• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -3 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Farkında kalmak…

Fatıma Nur Mücevher

Bu günlerde fazla açım. Acılarımın açlığı hiç dinmiyor.  Ağrılarımın açlığı, hüznümün açlığı… Ne doymak bilmeyen bir iç çekişim var…

 

Bir bilet alıp gitmek istiyorum. Şu şehirlerin kalabalığından, şu yorgunluğun bağrından çıkıp gitmek. Hani diyor ya Tarık TUFAN ağabey Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim.”

 

Sahi nereye kadar gidebiliriz ki? İçimizde taşıdığımız sürece acıyı hangi deniz kabul eder bizi yada hangi gökyüzü kucak açar bize? Öyle zamanlar geliyor ki toprağa basarken titriyor insan, şu bastığım toprak benden davacı olursa halim ne olur… Ya şu bulutlar derse “ben onu gölgemle serinlettim, o bana bir teşekkürü unuttu…”

 

Hayat dediğimiz zaman uzun bir sükût düşüyor payıma. Uzun uzun sükûtlar biriktiriyorum kısa kısa cümlelerin yanına… Bunu kimse anlamıyor. Yanlış ifade ettim, bazen kimse anlamasın beni istiyorum, yanlış anlayacaklarına…

 

 

Bir yolculuğa çıkmak geçiyor içimden, içimden bir yolculuğa. Yani kaldırmadan bedeni, yük etmeden dünyalıkları öylesi gitmek.  Sanırım büyük gidişler adımlarla değil düşünceler ve fikirlerle oluyor…

 

Ne tuhaf değil mi? Bir gün hakikaten hesap etmeden gideceğimizi bildiğimiz halde duruyor olmamız. Hep aynı yerde, hep aynı sayıklanmalarımızla…

 

 

Bu günlerde fazla açım, açlığımı acımdan tanırım. Mevsimin rengi düşer, zaman farklı telden çalar ki buna rağmen hep hep buradayım, sen hep buradasın ve biz hep buracıktayız.

 

Keşkelerin kıskacında bir ömrün bilmem kaçıncı yarısında… Hepimiz buradayız. Zamanı hunharca kullanıp, mekânın bir köşesinde kıvranarak yaşıyoruz.

 

Yaşamak sancılı bir acıya dönüşüyor işte tamda burada şifayı hekimde aramak yerine hekimlik yapanlarda aramamız yok mu? Kaybetmemiz bu yüzden… Hep unutsak da derdimizde biz gibi Allah’ın himayesinde.

 

Yaşamın, hicretin ve amacımızın farkında kalmak için  “O (Allah'a yönele)nler, iman eden ve Allah'ı anmakla kalpleri huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d_28)  bu ayet-i kerim’e de burada kalsın.

 

Selam ve dua ile…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
selim
01 Eylül 2015 Salı 11:53
11:53
yazıda kendimi buldum teşekkürler fatıma nur kardeşim.
95.9.136.130
gonyalı
29 Ağustos 2015 Cumartesi 09:35
09:35
Yine zillete değinmemişsiniz! Neyse.. Biliyor olmak,çaresizce izlemek.. O ne büyük yük insan için.. Acılarımız dediklerimiz büyük çoğunluğun umurunda bile değil.. "İnsan ne içi yaşar?" diye sorgulamalarımız..İnsan, "insan" olmaktan utanır mı? Evet bizim utandığımız zamanlar oldu.. Ama, öyle ya da böyle bu ülkede ve dünyada güzel insanlarda var. Ne diyordu yoksulların şairi Nazım Hikmet: "Annelerin ninnilerinden spikerin okuduğu habere kadar, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı.
46.197.167.120
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim