• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -3 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Teşekkür yerine…

Adem Alemdar

Geçtiğimiz 3 Şubat günü küçük oğlum M.Emre, Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’nde apandisit ameliyatı oldu ve şükür sağlığına kavuştu…

Adet olduğu üzere, ameliyatlardan sonra; gazetelere ilan vererek hastane başhekiminden ameliyata giren doktora, anestezi uzmanından hemşirelere ve serviste görevli herkese tek tek teşekkür edilir. İşte o teşekkür ilanının yerine geçmesi için yazılıyor bu yazı. Peki, niye ilanla değil de böyle uzun bir yazıyla teşekkür ediliyor? Sizi fazla sıkmadan anlatacağım ve yazının sonunda bana hak vereceksiniz…

Efendim, yarıyıl tatilinin son haftasında eşimi, çocuklarımı, annemi ve kayınvalidemi bir haftalığına Afyon Gazlıgöl’deki Başaranlar Termal’e götürdüm. Benim Konya’da işlerim olduğu için bir gün kalıp geri döndüm. Ertesi gün eşim aradı ve yavrumuzun hastalandığını söyledi. Sağ olsun, Mustafa Başaran kardeşim ilgilenmiş ve çocuğu Afyon Devlet Hastanesi’ne götürmüş. Oradaki doktorlar, çeşitli tetkiklerden sonra apandisit demişler ve hemen ameliyata alınmalı diye de uyarmışlar…

Ben de öğlen üzeri Konya’dan yola çıktım; birkaç saat sonra, Afyon’daki doktorlardan Konya’da ameliyat yaptırmak isteğimize acele etmek koşuluyla onay alarak, Meram Tıp’a sürdüm arabayı…

Çocuk acil’e akşam saatlerinde ulaştım. Görevli bayan doktora Afyon’dan geldiğimizi ve oradaki doktorların çocuğun acele ameliyat edilmesi gerektiğini söylediğini anlattım. Doktor bizimle aynı kanaatte değildi, apandisit kanısında olmadığını söyledi. Biz de kendisine uzman bir doktor istediğimizi ve apandisit olduğu konusunda ısrarcı olduğumuzu belirttikten sonra,

Çocuk Cerrahisine bizi gönderdi…

Bu arada; Rektör Prof. Dr. Süleyman Okudan’ın Basın Danışmanı Kerem Pulgat gazetedeki arkadaşlardan haberimizi almış ve hastaneye gelerek bizimle ilgilendi, Hastane Nöbetçi Müdürü Zühtü Bey’le birlikte. Kerem Bey ve Zühtü Bey’e alakalarından dolayı çok teşekkür ediyorum…

Çocuk cerrahisi bölümüne geldiğimizde, genç bir doktor arkadaş yavruyla ilgilendi ve apandisit ihtimalinin düşük olduğunu, ama yine de bir ultrasona girmesi gerektiğini söyledi, bilgisayarın başında internette gezinmeyi sürdürerek…

Ultrasona gittik ve ilgili uzman bize yüzde yüz apandisit olduğunu, ameliyata alınması gerektiğini söyledi. Tekrar, çocuk cerrahisindeki doktorun yanına gelip durumu bildirdik. Doktor, bilgi yetmez, rapor isterim, dedi. Ultrasondaki ilgili kişi herhangi bir kağıda el yazısıyla bir rapor yazarak gönderdi ve doktorumuz ‘tamam’ dedi. Çocuğu hastaneye yatırabilirdik artık…

Yavrumun karın ağrısı çekilmez hal almış, ıstırabından ağlamaya başlamıştı…

“Doktor bey ameliyat ne zaman olur?” sorumuza, belki gece belki sabah cevabı aldık. Oysa, Afyon’daki ilk teşhisin üzerinden 7-8 saat geçmişti, bu gidişle bir o kadar zaman belki daha fazlası geçecekti; beklememiz gerekiyordu…

Bekledik, bekledik, bekledik…

Anladık ki ertesi güne kalmıştı ameliyat…

Sabah erkenden doktorun kapısına vardığımızda ‘Hoca’yı beklediklerini söylediler. Saat 9’dan sonra belki 9.30 gibi ‘hoca’ gelmişti. Kendisiyle konuşmak istedim, ama hiç oralı olmadı. Biraz sonra hocanın asistanı olduğunu zannettiğim, akşamki doktor arkadaş geldi yanıma ve bana “ameliyat özel mi olacak, yoksa normal mi?” diye sordu…

Ameliyat olmaya olacaktı, ama özel veya normal tercihte bulunmamız gerekiyordu…

Düşünebiliyor musunuz, saatlerdir ameliyat bekleyen bir çocuğun babasına soruluyordu bu soru. Hangi babaya sorsanız o esnada çocuğuyla özel olarak ilgilenilmesini ister. Gözüne hiçbir şey görünmez. Benim çocuğumla özel değil, normal ilgilenin dese başına ne geleceğini bilmediği ve ileride pişman olmamak için her baba özeli ister doğal olarak…

Doktora özelle kastının ne olduğunu sorduğumda “özel olursa ameliyata ‘hoca’ girer, değilse girmez” dedi. Hoca girmez ise kim girer ameliyata diyemedim…

Her ne kadar yavrumun ameliyat olmasını beklesem de gazetecilik damarlarım kabardı, Rektör beyle tanışık olduğumuzu da vurgulayarak ‘özel’ olarak ilgilenilmesini istedim…

Burada internetten alıntı apandisitle ilgili kısa bir bilgi vereceğim:

“Apandisit, tedavisi kolay bir hastalıktır. İlaçla yapılan tedavi, antibiyotiklerin kullanılması, hastalığın iyileşmesini sağlamaz. Apandis, antibiyotiğin zor ulaşabileceği bir yerdedir. Kesin tedavi için ameliyat şarttır. Kolay bir ameliyattır. Bu ameliyat sırasında apandisit alınır. Yaklaşık 30-40 dakika sürer ve 1 gün hastanede yatma süresi vardır. Apandisit, tehlikeli bir hastalık olduğundan ve ölüme yol açtığından, hasta hemen ameliyat edilmelidir.”

Bu hadisenin üzerinden 2 saat kadar geçti, ama ne gelen var ne giden…

Anladım ki, biz özel olarak ilgilenilmesini istiyorduk, ama gereğini (!) yapmıyorduk…

Saat 11’e geldi, hala kimse bişey demiyor. En sonunda, oradaki ilgililere neyi bekliyoruz diye çıkıştığımda, ameliyathanenin dolu olduğunu, boşalmasını beklediklerini söylediler…

Bu arada huzursuzluğum had safhaya gelmiş, bu ‘özel’ meselesine de takılmıştım. Hoca dediğiniz kişi kim ve nerede bulunur diye sordum servisten birine; B Blok şu katta dedi. Gittim oraya ve kapıyı çaldım. Ben falan hastanın babasıyım, bana ameliyatı özel mi yoksa normal mi yaptıracaksınız diye sordular, nedir bu mevzu dedim. Hoca bana kendisinin ameliyata girme mecburiyeti olmadığını, sadece özel olarak istekte bulunanların ameliyatına girdiğini söyledi. Bu özel kaç para hocam dedim, bana bir pusula yazarak aşağıdaki sekretaryaya yatırıp, makbuzunu da kendisine getirmemi istedi. Gittim, (299.04 TL) yaklaşık 300 TL’yi yatırarak makbuzunu hocanın eline verip çıktım. Hocayla aramızda bunun dışında hiçbir konuşma olmadı!..

Parayı yatırmanın ve özel olarak ilgilenilecek olmanın rahatlığıyla tekrar yavrunun yanına geldim. Yaklaşık 20 dakika sonra ameliyat için hazırlık başladı…

Afyon’daki doktorların apandisit teşhisi koyup ameliyat kararı vermelerinin üzerinden tam bir gün geçtikten sonra nihayet yavrum ameliyata alındı ve şükürler olsun ameliyatı iyi geçti. Artık, ameliyatta özel olarak ilgilenildi mi, yoksa normal olarak herkese yapılan muamele mi yapıldı bilemiyorum, orası bize malum değil…

Yavrum üç gün yattı ve önceki gün evimize çıkardım.

Şimdi soruyorum, bu ameliyat hikayesinde yukarıda teşekkür edilen iki kişinin dışında gazete sayfalarında ‘ayrıca’ teşekkür edilecek biri veya birileri var mı? Bence herkes vasatından vazifesini yaptı.

Ama ben yine de hastanedeki tüm ilgililere teşekkür ediyorum…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ZEKİ DURSUN
09 Şubat 2010 Salı 00:02
SİZ BİR KURBAN KESİNİZ
Merhaba Adem bey önce geçmiş olsun dileklerimi ileteyim Yaratandan acil şifalar dilerim. Önce diziniz şimdi oğlunuzun apandisit hastalığı aman adem bey siz bir kurban kesmeniz gerekiyor.Saygılar.
ZEDHABER
88.252.235.223
sevil köse
08 Şubat 2010 Pazartesi 21:51
Hipokrat yemini
evet işte damdan düşen yanıma gelsin sayın İsmail Detseli nin başına gelen gibi bir hastane vakkasıya birde o parayı verecek durumda olmayan insanlardan olsaydınız,ya yol yordam bilmeseydiniz,ya hakkınızı aramasaydınız,ya okuma yazma bilmeseydiniz,AMELİYAT HANE HİÇ BOŞ KALMAYACAKTI,güya Hipokrat yemini yapıyorlar,hastanelerde ya paranız olacak ya dayınız olacak,aksi halde size kuyruklarda beklemek düşer,zar zor size sıra gelir,ölümünüzden sonraya gün verirler ve siz asla o randevuya gelemezsiniz.Adem Bey çok geçmiş olsun,Allah yavrunuza uzun ömürler versin.
saygılarımla
78.165.191.146
murat han
08 Şubat 2010 Pazartesi 19:48
DİKKAT VE RİKKAT
tıp fakültesi tercihiniz kendinizin. bir gazeteci iseniz ameliyat sırasında karşılaştığınız sorunları veya benzeri sıkıntıları daha önceden yaşayanları mutlaka duymuş olmalıydınız. duyupta konunun üzerine gitmeyen bir gazetecilik yaptıysanız size ders olmuş olur. yok duymayıpta öylesine gitmişseniz artık gördünüz. doğruyu halkın menfatine gazetenizde haber yapın. yazarlarınız (bazıları) eşrafı kiram hazeratlarına durmadan taltifde bulunan yazılar yerine, biraz olumsuzlukları hak ve halk rızası için yazsın. yoksa yarın bir gün onların da başına bir şeyler geldiğinde gazeteci olmaları onları kurtarmaz. adem bey, bu duyguları dikkatinize sunarak geçmiş olsun diyorum... vesselam...
88.231.76.237
Mevlüt KESKİN
08 Şubat 2010 Pazartesi 16:10
Geçmiş olsun
Adem Bey öncelikle geçmiş olsun. Yazınızı okuyunca geçen yıl beyin tümeri hastası olan eşini son bir çare olarak Meram Tıp Fakültesi'ne getiren ve orada yaşadığı sıkıntıları eşini kaybedince göz yaşları içinde dile getiren arkadaşımız hazin durumu aklıma geldi. Aslında orada yaşanan sıkıntılar hep aynı adrese çıkıyor DR'lerin aşırı para hırsı.
195.174.119.173
ilyas salık
08 Şubat 2010 Pazartesi 15:12
geçmiş olsun
Adem bey sizlere ve ailenize geçmiş olsun.Başınıza gelenler artık bir türkiye klasiği oldu.Diyeceğim şu ki Allah kimseyi hastanelere düşürmesin.
88.247.20.151
hüseyin alagöz
08 Şubat 2010 Pazartesi 14:20
geçmiş olsun
üstadım geçmiş olsun. Allahtan acil şifalar diliyorum.Bu vesileyle altını cizmek isterim ki; Basın yayaın organlarının bu ve benzeri durumlarda, kimi kimsesi olmayan, hakkını savunabilecek güç ve kutrette olmayan insanlarımızdan, zorda kalanların yaşadıklarını, kamuoyunun gündemine taşınmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.
212.156.83.238
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim