• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -4 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Biat ve isyan

Murat Kayacan

Biat Müslüman yöneticiye bağlılık sözü vermenin adıdır. Hz. Peygamber (s), önemli dini-siyasi olaylar öncesinde ya da İslamiyeti kabul eden kimselerle ilk defa görüştüğünde biat almıştır. Biat, Hz. Peygamberin vefatından sonra, daha çok siyasi bir karakter kazanmış, "İslam devletinde idare edenle, idare edilenler arasında yapılan; seçim veya bağlılık karakteri taşıyan sosyo-politik akit" anlamında kullanılır olmuştur. Biatta asıl olan, meşru devlet başkanını tanımak, kendini ona bağlı hissetmektir. Yoksa, milletin her ferdinin devlet başkanı ile biata fiilen katılması şart değildir. Sözgelimi Medineli Sa’d b. Ubade Hz. Ebubekir’e biat etmemeyi tercih etmiştir.

İşte bu konuda kalem oynatan Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğru Özkök’ün 3 Ağustos 2007 tarihli Zaman gazetesinde ne dediğine bir bakalım: “Atatürk’ün adının Anayasa’dan çıkartılmasını isteyen arkadaşa rastlarsam şunu soracağım: Böyle manasız bir tartışmayı başlatmanın ne gereği vardı?” Yine o, 4 Eylül 2007 tarihli yazısında mücahit gazetecilik yapan ve biat kültüründen gelen bir gazeteci kesimden bahsetmiş ve kendisini ait hissettiği kesimin isyancı bir vasfa sahip olduğunu söylemiş.

Onun yaklaşık bir ay arayla sarf ettiği bu sözlerden yola çıkarak sormak hakkımız: “Ertuğrul Bey! Bir ay önce anayasaya özgürlükçü bir çerçeve kazandırma girişimini anlamsız bulup, daha sonra da bir kesimi “kayıtsız şartsız” hükümetin dümen suyuna girmekle itham etmek ne kadar tutarlıdır? Söylediklerinizi temel alarak, Milli Görüş çizgisinin de, Süleymancı ve Nurcu kesimin bir kolunun da “biat kültüründen” geldiğini söylemek mümkünken nasıl oluyor da bu kültür onları AK Parti çizgisine getirmiyor? Bu nasıl bir kültürdür ki, ilki AK Parti’ye oy vermeyi cehenneme bilet kesmek olarak görürken sonraki ikisi Mehmet Ağar gibi biat kültüründen gelmeyen bir lidere meylediyor?”

Siz isyan kültürüne sahip olduğunuzu söylüyorsunuz ama iktidarı kıyasıya eleştiren Çölaşan’ın görevine son veriyor ve Melih Gökçek’in deyimiyle gazetenizin ödeyeceği tazminatın sonucu olarak Ankaralı çocukların şeker ve balon almalarına engel oluyorsunuz?

25 Ağustos 2007 tarihli yazısında da Özkök: “Tek umudum şu. Onları Bekir Coşkun’a karşı harekete geçiren merkez, yeni bir emir verecek. Diyorum ya, küçük bir el şıklaması. O işaret gelecek ve onlar yine buna biat edecek. İnanın Türkiye’nin beklediği en mutlu biat budur.” demiş. Yani iktidar ve ana akım medyanın dışında kalan basın Özkök’ün istediği şekilde hareket ederse bu “doğru biat” olmuş oluyor!

Yine Özkök’e sormak gerekir: Sivas kongresinde (4 Eylül 1919) Mustafa Kemal’in onayıyla kabul edilen “Makam-ı celil-i hilafet ve saltanata, İslâmiyete, devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye ve emelimiz olmadığına binaen kongrenin müzakeresi devamı müddetince ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azim ve iman ile çalışacağıma ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ihyasına çalışmayacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah” şeklindeki yemin metni biat kültüründen ne kadar uzaktır?

İslâmî duyarlılığa sahip basının yaptığını “mücahid gazetecilik” diyerek tahkir eden Ertuğrul Özkök’ün patronunun iş takibini yaparken bize sunduğu isyan kültürüne dair bir örnek verelim: Tarih 22.10.1998. Ertuğrul Özkök’ün görüştüğü kişi Mesut Yılmaz iktidarı dönemindeki bakanlardan Güneş Taner. Bakalım söz konusu isyan kültürü ne menem bir şeymiş: “Ulan yine ben koruyorum, hâlâ da ben koruyorum. Röportaj gibi gideceksin (Başbakan Mesut Yılmaz’a) ana avrat iyice bir kavga edeceksin ondan sonra tekrar iyi adam olacaksın.” Demek ki, isyan kültürü, aslında başbakana bile sövmeye varacak ölçüde patrona hizmet ve itaat kültürüymüş ve en fazla patronunuz Aydın Doğan’a itaatiniz oranında işe yarar bir şeymiş!

Evet, Ertuğrul Özkök bilmeniz gerekiyor ki, İslâm kültüründe Allah’a isyana yönelen iktidara itaat farz değil günahtır. Peki, sizin patronunuza itaat etmemek gibi, onu eleştirmek ve ona isyan etmek gibi bir özgürlüğünüz var mı? 28 Şubat 1997 darbesi sırasında “Hazır ol!”a geçmek nasıl bir isyan kültürüdür? Yesinler senin isyan kültürünü!

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim