• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 5 °C
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş
  • Eski SÜ araştırma görevlisi  FETÖ'nün  "Adil Öksüz" korkusunu anlattı
  • FETÖ zanlısı hakim ve savcılar sık sık adliyede toplanmış
  • FETÖ Malatya'da 70 "gaybubet" evi oluşturmuş

Meslek narsisleri

Mustafa Yiğit

Her mesleğin kendine özgü bir “formatı” var.

Ama bazı meslek sahipleri var ki onlar anayasal vatandaşlığın da üstünde bir kimlik taşıdıklarına inanıyorlar.

Onlar, herhangi bir memurdan farklı olduklarını düşünüyorlar…

Bu meslekler daha çok “üniforma” sahipleri…

Mesela doktorlar, askerler, avukatlar, polisler, hâkimler ve tabii ki akademisyenler…

Hastaneye gidiyor bir vatandaş…

Aynı zamanda devlet memuru da…

Yani karşısındaki doktorlar aynı haklara sahip…

Ancak doktor başlıyor azarlamaya…

Memur da ona aynı şekilde mukabele ettiğinde, “ben on yıl okul okudum” diyor doktor hanım ya da doktor bey…

Bu ona bir ayrıcalık tanır mı?

Hayır…

Ne için okudu…

Vatandaşa hizmet için…

Maaşını alıyor mu, alıyor…

657 sayılı yasaya bağlı olarak çalışıyor mu?

Çalışıyor…

O zaman kendini diğer memur vatandaştan daha saygın görmesini sağlayan şey ne?

Elinde başka hangi güç var ki, onu diğerlerinden üstün kılıyor…

Askerlerde, avukatlarda, polislerde hâkimlerde de aynı tavır…

Askeri lojmanlar, polis evleri, hâkim evleri…

Evden işyerine, işyerinden eve götüren servisleri…

Onları ayrıcalıklı kılmak için dizayn edilmiş sanki…

Biz, diğer vatandaşlardan üstünüz tavrı…

Yaşantılarının her yönüne yansımış durumda…

Ne yazık ki, meslek egosunun en yüksek olduğu gruplar onlar…

Telefon açıyorsunuz, arkadaşınız…

Ama cevaben “ ben doktor Ali”,  ya da “ben avukat Ayşe” diye size cevap veriyor…

Vasıfları sadece meslekleri…

Hatta onların bu tavrına “mesleki narsisizm” de desek abartmış olmayız.

Anlayacağınız ayrıcalıklarımız var ve bu ayrıcalıklar bizim en doğal hakkımız diyen bir güruh…

Akademisyenlerde de çoğu zaman o tavrı görürsünüz…

Ama onlar daha çok bunu öğrenciler üzerinde uyguluyorlar…

Yani kampus sınırlarının pek dışına çıkmıyor ve daha az hissediyorsunuz onların “üstün meslek” mensubu olduklarını…

Ancak ellerindeki “not” silahı pek çok öğrencinin dünyasını harap etmeye yetiyor da artıyor…

Sahi bu saydığım “üstün memur” sınıfının gişede çalışan, dosya memurluğu yapan ya da ne bileyim, elektrik sayacı okuyan bir memurdan farkı nedir?

Hangi hak ki, onları diğerlerinden üstün kılıyor…

Hastayı ve ya yakınını azarlamak, hatta kendi istediği malzemeyi almadığı için ameliyatını yapmamak,  karakola işi düşmüş bir vatandaşı tokatlamak, mahkemede suçlu olmayan bir tanığı bile onuru kırılacak derecede azarlamak, emir erini her istediği yerde ve şeyde kullanmak, öğrencisine taktığı için onlarca yıl aynı dersten çaktırmak,  hangi “üstün memurluk” meziyetine girmektedir?

Biz buna  “mesleki narsisizm” demeyelim de ne diyelim?

Yorumlar
DEMİRCİOĞLU
27 Temmuz 2009 Pazartesi 12:24
SÜPER...
DİYECEK BİR ŞEY YOK...AYNEN DEVAM...
78.168.123.97
M.A.KARAKAYA
26 Temmuz 2009 Pazar 22:46
DOĞRU SÖYLEYENİ ....
ÇOK DOĞRU DİYOR VE BUNU DİLE GETİREBİLİYDRSUNUZ. HARİKASINIZ. ANCAK YİNE BİR KAÇ İŞ GÜZAR SİZE KIZIP BELKİDE YAZINIZIN ALTINA YAZI YAZIP MORALİNİZİ BOZACAK. HABERİNİZ OLSUN.
85.110.150.78
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim