• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -5 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Bir ibrikçiye

Memleketi Kurtaran Adam

Bir ibrikçiye (İbrikçi olmayanlar okumasın lütfen!)

 

İbrikçi hikayesini daha önce sizlerle paylaşmıştım. O nedenle tekrarlamayacağım…

Bu ibrikçilerden biri işi o dereceye vardırdı ki pes doğrusu…

Aslında şimdi bahsedeceğim kişi ibrikçilikten terfi edip onun bunun dolduruşuna gelen bir dangalak haline geldi. O kadar ki, ‘onu bırak şunu al’ dediğinde eline hiçbir şey geçmeyeceğini, bilakis ve hatta başına kötü şeylerin gelebileceğini iyi kötü tahmin ettiği halde ısrar etmesi hayretle izlenesi bir vakıa. Recep ayında doğanların genelde bu seviyede dangalaklıklarına pek rastlanmaz, ama dedim ya bu sıra dışı. Bilmem kaç tarihinde Tansu Çiler’in serhat ilimiz diye hitap ettiği Erzurum dolaylarından gelmiş olması, toprağının sert olduğuna delalet etmeyen, sadece tipine yansıyan bu dangalak, ardından hemen herkesin sinli kaflı yoklamalarına da ya rabbi şükür diyebilen ender embesiller sınıfına girmeye namzet kör bıçakla bindiği dalı kesen bir gerzek o kadar.

O anlamaz bu yazıyı ama yine de tercüme edecek bir dangalak daha çıkar elbet. Tabi ben de kendisine anlayacağı dilden, basit cümleler kurabilirdim. Lakin ulu orta gazete köşelerini bu işlere alet etmemek gerek. Şuradan sadece diyeceğim şu: Birisi elinden o düdüğü alırsa ne yapacaksın?..

Seni, senin gibi kokmaz tütmez tavşan kakası kılıklı ehbaplarınla baş başa bırakırken hararetle tavsiye ederim ki, ibrikçilerin eline herkes gittikten sonra sadece ve sadece ağzına yüzüne edilmiş ve temizlenmesi gereken dar bir yer kalır. Hadi sana kolay gelsin…

 

Ya akıllı ol ya da deli

Bizim köyde bir deli Hüseyin vardı. Herkese küser dururdu. Öyle ki, zaman içinde küsmediği bir Allah’ın kulu kalmamıştı köyde. Neyse ki, Hüseyin’in küsmeleri tavukların “bir daha pislik eşelemeyeceğim” sözleri kadar kısa sürerdi. Öyle ya, köy yerinde sağa sola küs kalırsa insan kiminle konuşup edecek, nasıl vakit geçirecekti?

Bir gün bu Hüseyin akıllandı. Nası yani demeyin, akıllandı işte. Kadınlar çeşme başlarında Hüseyin’den kaçmaya başlayınca anlaşıldı desem olur mu?

Hüseyin’in tıraşına dikkat etmeye, esbabını düzgün giymeye başlaması anasının da gözünden kaçmamış olacak ki, Hüseyin’e uygun bir hanım aramaya başlandı. Bizim köyden kimse kızını vermez deniliyordu meclislerde. Çok geçmedi, şehirden bir kız bulundu Hüseyin’e. “Nası yaaaa” demeye başlayınca köylü şaşkın şaşkın, anası verdi cevabı kadınların bolca bulunduğu bir köşe başında. Hüseyin’den iyisini bulacaklardı!

Düğünleri güzün oldu. Çok geçmeden de çocukları…

Şimdi Hüseyin tekrar eski günleri yaşıyormuş. Bir haylisiyle küsmüş köyün. Kalanlar da görmezden geliyorlarmış. Ne diyeyim ben sana Hüseyin. Ya deli kalaydın, adı belli, ya da adam gibi akıllansaydın. İki cami arasında beynamaz misali Hüseyin hikayeleri dinleriz gelenden gidenden.

Oğlum Hüseyin akıllı ol, adam ol. Tekrar deli Hüseyin olma e mi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim