• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 25 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

Günümüzde helal gıda

Ramazan Altıntaş

26–28 Kasım 2011 tarihlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından düzenlenen “Güncel Dini Meseleler IV. İstişare Toplantısı” Afyonkarahisar İkbal otelde yapıldı. Çok sayıda alanın uzmanı bilim adamları tarafından değişik yönleriyle ele alınan günümüzde helal gıda meselesi, masaya yatırıldı.

Bilindiği gibi helal gıda, salt bir beslenme konusu değil, aynı zamanda fıkhi ve ahlaki bir meseledir. Çünkü Yüce Allah’ın bize vermiş olduğu rızkı tüketmenin ahlaki boyutları da vardır. Her konuda olduğu gibi beslenme konusunda da Yaratıcı, bir nizam getirmiştir. Nasıl ki yiyeceklerimize besmele ile başlayıp hamdele ile sonlandırıyorsak, onu elde ederken, pazarlarken de ahlaki boyutlardan sarfınazar etmememiz kulluğumuzun bir gereğidir.

Helal gıda, günümüz Müslümanlarının can yakıcı önemli sorunlarından birisidir. Müslümanların azınlık olarak yaşadıkları ülkelerde, Müslüman kimliğinin sıkıştırıldığı alanlardan birisi haline gelmiştir, helal gıda. Bunun en açık örneği, kimi Batılı ülkelerde ırkçılar, göçmen Müslümanlara karşı tepkilerini cami ve evlere domuz kafalarını yerleştirmekle yapmaktadırlar.

Öte yandan ekonomik anlamda helal gıda, büyük bir pastadır. Bugün helal gıda sektörü pastası 661 milyon dolara ulaşmıştır. Helal gıda sektörünün % 80’i gelişmiş ülkeler belgelendirme kuruluşlarına gitmektedir. Bu pastadan İslam ülkeleri % 7.9 oranında bir pay almaktadırlar. Hala Müslüman ülkeler tarafından ortak helal standartları oluşturulamamıştır. Belgeler karşılıklı tanınmamaktadır. Bu da acı bir gerçektir. Çin bile “müslümanca taamlar” fabrikası kurmuş ve helal sertifika ile İslam ülkelerine ihracat yapmaktadır.

Helal gıda, müslümanca yaşamanın olmazsa olmazıdır. Kur’an bize, helal ve temiz olan yiyeceklerden yememizi öğütlemektedir. Yaratanın temiz kıldığını insan kirletilmemelidir. Allah temizdir, ancak helal olanı kabul eder. Helal gıda, rabbine itaat edenle etmeyenin birbirinden ayrıldığı bir meseledir. Bundan dolayı Hz. Peygamber (a.s), önüne konulan yiyeceğin ismi kendisine söylenip de onun ne olduğunu ve mahiyetini bilmedikçe yemezdi.

Maalesef günümüzün modern toplumlarında açgözlülükle, neredeyse her türlü gıdaya müdahale edilerek genetik yapısı bozulmuştur. Bu sebeple Allah’ın yarattığını değiştirenlere karşı ahlaki bir duruş sergilemedikçe sorumluluklarımızı yerine getirmiş sayılmayız.

Artık günümüzde genetik mühendislik, oluşturduğu organizmalarda transgen dediğimiz ve insan yiyeceği olmayan materyaller kullanarak doğal besinlerimizi değiştirmektedir. Örneğin, domatesin soğuğa dayanıklı olması için köpek balığı geni, patatesi böceklerden korumak için akrep geni, bazı yediğimiz bitkilere insan geninin nakledildiğini biliyoruz. İşte bu istişare toplantısında GDO’lu ürünler ve onun insan sağlığı için getirdiği riskler üzerinde duruldu. Çünkü beslenme zincirinin bozulması neticesinde obezite, kalb-damar hastalıkları arttı, bu hastalıklar yukarı yaşlarda değil, aşağılara doğru inmektedir.

Helal gıda alanında en önemli hayati sorunlardan bir diğeri de yiyecekleri renklendirme, dondurma ve koruma gibi alanlarda kullanılan jelâtinle ilgilidir. Jelâtin, hayvanların tırnaklarından, kemik, deri ve sakatatından yapılmaktadır. Bugün maalesef jelâtinlerin % 96’sı domuzdan üretilmektedir. Neden jelâtin eti helal olan hayvanlardan değil de eti haram olan hayvanlardan üretilmektedir? Sebebi, domuzun ucuz olması, üretim maliyetinin düşüklüğü ve kalitesinden dolayıdır. Acaba aslı necis olan maddelerden üretilen jelâtini kullanmak caiz midir? Neden pahalı da olsa aslı helal ve temiz olan hayvanlardan üretilen jelâtin tercih edilmemektedir?

İnsanın ilk imtihanı gıda, beslenme alanında olmuştur. Bugün bizler de aynı şekilde deneniyoruz.

Hormonlu yemlerle beslenen canlı ve kanatlı hayvanların etleri insan sağlığı üzerinde derin yaralar açmaktadır. Eğer evli çiftlerde kısırlaştırılma oranları yükseliyorsa bunun arkasında GDO’lu, katkı maddeli ve hormonlu ürünlerin büyük tesirleri vardır. Ayrıca helal et açısından elektrik akımı verilerek ve tabanca kullanılmak suretiyle uyuşturularak kesilen hayvanlar üzerinde düşünmek lazım. Geleneksel kesim mi yoksa modern kesim yöntemleri mi İslami esaslara daha uygundur? Bu konularda bilimsel çalışmalar yapmadan kesin kararlar vermek ne derece sağlıklıdır.

Helal ve haram duyarlılığına sahip olan her Müslüman helal zaviyesinden yiyip-içtiklerine dikkat etmeli ve bu konuda farkındalık bilincine sahip olmalıdır. Böyle güzel bir ilmi toplantıyı düzenleyen DİB’na yürekten teşekkür ediyor, bu tür toplantıların artarak devam etmesini diliyorum.

  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim