• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 2 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Bağışlanma günleri

Ramazan Altıntaş

Türkçemizde “sayılı gün çabuk geçer” diye bir söz vardır. Psikolojik anlamda günlerin çabuk geçmesi ifadesi, doğrudan sevgi,  içten benimseme ve özümseme ile ilgilidir. İnsanda bir şeye karşı kalbi eğilim ve sevginin oluşması, o şey hakkındaki bilgi ve o şeyin değerini, kıymetini kavramakla alakalıdır. Bilip anlamadan ve kavramadan sevmek mümkün değildir. İnsan ancak sevdiği varlığı; bildiği ve özelliklerini kavradığı ölçüde sevebilir.. Eğer böyle değilse, bir saat bir ay, bir gün bir yıl gibi gelir,  insana. Gerçekten ramazan ayı, o ayda meydana gelen olay ve yaşananları, o ayın Allah katındaki değerini, o ayda yapılan ibadetlerin sevap açısından katlanarak geri döneceğini bilen bir Müslüman için çok hızlı ve çabuk geçecektir.

Ramazan ayının evveli rahmet, ortası mağfiret sonu da cehennem azabından kurtuluştur. Çünkü mü’min, Allah’ın istediği gibi ramazan ayını bireysel ve sosyal ibadetler bağlamında değerlendirmiş ve bu aya hakkını vermişse,  yüce Allah kulunun günahlarını bağışlayacak ve cehennem azabından onu koruyacaktır. Daha doğrusu böyle ümit edilir.  Bakara Suresi’nin 43. âyetinde orucun farziyetinden bahsedilir. Bu âyet, “umulur ki korunursunuz” diye biter. Arapçada orucun tam karşılığı, tutmaktır. Biz oruç tutarız, oruç bizi tutsun diye. Bu bağlamda, oruç tutan bir Müslüman adeta iç ve dış dünyasını kötülüklere geçit vermemek için bir zırhla örmüş gibidir.  Çünkü Hz. Peygamberden gelen rivayetlerde, inanarak ve karşılığını da sırf Allah’tan bekleyerek Ramazan ayını namazla, oruçla geçiren ve kadir gecesini ihya eden bir Müslüman’ın geçmiş günahlarının bağışlanacağı ifade edilir.   Kaldı ki, Kur’an’da Fecr Suresi’nin ikinci ayetinde ramazan ayının son on gecesine yemin edilmektedir. Eğer Yüce Allah bir şeye yeminle başlıyorsa, o şeyin ve o işin çok önemli ve değerli olduğunu beyan etmiş oluyor.

Efendimiz Hz. Muhammed (a.s), ramazan ayının son on gününe, ayrı bir önem verirdi. İbadet yapma, hayır ve hasenat alanında daha çok yoğunlaşırdı. Mescid-i Saadette itikâfa girer, ibadet ve tatla meşgul olurdu. Peygamberimizin bu uygulaması vefatına kadar sürmüştür.  Her yıl on gün itikâfa girerken,  vefat ettikleri yıl itikâfları 20 gün sürmüş, o yıl ki ramazan ayında Cebrail (a.s) Kur’an-ı Kerim’i iki defa arz etmiş, karşılıklı okumuşlardı. Kur’an okuma işi ramazan ayının bütün gün ve gecelerini kapsıyordu. Sahabeden İbn Abbas, Hz. Peygamberin ramazan ayının bütün gün ve gecelerinde olduğu gibi son on gününde de bol bol Kur’an okuduğunu, hayır ve hasenat yaptığını, geceleri teheccüd namazı kıldığını anlatmaktadır. Kur’an’ın doğum gecesi olan Kadir Gecesini ramazanın son on gününde arayın diyen Hz. Peygamber, Ramazan’ın 23., 25. ve 27. geceleri Mescid-i Nebevi’de ashabına  11 rek’at “kıyâmu’l-leyl/gece namazı” kıldırmıştır. Cemaatle kılınan bu namazlar sahur vaktine kadar devam etmiştir. Bizim için de bu namaz sünneti müekkededir.  Bizzat Peygamberimiz Hz. Aişe validemize ramazan ayının son on gününde: “Allah’ım! Sen affedicisin, sen affetmeyi seversin, beni de affet” duasını yapmayı tavsiye etmiştir. Onun şahsında bu dua, bize de öğretilmiş olmaktadır.

Netice; bizim için ramazan ayının son on günü,  final günleri olmalıdır. Bu günlerde Kur’an okuma, günahlarımızın bağışlanması için bol bol Allah’tan bağışlanma dileme, gündüzleri oruç tutma, beş vakit namaz kılmanın yanında gecelerini başta teravih namazları olmak üzere teheccüd ve nafile namazlarla değerlendirme, farz ve vacip olan zekât ve fitrelerimizi vermenin yanında daha çok hayır ve hasenat yapma, iftar sofralarımızdan fakiri-fukarayı eksik etmeme gibi ibadetleri ve güzel davranışları artırmalıyız.  Dini duygularının gelişmesine katkıda bulunmak adına çocuklarımıza da bu gün ve gecelerin önemini anlatarak ve yaşatarak göstermeliyiz. Mümkünse, kadın ve erkek olarak ramazanın son on günü tam olarak olmasa bile bir ya da iki günü bir camide (erkekler) ya da evimizde (kadın ya da erkek) itikâfa girerek ibadette yoğunlaşmalıyız. Ömrümüzün bir muhasebesini yapmalı ve bundan sonraki hayatımızı helal ve haram sınırlarını gözeterek yaşama konusunda kendimize bir istikamet çizmeliyiz. Çünkü bir kimsenin ramazan ayı düzgün geçerse senenin diğer ayları da düzgün geçer. Ramazan ayında edindiğimiz güzellikleri ramazan ayının dışında da korumaya ve sürdürmeye gayret etmeliyiz. İslam, iyi insan yetiştirme projesidir. İbadetlerden amaç da kişide iyi yönde ahlaki değişimi gerçekleştirmektir. İyi bir nefis terbiyesinden geçen bir Müslüman’ın hayatında mutlaka olumlu ve iyi yönde bir değişim gerçekleşecektir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim