• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Konya 16 °C
  • Kentsel dönüşümde vatandaş odaklı yeni düzenleme
  • Coni'nin mayın eşekleri ağlıyor: ABD bizi sattı
  • Avrupa basını: "YPG'lilerin yarı devletleri Rojava artık yok"
  • Kentsel dönüşümde vatandaş odaklı yeni düzenleme
  • Coni'nin mayın eşekleri ağlıyor: ABD bizi sattı
  • Avrupa basını: "YPG'lilerin yarı devletleri Rojava artık yok"

Benim Mançolojim -3-

Hasan Ukdem

Benim Mançolojim -3-

Geçen haftadan devam:

 

Büyükler dinlese tazelenir

Küçükler dinlese tamamlanırdı

Hayata dair pusulalardı onun şarkıları

Anlatırdı geçmişi, geleceği

Balının yanında iğnesi de var derdi

Hele gel, yine gel diyen Bal Böceği

 

Yediden yetmiş yediye

Büyükle büyük küçükle küçük olurdu

Köyden haber sorardı 

Umudu yorgan, düşü döşek

Bir şarkı oluverirdi bütün bunlar

Her yerde çalardı Arkadaşım Eşşek

 

Erken kalkın çocuklar derdi

Giyelim en güzel elbiseleri

Elimizde taze kır çiçekleri

Anne kokusu tüterdi buram buram

Hala çınlar kulaklarımızda

O ses Bugün Bayram

 

Ne kadar modern görünse de

Kadim bir kültürden alırdı ilhamını

Yoktu şöhretin kibri

Hiç olmadı afrası tafrası

Yaşasın isterdi ataların örfü adeti

Kurulsun derdi Halil İbrahim Sofrası

 

Yoksul görsen besle kaymak bal ile

Garipleri giydir ipek şal ile diyordu

Bugünün şarkılarında yok böyle öğütler

Buyurun onu dinleyin, ben sustum

Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Evet o şarkı, Yaz Dostum

 

Kul Ahmet erken kalkar ya nasip derdi

Anadolu insanının gayreti, tevekkülü

İnancı vardı her bestesinde

Hatırlatıyordu ya nasip ya kısmeti

Bir şarkılık zamanda

Ahmet Bey'in Ceketi

 

Dünya ahret keyif sürmek için

Mutlak dökmeli helal alın teri diyordu

Şarkı değil de sanki öğüt ağacıydı

Gel de bütün bunları hatırlama, yazma

En zarif sözlerden oluşan

Şarkılarının başında gelir Kazma

 

Han senin, hamam senin, konaklar senin

Tarla senin, çiftlik senin, bağ bostan senin

Diyelim ki dünya malı tümünden senin 

Nedir bu Allah aşkına ebediyete gayret gibi

Boşuna yorma kendini ey insan

Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat gibi

 

Bir şey vardı sözlerinde

Dünyayı aşan, hakikate değen

Hayatın üzerindeki perdeyi aralayan

Susardı zaman günden öte dünden ziyade

Yeniden çiziyordu altını hakikatin

Benden Öte Benden Ziyade

 

Hele destur maşallah bu ne bolluk böyle?

Helalinden kazan, paylaş, garipler de doysun

Vakit varken, kıyametin kopmadan

Gör etrafında insanların bir bir öldüğünü

Daha önce dinlemediysen bul bir yerden

Mutlaka dinle ondan Dıral Dedeni Düdüğü'nü

 

Akşam olunca kuşlar dönerken

Bir hüzün çöker dolar gözlerim

Bu iki mısra değil de bir çift mermi

Can mı garip, canan mı cimri?

Sitemim ayrılığa

Ölüm Allah'ın Emri

 

Üşür takvim yaprak yaprak

Haftalar aylar göçü göçüverir 

Bereketini yitirir hayat

Şebinde neharında 

Giden kuşların kanat izleri çırpınır içimde

Ömrümün Sonbaharında

 

Dünya denilen yerde göç katar katar

En acı ayrılıklar sevilen insanlardan doğuyor

Aczimizle gelmişiz şu aleme

Böyle kurmuş Yaradan devranı

Kalakaldık güzel adamların ardında

Yanımızdan Geçti Dost Kervanı

 

Leyleğin ömrü iki lak lak

Değerler oldu tepetaklak deyip de

Soğuk bir şubat gününde

Bizi buz gibi etti Barış abi

Ardında ölümsüz şarkılar bırakarak

Müsaadenizle Çocuklar deyip gitti Barış abi

 

Bitti.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim