• BIST 102.886
  • Altın 148,055
  • Dolar 3,5337
  • Euro 4,1687
  • Konya 25 °C
  • Zelyut: Can Dündar'ı kim o gazeteye getirdiyse operasyonu o yapmıştır
  • Beyaz Saray'dan IKBY referandumuna ilişkin açıklama
  • İş adamının "FETÖ'ye 2 milyon liralık bağış" itirafı
  • Zelyut: Can Dündar'ı kim o gazeteye getirdiyse operasyonu o yapmıştır
  • Beyaz Saray'dan IKBY referandumuna ilişkin açıklama
  • İş adamının "FETÖ'ye 2 milyon liralık bağış" itirafı

Muzaffer Büyük: Evlilik Eğitimi müfredata konulsun

Muzaffer Büyük: Evlilik Eğitimi müfredata konulsun
Ribat Eğitim Vakfı basın ile bir araya geldi.

Ribat Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Büyük ve yönetim kurulu üyeleri basın ile bir araya gelerek 22 Nisan'da Karatay Belediyesi ile ortaklaşa düzenlenen "Peygamberimizin Aile Hayatı Örnekliğinde Topluma Sunulacak Metotlar" başlıklı çalıştayın sonuçlarını paylaştı.

"AİLE YAPISINI KORUMALIYIZ"

'Sosyal hayatın değişmesiyle birlikte boşanmalar da arttı' diyen Ribat Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Büyük, Peygamberimizin hayatını örnek aldığımızı sürece toplumun en önemli yapısı 'aile'yi koruyabiliriz. Ne zaman ki hayatımızdan Peygamberimizin örnek aile yapısını çıkardık, işte o zaman toplum bozulmaya başladı. Günümüzde çiftlerin yüzde 34'ü boşanmak için mahkemeye başvuruyor ve başvuranların yüzde 14'ü fiilen ayrılıyor. Bu oran da her sene yüzde 10 artıyor.. Aile sistemimiz çatırdıyor. Manen aile düzenini ayakta tutamazsanız yaptığınız icraatların hiçbir önemi kalmaz. Biz de aile üzerine çalışmalar yapan bir vakıf olarak üzerimize düşeni yaparak bu çalıştaylarla toplumu bilgilendirmeye çalışıyoruz" dedi.

"EVLİLİK EĞİTİMİ MÜFREDATA KONULSUN"

'Evlilik eğitimi ilkokuldan başlamak üzere müfredata konulmalıdır' ifadesini kullanan Muzaffer Büyük, teknolojinin gelişmesi ve bazen de medya aracılığıyla toplumun aile ahlakı bozulmaktadır. Seviyeli birliktelik gibi kavramlar literatürümüze girdi. Nikah olmadan yapılan birliktelikler aile yapımıza zarar vermekte ve boşanmalar artmaktadır. Bu bağlamda dinimiz evlilikte hem kadına hem erkeğe sorumluluklar yüklemiştir. Bir de toplumda boşanma hakkı sadece erkeğe verilmiş gösterilmektedir. "Ben erkeğim, istediğimle evlenirim istediğimi boşarım" gibi bir algı topluma yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Bir kez daha ifade edeyim; Dinimiz hem kadına hem de erkeğe evlilik konusunda sorumluluklar yüklemiştir. Bunların anlatılması da ancak eğitimle olur. Bu bakımdan evlilik öncesi, dini, kültürel ve cinsel açıdan toplum bilgilendirilmek üzere evlilik eğitimi ortaokul müfredatına konulmalıdır." diye konuştu.

"EVLİLİK PROGRAMLARI KALDIRILSIN"

Bir gazetecinin 'yeni yayınlanan KHK ile evlilik programlarının yayından kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna da çok olumlu buluyoruz, yalnız kaldırılması değil sadece denetim altına alınacak bilgileri kulağımıza geliyor. Bizler bu tür programların kesinlikle kaldırılması taraftarıyız. ifadesini kullandı.

Çalıştay sonuçlarının kitap haline getirilerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na sunulacağı ifade edilen programa Yönetim Kurulu üyelerinden Abdullah Çay, Hüseyin Bulut, Hanife Aydoğan ve İsmail Kayahan'ın yer aldı.

***

"Peygamberimizin Aile Hayatı Örnekliğinde Topluma Sunulacak Metotlar" sonuç bildirgesi

            Modern dünya  aileyi birleştiren unsurları ve  değerleri zayıflattı. Buna bağlı olarak bireysellik bencillik arttı, aile kavramının içi boşaltıldı, sebepsiz boşanmalar arttı, aile içi şiddet yaygınlaştı, gençlerin evlenme yaşı yükseldi, sahipsiz terk edilmiş çocuk sayısı arttı, ailenin bozulmasından kaynaklanan toplumsal dengeler bozuldu, aile sosyal güvence olma özelliğini kaybedince kadınların iş hayatına atılması arttı, modernizmin getirdiği feminizm evlilik dışı ilişkileri yaygınlaştırdı, medyada  ailesiz toplumu özendirme programları arttı, hanımlar lehine yapılan  pozitif ayrımcılık yanlış yorumlandı, fertlerin birey olaraktan yaşayabileceği doğallaştırıldı.

            Kadının kodları ve rolleri değiştirildi. Cinsiyetlerin rolü değiştirildi. Gündelik hayatı aile değil medya belirledi. Kavramlarımızın içi boşaltıldı. Evlerin yerini sokak ve işyerleri aldı. Dini hayatın alanı daraldı. İdeolojiler dinin yerini almaya başladı. Müslümanlar modernizm karşısında eziklik duygusuna kapıldılar. Bireycilik, özgürlük ve dünyevileşme yaygınlaştı. Sorunlar karşısında müslümanlar duygularını yitirdi ve tepkisiz kaldı.

            Bütün bunlardan en çok Müslüman aileler zarar gördü.

Bu sorunların çözümlerine katkıda bulunmak amacı ile 22 nisan 2017 tarihinde Ribat Eğitim Vakfı ve Karatay belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin farklı yerlerinden aile fertleri, eğitimciler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri  ve siyasilerin  katılımı ile aile paneli ve çalıştayı yapılmıştır. Çalıştayda çözüm amaçlı  elde edilen sonuçlar kamuoyu ile paylaşılmıştır.

            Her konuda olduğu gibi aile sorunlarımızın çözümünde de Hz. Peygamber(SAV) Efendimizin aile yaşantısı örnek alınmıştır.

            Günümüzde Hz Peygamber (SAV) örnek aile yaşantısını hayatımıza nasıl yansıtabilirsiz sorusuna cevap aranmıştır. Tespit edilen hususlar şu şekilde sıralanabilir.

* Peygamber Efendimiz aile hayatında şeffaf ince ruhlu bir insandı. Peygamberimizin hayatında öncelik ailesiydi. Efendimiz, aile içerisinde huzuru sevgiyi muhabbeti sağlayacak her türlü davranışı gösteriyordu. Efendimiz, bir devlet başkanı olarak bütün Müslümanlarla ilgilendiği gibi ailesini de asla ihmal etmezdi. Aile hayatında eşler birbirinin saadetini artıran  hüznü dağıtan, yükünü hafifleten olmuştur.  Öyle ki Hz. Hatice Validemizin vefatı Peygamberimiz için hüzün yılı olarak adlandırmıştır.

 Peygamberimiz insanlara yetersizlik değersizlik hissi vermezdi. İnsanların aklına ve gönlüne girmiştir. Eşi ve çocuklarına karşı sevgi diliyle hitap ederdi. Hem aile içinde hem aile dışında sözlü ve fiili incitici davranışlarda bulunmazdı. Her konuda ailesiyle görüş alış verişinde bulunur, onları dinlerdi. İnsanlara tebessüm ederek bakardı. Ahlakı Kur’an ahlakıydı. Bütün insanlara eşit davranır ırk, renk, cinsiyet, soy ve sınıf ayrımı yapmazdı. Eşlerine, kardeşlerine, akrabalarına misafirlerine, ashabına karşı vefakârdı. İnsanlarla konuşurken onların tüm vücuduyla ona karşı yönelir, saygı ile dinler tane tane konuşurdu. Çocuklara karşı yetişkinler gibi  davranır ve onlara değer verirdi.

Hz. Peygamber zaman zaman ailesi ile gezintiye çıkar ve onlarla şakalaşırdı. Hz. Peygamber insanlara karşı güven duyar tecessüs etmez hatta tecessüsü yasaklardı. Hz. Peygamber eş, çocuk ve ashabına iltifatlarda bulunur. Gönül alıcı ve güzel sözler söylerdi.

Biz Müslümanlar için  Hz. Peygamberin vahiy kaynaklı söz fiil ve davranışları örnektir ve bağlayıcılığı vardır. Müslümanlar hayatının bütününde çocuklarının eğitiminde Hz. Peygamberi model alabilmeli ve çağdaş modellerden sakınmalıdır.

 Çocuklarımızın eğitimini Hz. Peygamberi örnek alarak yapmalıyız. Onları hayata, evliliğe en iyi şekilde hazırlamalıyız. Aile kurmanın öğrenilen bir süreç olduğu unutulmamalı, aileler çocuklarını yarının ebeveynleri olacak şekilde yetiştirmelidir. Aileler çocuklarının yaşı, sosyal çevresi, cinsiyetlerini ve gelişimlerini dikkate alarak temel ahlaki eğitimi verebilmelidir.

  Aile bireyleri birbirlerine karşı hak ve sorumluklarını yerine getirmelidir. Aile içi eğitimde aile fertlerinin birbirlerine karşı merhamet, adalet, emanet, nezaket ve letafet çerçevesi içinde bulunmalıdır. Aile fertleri iletişime açık ve ilişkilerde net olmalıdır. Olumlu davranışlar artırılmalı, olumsuz davranışlar ise etkin dinleme ve karşılıklı saygı ve sabırla azaltılmalıdır.

•          Ailenin yeniden tanımlanması daha da önem kazanmıştır. Aile reisliğinin öğrenilen bir süreç olduğu eğitim ve şahsiyet tekamülünün hayat boyunca devam etmesi gerektiği, bunun için evlilik eğitimi orta öğretimden itibaren okul müfredatına alınmalı.

•          Çocuk eğitimi eş seçimi ile başlar. Bunun için Peygamberimizin (sav) buyurduğu gibi gözü doyuran cebi dolduran eş değil çocuklarına öğretmen olabilecek helal lokma getirebilecek eş tercih edilmesi özendirilmelidir.

•          Anne babalar çocuklarını akademik başarılarını ve konforunu hayatlarının merkezine aldıkları için çocuklar ailelerini yönlendirir hale gelmiştir. Sorumluluk açısından anne babaların çocuklarına rol model olması gerekmektedir. Çocuk merkezli aile yapısından yeniden ebeveyn merkezli bir aile modeline dönülmelidir.

•          Bebekler 0-2 yaş arası mutlaka anneleri tarafından bakılmalı sonraki eğitim sürecinde ise mümkün olduğu kadar ebeveynler tarafından eğitilmelidir. Eğer okul öncesi eğitim kurumlarına gönderilecekse okul ve öğretmen seçimine dikkat edilmelidir.

•          Aileler çocuklarını eğitirken çocuklarını anlamalı, dinlemeli, hatalarına karşı hoşgörülü olmalı ve gündelik hayatında örnek davranışlar sergilemelidir.  Aileler, çocuklarının yapısı kişiliği ilgi ve yeteneklerini mutlaka dikkate almalıdır.

•          Çocuklarımızın medya ve sosyal medya kullanımında aileler titiz, seçici ve kontrollü olmalıdır mümkünse aile içinde ortak eğitim programları yapılmalıdır.

•          Aileler, çocuklarının arkadaş çevresini, arkadaşlarının ailelerini tanımalı ve onlarla iletişim kurmalıdır. Çocukların okul döneminde öğretmenler, idareciler, hatta servis elemanları ile iletişim halinde olabilmelidir. Çocukların okul dışında kalan zamanlarını verimli değerlendirebilmek için sanatsal, sportif ve sosyal faaliyetler gibi alanlarda, verimli şekilde yetiştirebilmelidir.

•          Aileler, çocuklarını cinsiyetlerine uygun olarak hayata hazırlamak için ilgi ve yeteneklerine uygun olarak cinsiyetlerinin rolü gereği öğrenmesi gerekenleri öğretmelidir. Aileler çocukları ile özellikle gelişim çağında iletişim kurmalı onları anlamalı gerektiği zaman onlarla arkadaş olabilmelidir.

•          Çocuk eğitiminin birinci dereceden ailenin kendi görevi olduğu bilinmelidir.

•          Resmi eğitim kurumları dışında aileler eğitimle ilgili dernek, vakıf gibi sivil toplum kuruluşları kurmalı veya var olan kuruluşlarla iş birliği yaprak çocuklarının eğitimine katkı sağlamalıdır.

•          Sivil toplum kuruluşları resmi eğitim kurumlarının eğitimlerini ders müfredatlarını ve okul yönetimlerini denetleyebilmeli, hatta örnek projeleri resmi makamlara model olarak sunmalıdır. Sivil toplum kuruluşları siyaset, sermaye ve medyadan gelen aile ve topluma zarar veren her türlü yıkıcı ve gayri ahlaki çalışmalara karşı yasal çerçevede tepkisini göstermelidir..

•          Müslümanlar tüketim toplumunda hayatın her alanında olabildiği kadar sade, mütevazi olmalı israftan kaçınmalıdır.

•          Türkiye Cumhuriyeti eğitim felsefesinde vatandaşlarının güzel ahlaklı olmasını öncelikle  amaçlamalıdır.

•          Rasulullahın davranışları müslümanlar için bağlayıcılık teşkil etmektedir. Bunun için Efendimizi önce evimizde okumalı, anlamalı, rol - model alınmalı daha sonra halka genişletilerek topluma yayılmalıdır.

•          Modernitenin çekiciliği aileleri etkilemektedir. Modernitenin bu kadar etkili olması kişinin zafiyetindendir. Moderniteye bakış açımızı değiştirmeliyiz. Müslüman moderniteyi kendi inanç ve değerleriyle harmanlamalıdır. Geçmiş gelenek kötü modernite iyidir algısının yıkılması gerekmektedir. Ayrıca eleştirdiğimiz modernitenin alternatiflerini geliştirmeliyiz.

•          Tesettür konusunda özellikle kadınlarımız islamın onaylamadığı bir örtünme gerçekleştirdikleri görülmektedir. Tesettür kadın ve erkek için fıtri bir ihtiyaç ve sorumluluktur. Allah'ın, korunmasını emrettiği sınırlara riayeti sembolize ettiği için başlı başına bir kulluk vazifesidir. Konuşma tarzı, yürüme şekli, bakışların kontrolü, tesettürün fiziki boyutunu tamamlayan manevi unsurlardır. Öncelikle marka ve moda takıntısına kapılmadan tesettürün inancı ve kültürü verilmeli sonra tesettür yerine getirilmelidir.

•          Medyanın ailelere yaptığı tahribat herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bunun için geleneksel aile yaşantısını bozan medya yayınlarının resmi kurumlar nezdinde düzenlenmesi, okul aile birliği üyelerinin güçlendirilip daha işlevsel pozisyonlar kazandırılması sözelden çok davranışların ön plana çıkartılması öğretmenlerin derslerde kötü örnekleri işlemeyip güzel örnekler üzerinden örneklerin kullanılması gerekmektedir.

•          Şiddet konusu her kesim tarafından ciddi olarak sorun görülmekte somut adımlar atılmamakta. Şiddetin toplum bazında yaygınlaşmasının sebeplerinden biri medya ve sosyal medya olduğu için resmi makamların kontrol edici yasalar ile bu yönde çalışma yapmaları, temelde ise evlilik öncesi, evlilik sonrası ve boşanma sürecinde danışmalıklar kolay ulaşılabilir olup aile danışmanları, bireylerin inanç ve kültürel kodlarını göz önünde bulundurmalıdırlar.

•          Gayri meşru birliktelik (nikah dışı) özendirici ve teşvik edici faaliyetler artmıştır. Bu durum dini eylem olan evlilik ve nikahın itibarını yok etmeyi amaçlamaktadır. Batı kendi değerlerine göre kavramlar sistemi üretmiş evlilik dışı birleşme seviyeli birliktelik partner gibi zina yasağını hafife alan kavramlar kullanılmaktadır.

•          Günümüz gençleri aile ve akraba ilişkilerinden kopuk yaşamaktadır. Aileyi yeniden tanımlarken çekirdek aileden geniş aileye doğru karı koca anne baba büyükanne dede gibi diğer aile bireyleri dikkate alınmalıdır. Aile ve akraba ilişkileri gençlere özendirilmelidir. Müslümanlar sadece kendi ailelerine karşı değil yakın akrabalarına karşıda sorumluluk hissetmelidirler.

•          Modern kültür dinden arınmış bir zihniyet inşa etmiş geleneksel yapıyı ve hiyerarşiyi parçalamıştır. Bu bağlamda batılı değer yargılarıyla kadın hakları savunuculuğu yapmak en çok kadınları yıpratmış kadınların ailede sorumluluklarını artırmıştır. İslam toplumlarının batılıların ön gördüğü şekilde kadın haklarını savunmaya ihtiyacı yoktur. Kur'an ve sünnet temel alınarak islamın kadınlara verdiği değer vurgulanarak anlatılmalıdır.

•          Günümüzde genç yaşta evlilik artık ciddi bir sorun teşkil etmekte 40 yaşında bekar ve sorumluluktan kaçan bireyler bulunmaktadır. Evlilik öncesi gençler zorunlu olarak aile eğitim programına tabii tutulmalı dini ve kültürel değerler eğitiminin yanı sıra sağlık açısından cinsel özgürlük sınırlarının eğitimi verilmeli devlet bu konuda etkin rol üstlenmeli gerekirde bu konu okullarda müfredata dahil edilmelidir.

•          Yeni evlenen genç kuşaklar çocuk sahibi olmaktan kaçınmaktadır. Evliliğin bir sebebininse neslin devamı olduğu hatırlatılmalı neslin korunmasının önem ve değeri vurgulanmalıdır.

•          Günümüzde kadınlarımız genelde eğitime meraklı erkeklerimiz ise donanım açısından daha yetersiz olduğu için rol model olamamaktadırlar. Bunun sonucunda kadınlar giderek ailede baskın karaktere dönüşmektedir. Günümüzde güç dengesi üzerinden erkek yapıyor kadında yapsın şeklinde kadın ve erkek adeta yarışa sokulmaktadır. Eşler evliliğin haktan ziyade bir sorumluluk olduğunu bilmeli kadın ve erkek günü nispetinde de bu sorumluluğu üstlenmelidir.

•          Sübliminal mesajlar aile yapımızı ve çocuklarımızı tehdit etmekte olup önlem alınması gerekmektedir. Medyanın özellikle sosyal medyanın olumsuz etkilerinden ve haz kültüründen ailenin ve aile bireylerinin korunması gerekmektedir. Dinimizin aileye atfettiği değerleri teorik olarak değil pratik açıdan toplumda kolay anlaşılacak ve yaygınlaştırabilecek şekilde örneğin diziler ve tv programları ile topluma öğretilmesi gerekmektedir.

•          Evlilik ilişkisi sürdürülemediği takdirde erkek eş iyilikle boşama hakkına sahiptir. Kadın eşinde boşanmayı veya ayrılmamayı isteme hakkı vardır. Taraflar boşanacaksa bu meşru ve güzel bir suretle olmalıdır.

Ferit Hepokur-Memleket

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim