• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Fakülte ve Meslek Yüksekokulu

Fahri Kubilay

Selçuk Üniversitesi Aralık 2011’de bölünerek, üç tane fakültesi Konya Üniversitesi'ne bağlanmıştı.

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde yer alan; Meram Tıp Fakültesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi ve İlahiyat Fakültesi’nin Konya Üniversitesi’ne bağlanması ile ilgili YÖK kararı, daha önceden hayata geçirilmişti.

İlçelerde bulunan Meslek Yüksek Okulları ve Fakülteler, “şimdilik” kaydıyla Selçuk Üniversitesi bünyesinde işlevlerine devam ediyorlar.

Yakın zamanda yapılacak olan bir çalışma ile Seydişehir Meslek Yüksek Okulu ve Seydişehir Ahmet Cengiz Mühendislik Fakültesi’nin Konya üniversitesine bağlanacağını tahmin ediyorum.

Bilindiği üzere bu yıl, Seydişehir Ahmet Cengiz Mühendislik Fakültesi’nin, bir bölümüne ek kontenjanla öğrenci alındı. Fakülte öğrencileri, birinci dönem eğitimlerini Seydişehir Meslek Yüksek Okulu Binası’nda gördüler. İkinci dönemde ise Fakülte binasının bitirilmesi ile fakülte öğrencileri eğitimlerine yeni binada başladılar.

Belki bunları konuşmak için erken denilebilir. Fakülte Binasının resmi açılışı henüz yapılmadı. Şimdilik personel açısından yapılanma çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar yapılırken de Seydişehir Meslek Yüksek Okulu’nun personeline göz dikilmiş durumdadır.

Selçuk Üniversitesi’nin bünyesinde olup da Seydişehir’de çalışmak isteyen personele neden kolaylık sağlanmasın ki?

Tabiî ki Fakülte ile Yüksek Okulu birbirlerinden ayıracak değiliz. İkisi de bizler için etle kemik gibidirler...

Bizi kaygılandıran durum; birinin içini doldururken, ötekinin içinin boşaltılma ihtimalidir. Seydişehir’in menfaati her ikisinin de içlerinin dolu dolu olmasında hatta taşmasındadır.

HERKES 28 ŞUBAT KARŞITI OLDU.

Son bir haftadır, televizyon kanalları ve gazete sayfalarında 28 Şubat konulu tartışmalar, yazılar “gırla gidiyor.”

28 Şubat Tarihi’ni, Türkiye Tarihine “zulüm tarihi” olarak yazdıranlar bile, bugün günah çıkarmaya çalışıyorlarsa eğer, nasıl bir kaygan zeminde ayakta durmaya çalıştığımızı varın siz düşünün.

Bırakın başka örnekleri, Aydın Doğan bile 28 Şubat karşıtı olduysa kıyameti bekleyin, çok yakınımızdadır.

***

SEKİZ ÇOCUKLU BİR ANA...

Seydisehirhaber’de okudunuz. “Seydişehir’in bir köyünde sekiz çocuğu olan bir ana sokağa bırakılmış.”

Biz bu haberleri, büyük şehirlerde yaşayıp da kendilerini modern hayatın bir parçası olarak gören ve aile mevhumunu kaybetmiş, kimliksizleşmiş, hafif esen bir rüzgarın önünde bile oradan oraya savrulan, sonradan görme, ne oldum delisi “şehir zübbeleri”nin ifşaatları zannederdik. Şimdi ise bu olayın, aile bağlarının hala en güçlü bir şekilde sürdüğünü zannettiğimiz Anadolu’nun bir bölgesinde yaşanmış olması bizi derinden yaralamıştır.

Demek ki; insanlık tarihinde ve özellikle de Müslüman Türk’ün tarihinde; en kuvvetli bağlardan olduğunu varsaydığımız “Aile Bağları” Batı’dan sonra, maalesef Doğu’da da bozulmaya, örselenmeye başlamış.

Yazık, hem de çok yazık!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim