• BIST 81.865
  • Altın 148,841
  • Dolar 3,8026
  • Euro 4,0554
  • Konya 3 °C
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı

Hicretle gelenler!

Ali Akpınar

Peygamberimiz, on üç yıllık Mekke Döneminin zorlu mücadele dolu yıllarından sonra, Yüce Allah’ın emri ile Medine’ye hicret etti. Bu zorlu yıllar, Muhacirlerin yetiştirilmesi ile geçti. On üç yıllık Mekke okulunu bitiren müminler, inandıkları din uğruna mallarından, canlarından geçebilmeyi öğrendiler ve hicretle bunu ispat ettiler. Onların sayısı beş yüzü bulmuyordu, ama imanları Mekke Vadisine sığmıyordu.

Medine, Ensâr ruhunun yeşereceği, Saadet Çağı insanının yetişeceği okul yıllarıydı. Bu yeni döneme Peygamberimiz şu çok önemli icraatlarla başladı:

  • Mescidin İnşası: Peygamberimiz başta olmak üzere Muhacirlerinin başlarını sokacak evleri yoktu. Ama Peygamberimiz, Medine’ye girer girmez Mescid’in yerini belirleyip temelini attı, kısa zaman içerisinde de Mescid inşa edildi. Mescidin projesini bizzat Peygamberimiz çizdi ve inşaatında herkesle beraber o da bilfiil çalıştı. Evet, Mescidle başladı Medineli yıllar, çünkü mescid olmadan olmazdı. Zira İslamî hareket mescid merkezli idi, yeni dünyayı kuracak ve kıyamete kadar insanlığı aydınlatacak insanlar mescidde yetişecekti.
  • Anayasa belirlendi. Medine Vesikası ile ilk yazılı anayasa yazıldı, Medine’ne de Müslümanlar ve Müslüman olmayanlarla birlikte yaşamanın esasları belirlenip en güzel örnekleri verildi. Medine’de siyasî birlik sağlandı. İslam’ın yalnızca vicdanlara hitap eden, bireyleri inşa eden bir din olmadığı, onun sosyal ve siyasî yönünün de olduğu tescil edildi.
  • Müslümanlar arasında kardeşlik ilan edildi. Ensâr ve Muhacirler birbirleriyle kardeş oldular ve kan kardeşliğinden öte bir kardeşlik örnekliği sergilediler. Bu kardeşlik sözde kalmadı, İslam Tarihinin altın sayfalarına geçecek kardeşlik örnekleri sergilendi. Çünkü İslam toplumu, temeli sevgi ve kardeşliğe dayanan güçlü bağlarla inşa edilen bir toplumdu.
  • İlk nüfus sayımı yapıldı. Müslümanların başıboş ve rastgele bir hayatın içerisinde olmadıkları ve birbirlerinden haberli ve planlı bir şekilde hayata hazır olmalarının gerekli olduğu vurgulandı.
  • Hicretle birlikte müminler ilk defa cuma namazı ile tanıştılar. Cuma namazı, müminleri bir araya getiren, onları birbirleriyle kaynaştıran, dertleriyle dertlendiren, haftalık gündemlerini belirleyen çok yönlü bir ibadettir.

Bütün bu açıklamalar ışığında, yeni bir hicrî yıla girerken şu soruları kendimize soralım:

Hicret ruhunu yaşamak ve yaşatabilmek için, kendimizi ve insanımızı yeniden inşa edebilmek için Mescide hicrete, mescidle tanışmaya, mescidde buluşmaya hazır mıyız?

İslam’ın sosyal ve siyasi hedefleri olan bir din olduğunun bilincinde ümmet bilincini ne kadar yaşıyoruz. Küçülen dünyada muhacir durumundaki mümin kardeşlerimize karşı sorumluluklarımızı ne kadar yerine getiriyoruz?

Hicrî 1434. Yılımız mübarek olsun, hayatımıza hayır ve bereketler getirsin. Mescid merkezli bir hayatla Ensâr ve Muhacir ruhuna hicrete vesile olsun!

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim