• BIST 86.771
  • Altın 247,397
  • Dolar 6,0108
  • Euro 6,7137
  • Konya 16 °C
  • O tarihte hesaplarda... Kimler ne kadar emekli ikramiyesi alacak?
  • Mektup, telgraf ve mesajlardaki 27 Mayıs
  • Basra’dan Doğu Akdeniz’e stratejik hamleler: Savaş kapıda mı?
  • O tarihte hesaplarda... Kimler ne kadar emekli ikramiyesi alacak?
  • Mektup, telgraf ve mesajlardaki 27 Mayıs
  • Basra’dan Doğu Akdeniz’e stratejik hamleler: Savaş kapıda mı?

Kur’an’da “her iş” ifadesi

Doç. Dr. Murat Kayacan

Kur’an’da “her iş (kullu emrin)” ifadesi, üç Mekki surenin birer ayetinde geçmektedir. Bu yazıda söz konusu ayetler, içlerinde bulundukları surelerin iniş sırasına göre ele alınacaktır.

Kur’an, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde indirilmiştir (Kadr 97/1-2): “O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh, her iş için iner durur.” (Kadr 97/4). Kur’an’ın indiği bu güzel gecede melekler ve özellikle de Cebrail, verilen ilahi emirleri yerine getirmek için iner. Cebrail’in melek olmasına rağmen ayrıca belirtilmesi, ona verilen değeri göstermektedir. Meleklerin “Rablerinin izniyle” inmeleri, onların kendi kararlarıyla iş yapmadıklarını gösterir. Dolayısıyla “Melekler canını almak üzere falancaya uğradılar ama o, melekleri geri çevirdi, ecelini erteledi.” vb. iddialar doğru değildir. Bir kavmi yok edecek kadar güçlü olan melekler, Allah’tan emir aldıklarında onu uygulamaktan asla geri durmazlar. Allah’ın emrine rağmen, “hatırlı kişi” olduğu iddia edilenlerin emrine tabi olmazlar. Melekler Allah’a itaat eden kullar olduğuna göre onlara tapmak hatta onları “Allah’ın kızları” kabul etmek (Nahl 16/57) haddi aşmaktır.

Müşrikler Allah’ın ayetlerini inkâr ederler. Onların bu olumsuz tavrı ahirette karşılıksız kalmayacaktır: “Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Hâlbuki her iş kararlaştırılmıştır.” (Kamer 54/3). Rivayetler dikkate alındığında müşriklerin yalanladığı şey, kendilerine meydan okunan “ayın yarılması” mucizesidir; ancak geçmiş zamanlı “Ay yarıldı.” (Kamer 54/2) ifadesinin, gelecekte kesin olarak gerçekleşecek bir olaya (kıyamet) işaret ettiğini söyleyenler de vardır. İkinci görüşü savunanlar, “Bizi mucizeler göndermekten alıkoyan, öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. Semud'a apaçık (bir mucize) olarak dişi deveyi verdik de ona zulmettiler. Oysa biz mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.” (İsra 17/59) ayetini delil getirirler ve “ayın yarılması mucizesi” şeklinde bir olayın yaşanmadığını ifade ederler; çünkü Semud kıssasına dair İsra suresi ayeti, son peygamber Hz. Muhammed’e meydan okuma üzerine ayet verilmediğini anlatmaktadır. Ayın yarılması mucizesinin söz konusu olmadığını düşünenlerin getirdikleri diğer bir delil de “Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve ‘Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür.’ derler.” (Kamer 54/2) ayetidir. Bu ayette müşriklerin mucizeyi gördükleri değil, görürlerse inkâr edecekleri söylenmektedir. Ayrıca yine onların mucizeye “devam edegelen bir büyü” diyecekleri ifade edilmektedir. Hâlbuki rivayetlerdeki “ayın yarılması mucizesi” bir kez olmuş, devam etmemiştir. O halde devam ede gelen şey, mucize değil Kur’an ayetleridir.

Evrende hiçbir şey Allah’ın kontrolü dışında gelişmez: “Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede paylaştırılır.” (Duhan 44/4). Bu gecenin Kadir gecesi olduğu söylenmektedir.[1] Ayette söz edilen ve rızık, ecel vb. şeyle olduğu söylenen işler;[2] şüpheden, tutarsızlıktan uzaktır; çünkü onlar Allah tarafından belirlenmektedir. Bu ayet, Allah’ın evreni yaratıp kendi haline bıraktığı anlayışının batıl olduğunu göstermektedir. Ayette “o gecede hükmedilir” denilmesi, yani geniş zamanlı bir ifade kullanılması, ilahî belirlemelerin en azından bir kısmının değişebildiğini göstermektedir.

Görüldüğü gibi “her iş” ifadesinin yer aldığı ayetlerde meleklere ve Cebrail’e görevler verildiğinden, inkârcıların ilahi göstergeleri görmezden geldiklerinden ve Allah’ın yaptıklarının hikmetli olduğundan söz edilmektedir.

 

[1] el-Hüseyin b. Mesud el-Ferra Beğavî, Meâlimu’t-Tenzîl, 4. Bs (Beyrut: Daru Tayyibe Li’n-Neşri ve’t-Tevzi’, 1417), 7: 227.

[2] Celaluddin Abdurrahman b. Ebi Bekr Suyuti - Celaluddin Muhammed b. Ahmed Mahallî, Tefsirü’l-Celâleyn (Kahire: Daru’l-Hadis, ts.), 656.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim