• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 26 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

Sigara içmeyiver, içkiyi az iç!

Adem Alemdar

Bir başbakan düşünün; sıfırdan bir parti kurduktan kısa bir süre sonra iktidara geliyor ve girdiği bütün seçimlerden galip ayrılıyor. Dahası, halihazırda bir sonraki seçimlerde de alternatifi yok henüz…

İslam coğrafyasının en sevilen figürlerinden ve Arap Baharı’nın en popüler lideri…

İsrail’e posta koyabilen, Kaddafi’ye ‘git’ diyebilen, Sarkozy’e ‘hadi len’ çekebilen yegane seçilmiş…

Rahmetli annesinin cenaze merasiminde gözyaşlarını tutamayan, anacığı için okuttuğu mevlitte ezbere ‘mülk’ suresini hem de çok güzel okuyabilen, halkın sevdiği, halktan bir başbakan…

İmam-Hatip Lisesi’nde okuduğu yıllarda…

Milli Selamet Partisi’nde Gençlik Kolları Başkanlığı yaptığı zamanlarda…

Refah Partisi’nde İstanbul İl Başkanı olduğu günlerde…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oluncaya kadarki süreçte içki içmenin ‘haram’ olduğuna inanan, sigara içmenin de harama yakın ‘mekruh’ olduğunu düşünen bir başbakan…

ÖTV artışlarını savunurken başlıktaki cümleyi kurdu. “Sigara içmeyiverin” dedi, ama içki için aynı şeyi söyleyemedi. ‘İçki içmeyiverin’ diyemedi. ‘İçki içmek zaten haram, hem dünyanızı hem ahiretinizi yakmayın’ şeklinde bir cümle kuramadı…

Aileye çok önem veren, aile sorunları yaşayanları, değil bakan vekil bile yapmayan, en yakınındakilere ‘zorla’ sigarayı bıraktıran, karizmatik, özgüvenin tavan yaptığı ‘namazlı, niyazlı’ ‘dindar’ başbakanımız içki içmeyiverin diyemedi…

İşte geldiğimiz nokta burasıdır.

Başbakan Erdoğan içki içmenin haram olduğu fikrinden vaz mı geçmiştir? Hayır, ama bulunduğu makam onu düşündüğü gibi konuşmaktan alıkoyabilmektedir.

Bu kimileri için ‘iyi’ bir şeydir, kimileri içinse ‘çok kötü’ bir durum!

Bir taraftan bakarsak, demokrasiyle iş başına gelen ve sadece kendisine oy veren veya kendisi gibi düşünenlerin değil, su gibi içki içen, namazın niyazın yanından geçmeyen, hatta Müslüman bile olmayanların da Başbakanı olduğu için kimseyi kırmamaya özen gösteriyor.

Diğer taraftan bakarsak, dünya kadar özelliğin kendisinde biriktiği, rakiplerinin gıpta ile izlediği, son derece başarılı ve sevilen bir lider olmasına karşın, hala ‘korktuğu’, ‘ürktüğü’, ‘tırstığı’ çevreler var ki doğallığı bir kenara bırakarak, içkiyi ‘az’ bile olsa ‘için’ demesi çok kötü bir vaziyettir.

Geçtiğimiz aylarda, bir vesile Türkiye’nin değişik vilayetlerinden 10 kadar gazeteciyle birlikte AB’nin başkenti Brüksel’e gitmiştik. Heyettekilerin çoğu batılı yaşam tarzını benimsemiş, her sofrada ‘şarap’ içmeyi bir halt sanan arkadaşlarımızdı. Bir akşam yemeği yiyoruz, benim karşıma modernlik adına (halinden hiç zevk almadığı anlaşıldığı halde) içki içmeye çabalayan bir bayan gazeteci denk düştü. Birkaç sefer bana “sen de iç”, “sen niye içmiyorsun”, “hadi bir tadına bari bak” türünden ısrarda bulununca, hem onun hem de yanımızdaki diğerlerinin de duyacağı şekilde şöyle demiştim. “Bana bak, ben bu zıkkımı Allah’tan korktuğum için yani ‘haram’ olduğu için içmiyorum. Ayrıca iğrenç bir tadının olduğunu da senin yüz şeklinden anlıyorum ve tadını merak etmiyorum. Bana bir daha bu konuda bir şey söyleme!”

Başbakan olmakla, başbakan olmamak arasındaki fark!

Umarım bir zaman gelir ve başbakanlarımız her konuda düşündüklerini ‘korkusuzca’ söylerler…

Bu arada ÖTV zamlarına ilişkin kanaatimi sorarsanız, Başbakanın diyemediğini ben söyleyeyim. ‘İçkiyi ve sigarayı içmeyin, lüks arabaya binmeyin, zamlardan etkilenmeyin!’

Ya da paşa gönlünüz bilir…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
HAKAN
18 Ekim 2011 Salı 08:42
Tayyar Bey'e katılıyorum.
Tayyar bey çok güzel özetlemissiniz. Benzin pahalı deniyor ancak sokaktaki trafikten kimse bahsetmiyor. Tayyar bey birde 50 araçtan kaçının lüks model olduğunu yazsaydın keşke. Bu millet hep ağlıyorda bu lüks arabalar, evler kapış kapış nasıl gidiyor.
88.230.155.95
hüseyin
18 Ekim 2011 Salı 08:09
sigara zamı
Adem alemdar,şunu bilmeni isterim sigara içen kişi yine içmeye devam edecektir,mutlaka,en ucuz yerli sigara 6.50 TL,vatandaş ne yapacak dutacak kaçak 2.0TL.ye sigara alacak acaba şunu bilmektemisin,kaçak sigaranın geliri kimlere gitmekte,PKK ya gittiğini bilmektemisin,nereden bileceksin çünki sen Masanın başında oturmakta dışarı ile pek alakan olmadığı kanısındayım,çık da şöyle bir macur pazarı çevresini gezersen görürsün,Hükümetin yani Sayın Maliye bakanının Gizili yollardan bu milletin gözüne baka baka PKK ya maddi destek sağlattığı ortada ,sende çıkmışsın savunuyorsun,seni çok iyi tanımasam senden bile şüpheleneceğim.Köşe yazarlığını biraz daha uygun yazarsan daha iyi olacağı,hele hele sen gibi bir Yerel gazete sahibine yakışmaz,PKK ya maddi yönden destek çıkan kişileri savunmak.
95.9.190.194
Tayyar Yıldırım
17 Ekim 2011 Pazartesi 21:03
"İçmeyiverin, binmeyiverin kardeşim!"
“İçmeyiverin, binmeyiverin kardeşim!”

Son zamanlarda sigaraya, içkiye, motorlu araç ve cep telefonu ÖTV’lerine yapılan zamlar ülkemiz gündemini bir hayli meşgul etti. Daha da edeceğe benziyor.

Ben Sayın Başbakan’ın sigara ve alkol zamlarını savunurken “içmeyiverin kardeşim!” savunmasına sonuna kadar katılıyorum. Ben de diyorum, “içmeyiverin kardeşim!”. Cep telefonları ve özellikle lüks otomobil ÖTV’lerine yapılan zamlar için de; “binmeyiverin kardeşim!, çok konuşmayıverin kardeşim!” diyorum.

Dedesinde cep telefonu, ebesinde cep telefonu, babasında cep telefonu, anasında cep telefonu... Üiniversiteli abisinde cep telefonu, liseli ablasında cep telefonu, ilkokuldaki kardeşinde cep telefonu... Babasında araba, anasında araba, abisinde araba, kendisinde motor. Antalya’da yazlık, Konya’da kışlık, yaylada yaylak...

Geçenlerde bir konu merakımı celp etti. Konya’da işlek bir caddenin kuytu bir köşesine siper ettim gövdemi. Amacım; “caddeden geçen araçların içinde kaçar kişi var?”onu tespit etmek... Üşenmedim saydım. Örneklemem 50 adet araç için olacaktı. Elli otomobili gözlemledim ve çarpıcı sonucu not ettim. 50 araçtan tam 39 aracın içinde tek başına şoför seyahat ediyordu. 7 tane aracın içinde şoför hariç bir kişi, ikiden fazla yolcu taşıyan araç sayısı ise sadece 4 taneydi.

Bu caddeden otobüs geçiyordu, dolmuş geçiyordu, tramvay geçiyordu. Dahası, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin hizmeti olarak bir çok noktaya konulan akıllı bisikletler bom boş duruyordu yerlerinde. Ama insanlar kendi araçlarıyla seyehat etmeyi tercih ediyorlardı. Sonra da; “benzine zam, geldi”, “gaza zam geldi”, “dünyada en pahalı benzini biz kullanıyoruz”, “benzin fiyatının % 65 vergi” falan filan. Millet olarak menfaatine dokunulunca ağlamayı çok iyi beceririz de, ferdi olarak üzerimize düşeni yapmaktan hep kaçarız. Ama iş “Milli Hasletlere” gelince, mangalda ne kül kalır, ne de köz.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, fiyatları arz ve talepler belirler. Siz talep ediyorsunuz ki fiyatlar da kendiliğinden oluşuyor. Mesela, Seydişehir sebze pazarına çıktığınızda balık pazarının etrafına çöreklenmişse millet, gözünüzün ucuyla seyredin ki içeride bir başkası mutlaka fiyat ayarlaması yapmakla meşguldür. Bir malın alıcısı ne kadar fazla ise ve o malın üretimi, tüketimini karşılamakta yetersiz kalıyorsa hele bir de o ürün eğer ithal edilen bir ürünse ve ülke içinde de o malı ikame edecek herhangi bir muadil ürün bulunmuyorsa, bilin ki o ürünün fiyatı yüksek olacaktır. 50 aracın içinde 39 kişi tek başına seyahat edip, toplu taşıma araçlarınından istifade etmeyi düşünmüyorsa, yaya gidebileceği yere, hani deriz ya “tuvalete dahi özel aracıyla gidiyorsa” kusura bakmayın hiç kimse benzin fiyatlarının yüksekliğinden yakınmasın. “Binmeyiverin kardeşim!”

Eskiden caddelerde yürürken nadiren de olsa bazı meczuplar görürdük. Kendi kendine hem konuşur, hem el kol hareketi yapar hem de sanki bir şeyleri tasdik ediyormuşçasına başını o yana bu yana sallardı. Onlar genellikle de “mahallenin delisi” olarak adlandırılırlardı. Şimdi bakıyorum herkes “mahallenin delisi” olmuş. Bırakın mahalleyi; caddeler, sokaklar, her taraf delilerle dolup taşıyor. Herkes kendi kendine konuşuyor, el kol hareketi yapıyor. Kulaklarında kulaklık, ceplerinde telefon, konuş Allah konuş. Dikkat edin, işlek bir caddede cep telefonuyla konuşmayan insan göremezsiniz neredeyse. Karşısındakine kızıp bağıranını mı sorarsınız, kakara kikiri saatlerce kahkaha atanını mı... akşam eve gelirken neler getirmesi gerektiğini soranlarını mı, havadan sudan hikayeler anlatanını mı... Kısaca ne ararsanız var. Buna para mı dayanır, ÖTV mi dayanır? “Konuşmayıverin kardeşim!”

Seydişehir’li olup da yaşı benim yaşımda olanlar yani 1970 li yıllarda henüz sigara tiryakiliğinin başında olanlar, yani, BAFRA cigarasının bulunca marul göbeği bulmuş gibi sevince boğulanlar, çok iyi bileceklerdir. Eski Garaj civarında Belediye Fırının karşısında bulunan çeşmenin başında, elinde tombala torbasıyla tombala çektirp, aynı zamanda 7,5 TL.lik sigarayı 75.00 TL’ye satanları çok iyi hatırlayacaklardır. Evet bir paket SAMSUN sigarası 7,5 TL iken tam tamına 75.00 TL’ye satılıyordu.

“Hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür.”

Birinci dururken Bafra’ya, Bafra dururken Samsun’a, tütün duruken Amerikan sigaralarına 10.00 TL’yi verirken yüreği sızlamayanlar! “İçmeyiverin kardeşim!”.

Tayyar YILDIRIM
Seydişehir Haber
88.254.28.168
Dürdane
17 Ekim 2011 Pazartesi 17:45
Zam= Erdoğan
Karnını kaşıyanların partisi,tam kış başladığında iyice geberin diye habire zam yapıyor.Doğalgaz,elektrik,telefon,benzin,yiyecek içecek hepsi zamlandı.Biz sabit ücretlilerin alacağı,güya toplu sözleşme maddesi var,bu hakta gaspedildi,hükümetin insafına kaldı.
Konyalının keyfi bozulacak,etliekmek ye,gerisini düşünme konyalı,senin için Erdoğan düşünür.Zam yapar sende zammı alırsın.
193.255.247.79
Pala Mevlüt
17 Ekim 2011 Pazartesi 17:31
Emrin olur Adem Bey
Keşke hiç içmeyelim ama öfkemizi nasıl frenleyeceğiz. Kum torbamız olmayı kabul edersen gel görüşelim.Ahkam kesmek kolay.Yazıyla para kazanıyorsun.
85.110.147.173
okur
17 Ekim 2011 Pazartesi 17:01
okur
Sonuna kadar haklısınız, altına imza atarım.Günümüz Dünyasında bir lokma ekmeğin kıymetli olduğu zamanda 8tl-9tl sigara vermek gerçekten çok fazla,içenlerin çoğuda zaten zammı eleştirmek yerine, içmesek olur diye düşünüyor. bencede sigarayı bırakmak en iyisi galiba..
88.252.225.37
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim