• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Konya 6 °C
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi

İçki satan eşşoğlu eşşektir

Memleketi Kurtaran Adam

Ramazan’da içki satan eşşoğlu eşşektir

 

-Mahalle baskısı türküsüne cevap olsun diye yazılmıştır-

Bizim mahalle, öyle eski yüzyıllık filan değil. 8-10 sene evvel kurulmuş kooperatif evlerinden oluşuyor. Kimse kimseyi fazla tanımadığından öyle kartel gazetelerinde yazdığı gibi baskı filan da yapamaz kimse kimseye. Bizim market hiçbir vakit içki satmaz mesela. Değil Ramazan ayında satmasın. Dahası, marketçi, tüpçü, fırıncı vesaire mahalle esnafı Ramazan geldi diye imsakiye bastırıp evlere dağıtmışlar. Bu ne şimdi? “Biz çok Müslümanız, bizden alışveriş yapın” demek mi? Hayır asla! Peki nedir? Söyleyeyim efendim. Bu hürmettir, ikramdır, inceliktir. Geçtik hepsini reklâmdır; ticaretini büyütmek istiyor ve imsakiyeyi bir vesile kılıyor. Gayet doğal ve haklıdır…

Bizim eski mahallede burnumuzun dibine bir Tekel biracısı açılmıştı. Ne kadar uğraştıysak adamı oradan çıkarıp atamadık. Tüm mahalle baskı uyguladı, selam vermedik ama adam inatçı çıktı ve içki satmaya devam etti. Geçenlerde de Ramazandan evvel bi eski mahalleyi dolaşmaya gitmiştim. Tekelciyi merak ettim, iş yapabiliyor mu diye…

Aman Allah’ım, aman Allah’ım… Adam öyle süper iş yapıyordu ki aklım durdu. Yanılmıyorsam cumartesi bir gündü. Akşama doğru millet evine nasıl bira taşıyor, nasıl rakılar paketleniyor, hala şoktayım…

Alışveriş yapan tiplere baktım. Vallahi billahi, yolda görseniz, Erbakan’ın ardından gelmez, Kapı Camii’nde vakit kaçırmaz bir insan evladı sanırsınız. Saçlı, başlı, yaşlı, sakallı adamlar… Gençler, ayağında adam gibi bir ayakkabısı olmayanlar… Antika bir motosikletle, bisikletle yırtık pırtık üst başla gelenler… Biraz daha eli yüzü düzgün memur tipliler… Neler neler…

Kimsenin dış görünüş itibariyle evine içki götürüp çilingir sofrası kurduğunu tahmin bile edemediği envai çeşit tipler, rakıları, biraları ve diğer nevaleleri alıp gidiyorlardı. Hele bir araba durdu. Şöyle 85 model şahin gibi bir araba. İçinde başları kapalı, biri genç diğeri ihtiyar iki kadın. Direksiyonda oturan yaşlı adam indi, biracının dükkanına doğru yöneldi.  Ben hayretler içerisinde adamı seyrederken, adam içkileri caraları doldurdu torbaya bindi arabaya koydu gitti. İnanamadım yavvv.

Böyük gazeteci Ertuğrul Özkök bu tipleri görse ‘yobaz’ der çıkar. Öyle diyor ya gazetesinden. ‘Mahalle baskısı yüzünden marketler içki satışı yapamıyor’ diye. Ramazan ayına hürmeti es geçiyor biduni şeriyf.

Dün kalktım üşenmeden benim eski mahalledeki içkiciyi kontrole gittim. Kapalıydı ve kapısında, “Ramazan münasebetiyle bir ay kapalıyız” diyordu. Yani ne demekti bu şimdi. Bu şu demekti; valla mahalle baskısı falan değil, adam içinde kalan son iman kırıntılarıyla da olsa İslam’a hürmet ediyordu. Gerisi eşşoğlu eşeklik…

Yorumlar
Ahmet Hadi
26 Eylül 2007 Çarşamba 10:32
şecaat arzederken
Yazınızda ne güzel diyorsunuz. "Burnumuzun dibine bir tekel bayi açılmıştı. Adamı oradan çıkarıp atamadık." diye. Siz hatırlar mısınız bilmem ama uzun bedestendeki esnafın çok kısa bir süre içerisinde, sakal bırakıp, şalvar giymeye başladığını, tavır ve şekil değiştirdiklerini ben hala hatırlarım.
195.177.207.65
Ahmet Hadi
26 Eylül 2007 Çarşamba 10:27
mahalle baskısının daniskası
Yaşı 40'ın üzerinde olanların kolaylıkla hatırlayabileceği bir örnek vereyim mahalle baskısına: bundan 20-25 yıl önce Konya'da, Ramazan'da değil ama ramazan harici günlerde ailenizle beraber gidip, iki duble rakı içip (kendinizce) keyif yapabileceğiniz, Sabriye'nin Yeri, Damla Restaurant, Nebi Dayı, Kimene Halil'in yeri, Karides Restaurant, Zafer Gazinosu, Fuar Gazinosu gibi nezih ve güzel içkili lokantalar vardı. Muhacir Pazarındaki, Araboğlu makasındaki, Zafer'deki, Meram'daki nispeten salaş meyhaneleri ve birahaneleri saymıyorum. Üstelik o dönem Konyanın Nüfusu taş çatlasın 200 bindi.Bugün etrafınıza bir bakın, nüfus 1 milyona gelmiş ama bunlardan kaç tane görüyorsunuz. Bu mahalle baskısının sonucu değil de nedir. Tekel bayi önünde beklerken gördükleriniz bir gerçektir. Ama bu yaşamını aleni bir şekilde sürdürmek Konya'da yasaklanmıştır. Bu nedenle gizlenmeyi uygun görmektedirler. Kendine demokratlar da gelişmeden gayet mutlu, bunu ifade edenlere hakaret etmeyi marifet saymakta.
195.177.207.65
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim