• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 10 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

İçim yandı, içim sızladı

Kasım Çakır

Tarih 20 mart 2003. Televizyonlar  ABD ve müttefiklerinin   hava bombardımanına her an başlayabileceğini duyuruyordu. Irak’a yine büyük zarar vereceklerinden çok tedirgin olmuştum ve gelişmeleri  her saat  izliyordum.

     20 martı 21 marta bağlayan gece saat 04:00’te Irak’a hava bombardımanı başladı. Başta CNN olmak üzere Dünya TV’leri Bağdat semalarının bombalanışını gösteriyordu.

     Atılan bombaların düştüğü yerde çıkarmış oldukları ışık, alaca karanlığı kızıla dönüştürüyordu.        Minarelerden  sabah ezanı, selâ  sesleri  yükseliyordu. Cıvıl cıvıl kuş sesleri, bomba düşünce daha da artıyordu. Kuşlar korkudan yerlerinde duramıyor, bir yerden diğerine zıplıyorlardı. Kameralar yüksekten binaların damlarını ve yolları gösteriyordu. Yollarda sadece siren çalarak hızlıca ilerleyen ambulanslar görünüyordu.

     Yüksekten damları, çatıları görülen binaların içerisindeki çaresiz Iraklı kardeşlerim aklıma geldi. İlk defa, kendilerini camilere davet eden ezan seslerine icabet edemiyorlardı. Her patlayan bombanın sesi ve çıkardığı ışığı, yüreklerini ağızlarına getiriyordu. Ambulans seslerini duyuyorlar ama dışarıda  olup biteni göremiyorlardı.

     Irak'ın  çocukları aklıma geldi. Korkudan kimisi annesine, kimisi babasına ,kimisi  dedesine, nenesine sarılıyor, çığlık çığlığa ağlıyorlardı. Çocuklar gibi büyüklerde çaresizlik yaşıyordu. Çocukların ‘’ne oluyor baba? Ne oluyor dede ? ‘’ sorularına, boğazları düğümlendiğinden dolayı anlatmakta güçlük çekiyorlardı. 

      Hamile bayanlar aklıma geldi. Hamileliklerinin en zor anlarını yaşıyorlardı, patlamaların vermiş olduğu stres, korku  hamileliklerini tehdit  ediyordu. Babaların, dedelerin içleri ağlıyor, gözlerindeki  yaşları yakınlarına hissettirmemeye çalışıp, gizli gizli ağlıyorlardı. 

      Hangisine yansınlar? Bombaların  canlarını tehdit ettiğine mi,ülkelerinin işgaline mi, işgalin kendilerinden her şeyi alıp götüreceğine mi yansınlar.Vah Iraklı kardeşlerim vah,senin bombardıman altında için yanıyor,benim TV karşısında içim yanıyor, sızlıyor. Aslında aynı duyguları yaşıyoruz. Ama onların durumu daha vahim.

     Hava bombardımanı on gün devam ettikten sonra  bitti. Sırada kara harekatı vardı. S.Arabistan, Kuveyt ve Ürdün sınırlarından giren tanklar ve askeri araçlar Bağdat’a  ilerliyorlardı. Bağdat’a gelinceye kadar önemli bir engelle karşılaşmadılar. Sıra Bağdat’ın alınmasına gelmişti. Bağdat çevresinde bir gün beklediler,keşif yaptılar. Bağdat’ın dört yanından şehre girmeye başladılar. Saddam’ın, sayıları yüz binlerin üzerinde olduğu söylenen ‘’Cumhuriyet muhafızları’’ engeline takılmadılar, önemli bir mukavemetle karşılaşmadılar.

     İşgal askerleri, Bağdat içerisinde kendi güvenliklerini emniyet altına aldılar. İlk işleri Bağdat’ta bulunan Saddam Hüseyin heykellerini, anıtlarını yıkmak oldu. Kalın bir urganın bir ucunu heykelin gövdesine, diğer ucunu askeri araca bağlayıp, asıldıklarıyla yere seriyorlardı. 

     İşgal askerlerinin çevresinde yüzlerce, binlerce Iraklı, davul ve zurnayla hoplayarak, zıplayarak, hem işgali kutluyorlar, hem de Saddam’ın heykellerinin yıkılışına seviniyorlardı. Bu izlediğim tablo, görüntüler beni kahretti, içim yandı, içim sızladı. 

     Müslüman’ın onuru, haysiyeti  ve  şerefi  ayaklar altına alınıyordu. Kendime şu soruyu sordum,  ‘’Allah korusun, benim ülkem böyle bir işgalle karşı karşıya kalsa, Bağdatlının düşmanını karşıladığı şekilde karşılayacak, içimizden  bir kişi dahi çıkmaz, karşılamaz’’ demiştim. 

     Aradan 10 yıl geçti.1-20 Haziran arasında ülkemizde yaşanmış olan Gezi Parkı protestolarını gördükten sonra, artık aynı kanaatte değilim.

     2014 ün, 6-7 Ekim tarihlerinde, İŞID'in Kobani'ye girişini bahane eden binlerce sorumsuz, aldıkları talimat doğrultusunda Gezi olaylarının bir denemesini yaptılar. 23 kişinin ölümüne neden oldular. Yaptığı vandallıklar sonucında, onlarca okul, yurt, dersane, karakol, belediye binası, evler, işyerleri ve atm yakıldı, yıkıldı.  

   İÇİM YANDI, İÇİM SIZLADI. 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim