• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Konya -4 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

“Kuş beyinli” mi dediniz?

Cahit Karaalp

           Bir insanın dirayetsizliğini, akılsızlığını ifade etmek istediğimizde hemen onu “kuş beyinli” olmakla suçlarız… Kuş beyni hakkında hiçbir bilgimiz olmamasına rağmen, söz konusu nitelemede bulunmaktan geri durmayız… Kuş beyninin ne olduğu ve işlevleri konusundaki cehaletimiz, Kur’an’da övgüyle bahsedilen “kuş beyni” konusunda olumsuz fikirde bulunmamıza temel oluşturmuştur…

 

            Kur’an’da okuduğum kuş beyni; yerilmeyi değil övülmeyi hak eder… Fil ordusuna saldıran “ebabil( sürü halinde gelen) kuşların beyni ile Allah’a kulluk etmeyen Sebe’ kavmini, Hz. Süleyman’a haber veren “hüdhüd” kuşunun beyni küçümsenebilir mi? “Tevhid’i arayan”, “zulme dur!” diyen kuşların beyinleri övgüye değer değil mi?

 

          İnsan beyni ile kuş beynini kıyaslayabilmem için elimde herhangi bir kıstas bulunmamaktadır… Zaten kıyas aynı türler arasında yapılır… Farklı türler arasında kıyasta bulunmak; araba ile uçağı, vapur ile treni kıyaslamak kadar yanıltıcı ve yanlıştır… Kuşların beyinsiz olduklarını iddia edenlerin fikirlerine katılacak ve konuyu tartışacakta değilim… Konuya, Kur’an zaviyesinden yaklaşarak sadece Kuran’ın verdiği bilgilerle yetinmeye çalışmak, gaybi alanda kesin kanıtlar bulunmadan, kesin yargılarda bulunmaktan kaçınmak bilgi ahlakının gereğidir, bilgi sorumluluğudur…

 

           Kur’an’ın verdiği bilgiden yola çıkarak,  kuş beynini küçümsemenin, akli yeterliliği bulunmayanları, “kuş beyinli” olmakla nitelemenin Kur’an’a ters düştüğünü söylemeliyim… Mekke’de kulluk için kurulan en eski ev olan Kâbe’nin,  Ebreh’e saldırısına maruz kaldığında, “insan beyinli” olan Mekke yerlilerince savunulmadığını, aksine  “kuş beyinli” olan ebabil( sürü sürü) kuşlar tarafından savunulduğunu Kur’an’dan öğrenmekteyiz…

 

            Zulme dur diyemeyen, zulümler karşısında sinen, haksızlığa baş eğen, halkların ve hakların kurtuluş mücadelesini vermeyen, tevhide karşı dikilen, batılı hayat tarzı seçen, İslam’ı küçümseyen, İlahi kanunların yönetimde olmasını istemeyen,  Allah’ın rabliği ve ilahlığı alanında ortaklar koşan “insan beyni” yerine “kuş beynini” tercih ederim… Zaten önemli olan beynin kimde olduğu değil, kimin doğru yolda aklettiğidir… Kuran’a göre akıl beynin işlevidir… Akletmeyen beyin yok gibidir…

           Hz Süleyman bir gün kuşları teftiş eder ama “hüdhüd” adlı kuşu görmez… Haklı bir gerekçe sürmediği müddetçe mutlaka “hüdhüd”ü cezalandıracağını belirtir ve çok geçmeden kuş huzura gelir… Hz. Süleyman’a bilmediği bir konuda, sebe’ hakkında haber getirdiğini belirtir. (Neml, 20-22)

          Sebe’nin bir kadın tarafından yönetildiğini, müreffeh bir hayat sürdüklerini ancak buna rağmen Allah’a değil de “güneşe” ibadet ettiklerini, şeytanın(şeytana hizmet eden, batılı hak diye gösteren sapmışların)  Sebe’ halkına bu işi güzel gösterdiğini,(Güneşperestlik inancını temellendirdiklerini) bu sebeple halkın yanlış bir inanç içinde bulunduklarını ve bu gidişle hakkı bulamayacaklarını (Neml, 23-24) söyler ve şu önemli cümleyi ekler: “Göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran; gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilen Allah'a secde etmeleri gerekmez mi?"

           Bu son cümle, kuşun; Hz. Süleyman’a suali ve insanların, yaratana değil de yaratılana kulluk etmelerine duyduğu hayretin ifadesiydi… Bir kuş dahi hayret etmekteydi… Her şeyi bileni bırakıp, hiçbir şey bilmeyen bir cansıza kulluk etmenin mantıksızlığını çözmüş bir halde Hz. Süleyman’a gelmekte ve sorunu şeytanlara, şeytanlaşanlara bağlayarak, bu gidişin sonunun iyi olmadığını, bu yolun doğruya çıkmayacağını söylemekteydi… Kuş beyni ile alay edenler, kuş beynini küçümseyenler tevhid ve insanlığın geleceği konusunda söz konusu kuşun sahip olduğu hassasiyete ve gayrete sahip olabilmişler mi? Hüdhüd, kuş beyni ile sorunu görmüş, sorunun kaynağını anlamış ve gidişatın sonucu hakkındaki yargısını dile getirmişti… Ya sen ey Müslüman! Çevreni böyle analiz ettin mi?

             Çağdaş kimi Kur’an araştırmacıları, her ne kadar burada söz konusu edilen “Hüdhüd”ün kuş değil, insan olduğunu söylemekte iseler de gerçek öyle değildir… Hz. Süleyman’ın emrinde insanlar, cinler, kuşlar, dağlar, rüzgârlar vs. canlı cansız varlıklar bulunmaktaydı… Hz. Süleyman’ın bu hâkimiyeti kâinata hâkim olan ilahi yönetimin adeta Süleyman’ın komutasında canlanmasıydı… Kuşların, karıncaların vs. küçük büyük hayvanların dilini anlayan Hz. Süleyman’ın bir kuş ile olan bu diyalogunu hiçbir karineye dayanmadan yorumlamak ve “hüdhüd”ün insan olduğunu savunmak hem vakıaya hem de ayetlerin siyak ve sibakına terstir…

             Kıssada geçen önemli bir konu ise Hz. Süleyman’ın kuş’un verdiği bilgiye ilk etapta güvenmeyip aldığı haberi doğrulamaya çalışmasıdır… Kuşun, ceza alma korkusundan dolayı yalan söylemiş olabileceğini hesaba katan Hz. Süleyman, bir mektup yazar ve Sebe’  yönetimine ulaştırılması için kuşu görevlendirir ve ne yapacaklarını uzaktan gözlemesini söyler… Ve neticeyi bekler…

            Büyük bir güç olan Hz. Süleyman, aldığı haberlere hemen inanmamış ve kuşu da ifadesini almadan cezalandırmak istememiştir… Hz. Süleyman, komutasında bulunan askerleri denetlemiş ve eksikleri fark ederek denetmenin gereği olarak rapor istemiştir… Ordusu üzerinde gözetim ve denetimi bulunan Hz. Süleyman bu davranışları ile bir yöneticinin uyanık, aktif ve disiplinli olması gerektiğini göstermiş ve tüm dünya liderlerine örneklik sergilemiştir…

          Hz. Süleyman, Sebe’ yönetimine gönderdiği mektup ile güneşe tapmalarını bırakıp, Allah’a kulluk etmelerini istemiştir… O bu davranışı ile  “kâinat sistemi” olan “Tevhid” sisteminin, bir “dünya nizamı” olması gerektiğini ve gerektiğinde bunun için savaşılabileceğini göstermiştir… Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde bulunan tevhide muhalif düzenler kâinatın düzenine kastederler… Şimdi zalim batı yönetimlerinin kâinatın dengesi ile oynayıp, kevni düzeni bozmaya çalıştıkları gibi…

          Kuran’da anlatıldığı yönü ile Hz. Süleyman; ulusal bir güç değil, küresel bir güçtü… O gücünü sömürü, zulüm, haksızlık vs. için değil, dünya nizamını, kâinat nizamına mutabık olması için kullandı… O tevhid(kevn- dünya ve insanın düzen birliğinin ilahi çizgide birleşmesi) için çalıştı...

        Ey insan! Aklını başına al… Toparlan… Hüdhüd ve Ebabil kuşlarından dersini al…

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim