Sen Doldur, Biz Boşaltırız Ağam

Rahmetli Erbakan, 1995 yılı seçimlerinde aldığı % 21.37 oyla birinci parti olarak seçimleri kazanınca, DYP ve ANAP arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon sonrası, 28 Haziran 1996'da başbakan olarak REFAHYOL hükümetini kurdu. Hiç şüphesiz o günün şartlarında, görevini bihakkın yerine getirdi. 1995 seçimleri sonrası kurulan ANAYOL hükümetinin kısa sürede dağılmasından da anlıyoruz ki, Erbakan hükümeti öncesinde kasa boş, peşkeş çekilecek bir hazine ya da imkan kalmamış. Kalmamış ki, hükümet olanlar paylaşamamaktan değil, paylaşacak bir şey olmamasından dolayı dağıldılar.

Hoca iktidara geçtikten sonra, kimi kesimlerin pusuya yattığını görüyoruz. Şaşırtıcı değil. Cumhuriyet tarihi neredeyse hep böyle geçmiş. Çalışıp biriktirenler, pusuya yatıp iç edenler. Maalesef Erbakan hocanın naif bir adam olmasından da olsa gerek, pusuya yatanlar, milleti için çalışanları alaşağı ederek masaya oturup, hocanın bin bir çabayla doldurduğu kasaya kondular. Kasası boş olduğu için beğenmedikleri ve vazgeçtikleri iktidardan, hocanın doldurması sonrası dağıtmasına fırsat vermeden üzerine çöktüler. O dönemi yaşayanlar bilir. Üstünde pijama, eli cebinde başbakan karşılayanların seçilmeden iktidar, diledikleri kadar muktedir olduğu günlerdi.

Laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları üzerinden ürettikleri "post - modern darbe" ile hocayı hem terlettiler hem de nahak yere tüm çabasını iç ettiler. Şimdi hocanın devamı olduğunu iddia edenlerin, hocayı terletenlerle kol kola olduğuna bakmayın. Onlar, yeri geldiğinde doymak bilmeyen azgın iştihalarıyla şimdikileri de sindirecek mideye hala sahipler. Sahipler de, bunu hocanın artığı olanların anlayabileceği şüpheli.

Neyse, Ak Parti'nin % 40.87 oy alarak tek başına iktidar olamadığı 7 Haziran 2015 seçimlerini de hatırlayın. Devlet Bahçeli, seçim günü gecesi genel merkezin kapısına çıkıp, tüm koalisyon tekliflerini reddettiğini ve yeniden seçim talep ettiğini söylemese, Tayyip Erdoğan'ın her konuşmasında vurguladığı  Merkez Bankası rezervi (140 Milyar USD), 28 Şubat'ta Erbakan'ın bıraktığını çarçur edenlerin, haleflerinin eline geçecekti. Sonra ne mi olacaktı? Bakınız 28 Şubat sonrası kurulan üçlü koalisyonun Merkez Bankasındaki Erbakan hükümetinin bıraktığı rezerve ne yaptığına.

Hasılı, benim tavsiyem herkes kendi oluşturduğunu kendi döneminde halkı için harcasın.  Hazineyi nasıl aldıysa öyle bıraksın. Ta ki bu devleti yönetmeye talip olanlar, seleflerinin birikimini, milletin emaneti kutsal bir değer olarak kabul edinceye kadar. Çalışan ve üreten insanların şu ekonomik buhranda kanları değerinde vergileriyle  biriktirdiği rezervi, yine bu insanlara harcayın. ister yatırım, ister üretim, ister istihdam ister teşvik. Dağıtım kanalının bir önemi yok. Seçimli demokrasilerde sizden sonra kimin geleceği, padişahın ölümü sonrası hangi ve nasıl bir oğlunun halefi olacağı ve yönetip, yönetemeyeceği  kadar boşlukta ve belirsiz.

Düşünün, MB'yi tıka basa döviz, altın ve fonla bırakmışsınız. İktidara da CHP ve HDP ile, yandan yandan duran paydaşları gelmiş. Sizce sonuç kaç şıklı? Bence tek şıklı. Önce çarçur, sonra carcur ve arkasından erken seçim. Hadi bakalım yeniden heybeler omuza. Onlar için her yol Ankara. Nesil değişir, hikaye yeni nesle yeni renklerle anlatılır ve yeni ağalar, yeni numaralarla kasanın başına oturur ya da oturtulur.

İyisi ne midir? Zahmet edip İslam tarihinin gelmiş geçmiş en iyi yöneticisi Hz. Ömer'in hayatını, finans yönetimini, onca milyon kilometre kareyi, sırtındaki yamalı abasıyla nasıl yönettiğini bir inceleyelim. İnceleyelim ki, şu şişkin şişkin gezip hiç bir halt üretemeyen pahalı bürokratlardan, çok konuşup, neticesi sıfır olan projeci tiplerden, maximum harcayıp, milleti minimum faydaya razı eden cambazlardan bu millet kurtulsun.

Yani milletin birikimini siz cimrilik eder millete harcamazsanız, Maraşlı kardeşimin 7 Haziran 2015 sonrası tünelden geçerken dediği gibi, sizin millete harcamadığınızı kime dağıtacaklarının listesi cebinde olanlar geliyorlar. Geldiklerinde ekranlara çıkıp biz rezervi şöyle bıraktık demenize, ancak listede ismi olanlar sevinir haberiniz olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.