, bizim gibiydi. Bu sefer Makedonya'dan bahsedeceğim, başka bir seferde de Kosova'da yaşadıklarımızı anlatırız...

Makedonya'nın başkenti Üsküp'ün merkezinde Murat Paşa Camisi'nin bulunduğu meydanda selam vererek girdik bir esnafın dükkanına. İrfan buyur etti bizi, çay söyledi. Sanırsınız ki Anadolu'da her hangi bir şehirdesiniz. Çaylarımızı yudumlarken anlat bakalım dedik, o da başladı anlatmaya...

"Abi 15 temmuz darbesinden bu yana işlerimiz bıçak keser gibi kesildi. Esnafın hali kötü, ama bunu sorun etmiyoruz. Türkiye'ye bişey olmasın, Reis'e bişey olmasın, gerekirse biz ölürüz" deyiverdi bir çırpıda. Nasıl yani, darbeyle sizin ne alakanız var, bizim Reis'ten size ne dedik. Tekrar aldı sazı eline İrfan, "Abi, Türkiye'deki herşey belki sizden daha çok bizi ilgilendiriyor. Türkiye bize sahip çıkmasa bizi 6 ay içinde buradan süpürürler. Reis'e canımız feda, o olmasaydı burada bizi adam yerine koymazlardı. Reis'in korkusundan bizimle iyi geçiniyorlar. Hem biz evimizde iş yerimizde sürekli Türk TV kanallarını, daha doğrusu milli yayın yapan kanalları izliyoruz. Siz denizdeki balığın misali farkında değilsiniz çok şeyin, ama Balkanlardaki Müslümanlar herşeyin farkında. Haaa burada da sizdeki gibi laik kafalar var, ama bir gün onlar da anlayacaklar. İşlerimizin 15 temmuzdan bu yana kötü olması da şundan dolayı; Bizim müşterilerimizin tamamına yakını Türkiye'den gelen turistler. Darbe olunca turist gelmeyiverdi, işlerimiz durdu. Halimize şükrediyoruz, her şey yoluna girer inşallah" dedi. Darbe gecesi binlerce Müslümanın konsolosluğa yürüdüğünü gözü yaşlı anlatan İrfan, Reis bize verdiği sözlerin fazlasını yaptı, ona minnettarız. Burada bizim şimdiki halimizi tamamen ona borçluyuz, sürekli ona dua ediyoruz. Hem unutulmasın ki Makedonya Türkiye için bir basamaktır. Balkanların kapısıdır burası. Bizler burada Türkiye'nin temsilcileriyiz" deyince "siz Türk müsünüz?" dedim. Hayır dedi, Arnavutuz, ama ne farkeder ki, Türkler sayesinde Müslüman olmuş Balkanlardaki kardeşleriniziz.

Evet İrfan'la yaptığımız sohbetten kısa bir kesit sundum. toplam nüfusu 2 buçuk milyon olan ve rivayete göre nüfusun yüzde 55'i Hıristiyan Makedon, yüzde 35'i Müslüman Arnavut, geriye kalanları ise; Türk, Sırp, Çingene, Boşnak ve Torbeş'lerden oluşuyor. Yani yüzde 60 Hıristiyan, yüzde 40 Müslüman. Şunu da belirtmek gerekiyor, Arnavutlar inanmıyor bu rakamlara. Diyorlar ki, "çünkü 15 yıldır korkularından sayım yapamıyorlar. Sayım yapılsa Müslümanların yüzde 50'den fazla çıkacağı belli." Tabi eldeki son veriler bunlar olunca devleti de Hıristiyanlar yönetiyor ve Müslümanlara fazla söz hakkı tanınmıyor. Bu arada Makedonların da Müslümanları var ve Hıristiyan Makedonlardan ayırmak için kendilerine Torbeş diyorlar. Ortodoks Hıristiyan olan Makedonya'da 1200 kilise ve 750 caminin olduğunu da belirtmekte fayda var.

 AA'nın yaptığı haber

Geçen haftaki yazımda Anadolu Ajansı'nın; Fetönün falan okulunda bulunan gizli odada yapılan aramada Kur'an-ı Kerim, cüz ve meal bulundu şeklinde haber servis eden muhabirine de, editörüne de, haberi servis eden yetkilisine de saydırmış; bunlar ya Fetöcü ya, dinden uzak ya da işten anlamayan kişiler demiştim. Yazıdan sonra gerçek ortaya çıktı. Emniyetten gelen yazı haberde geçen gibi. Yani emniyet görevlileri, buldukları şeyleri kayıt altına alıp herşeyi olduğu gibi yazıp yolluyorlar, muhabir de düşünmeden yazıyor falan filan...

Sonuçta bundan sonra daha dikkatli olacak herkes. Çünkü biz biliyoruz ki Kur'an-ı Kerim'ler, mealler alt tabakadaki safları kandırmak için kullanılmış işin sosları. Bu CİAmaat'ın zaten Kur'an'la, Hadis'le işi olmaz. Feto'nun süzme kitaplarını, sızma dergilerini okur durur saflar. Ardından da göz yaşları içinde ellerinde avuçlarında ne varsa himmet diye verirler. Sorsan biz talebe okutuyoruz diye savunurlar kendilerini. Evet doğru söylüyorlar, talebe okutuyorlar, ama o talebeler okulu bitirdikten sonra ne yapıyor onu bilmiyorlar. Halka silah doğrultan, bankaları soyan, şuanda dünyanın dört bir yanında Türkiye aleyhine tezvirat yapan hainlerin tamamı bu okutulan talebeler...

Neyse; AA'da kırdığımız dostlardan helallik dilerim, ancak bundan sonra daha dikkatli olacaklarını varsayarak. Derdimiz üzüm yemek, bağcıya da arada bi yumruk geliyorsa, kusurumuza bakmasın...

Sami Büyükkaynak'tan:

Saçı sakalı ağarmış amcaların okuma gözlüklerini takıp facebook'ta gezinmeleri ne kadar gülünç, aynı zamanda da tuhaf. Bazen öyle sayfaları gezindikleri görülüyor ki, "ölüm var hacı!" demeden duramıyorsunuz. Yaşlısından gencine gavurlar bizi ne hale getirdiler gördünüz değil mi? Öyle hacılar var ki sabah namazını kılmadan facebook'ta sörf yapıyorlar. Sonumuz hayrola...

 Ölümü unutmadan!

Ölümün olduğunu unuttuğumuz şu dünyada ne çok saçma şeyi dert ediniyoruz kendimize. Para, mal, mülk, kırgınlık, kavga,  gurur...
Yarın öleceksin deseler, bu kadar rahat tartışabilir miyiz sevdiklerimizle?

Yarın görüşürüz, haftaya ararım, tatilden sonra oradayım. Ne basit kurduğumuz cümleler...
Hiç ölmeyecek gibi, kibirli ve gururlu yaşıyoruz. Keşke yarın ölecekmişiz gibi basit ve merhametli yaşayabilsek.

 Yalova için gecikmiş yazı

Ekim ayının 6-7-8-9'unda Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun 9. Başkanlar Kurulu için Yalova'daydık. Yalova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Polat kardeşimizin harika ev sahipliği yaptığı bu güzel programda hem başında bulunduğumuz meslek örgütlerinin toplantılarını deruhte ettik hem de Yalova'nın görülmeye değer doğasının ve gidilmeye değer kaplıcalarının tadını çıkardık.

1995'te il oluncaya kadar, "Kim takar Yalova kaymakamını?" sözüyle anılan ve oldukça popüler şirin bir ilçeyken İstanbul'dan ayrılıp il olunca beklendiği kadar hızlı gelişim gösterememiş 100 binlik küçük bir vilayet olarak kalmış maalesef.

Hikayeyi de anlatalım, Yalova kaymakamı ayakkabısını boyatmak için bir boyacı çocuğun yanına gider ve...

- Bak ayakkabılarımı iyi boya yoksa seni Yalova Kaymakamına şikayet ederim.

- Hadi ... kim takar Yalova kaymakamını!

Kaplıcalarıyla ünlü bir merkez olduğunu bilmiyordum Yalova'nın gidip görünceye kadar. Dahası bu kaplıcalardan dolayı bir ilçesinin adının Termal olduğunu da gittiğimizde öğrendik. Maddi durumu iyi Arapların yoğun ilgisine mazhar olan bu termal yarımada önümüzdeki yıllarda hakettiği yeri alacaktır sanırım. Yaz aylarında kalabalıktan yürünemediğini söylediler, ancak bizim gittiğimiz tarihte bomboştu her taraf. Diyeceğim, Yalova'ya ve faydasını dünyanın bir ucundan görüp gelenler olduğuna göre meşhur kaplıcalarına yaz aylarında değil de diğer üç mevsimde gidebilirsiniz. Böyle yaparak hem tenha hem de daha ucuz bir tatil imkanı bulursunuz...

Yalova'dan bahsetmişken es geçmek istemedim. TGK 9. Başkanlar Kurulu toplantısı için Türkiye'nin doğu ucundan; Ağrı'dan kalkıp programımızı onurlandıran Ağrı valisi Musa Işın'a canı gönülden teşekkür ederken, ev sahibi şehir Yalova'nın valisi Tuğba Yılmaz'a da 4 gün boyunca bir yarım saatini ayırıp selam bile vermediği için teessüflerimi sunarım. Tuğba hanım Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun programına ilgi göstermeyebilir, bu onun doğal olmasa da hakkıdır. Ancak 2 bin kilometre uzaktan Ağrı'nın Valisi gelmiş şehrine, bir selam dahi verilmez mi? Ne kadar büyük bir nezaketsizlik! Bu yaptığını programa katılan hiç bir Federasyon ve cemiyet başkanı unutmayacak...

Elhasılı velkelam, kaplıca ve doğal güzellikleriyle harika bir şehir olan 77. vilayetimiz Yalova'yı gidilecek, gezilecek diye işaretleyebilirsiniz.

 İlgililere...

15 Temmuz gecesi büyük bir sınav veren milletimizin kahir ekserisi diyor ki...

Millet ağır bir travma atlattı. Piyasa hayli durgun. Üstüne zabıta seyyar satıcı kavgası. Maliyeci, trafik polisi vesaire baskısı, vatandaşı azarlayan memur tafrası, milleti bunaltıyor, tansiyonu yükseltiyor. Önemli şeyler bunlar, küçüksemeye gelmez. Kasıtlı yapanları deşifre etmek gerekir. Kasıtlı yapılmıyorsa; piyasa tekrar canlanana, halkın morali düzelene kadar devletin üniformasını, atını, arabasını, yetkisini kullanan zevat daha dikkatli olmalı, bu gazi millete hakettiği gibi davranmalı. Buradan ilgilileri, yetkilileri uyarıyorum...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim