• BIST 102.773
  • Altın 148,323
  • Dolar 3,5417
  • Euro 4,1748
  • Konya 27 °C
  • Zelyut: Can Dündar'ı kim o gazeteye getirdiyse operasyonu o yapmıştır
  • Beyaz Saray'dan IKBY referandumuna ilişkin açıklama
  • İş adamının "FETÖ'ye 2 milyon liralık bağış" itirafı
  • Zelyut: Can Dündar'ı kim o gazeteye getirdiyse operasyonu o yapmıştır
  • Beyaz Saray'dan IKBY referandumuna ilişkin açıklama
  • İş adamının "FETÖ'ye 2 milyon liralık bağış" itirafı

Atlantik Konseyi İstanbul Zirvesi

Atlantik Konseyi İstanbul Zirvesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)-"Terör örgütlerine karşı sergilenen ikircikli tavrın bir an önce terk edilmesi gerekiyor. Bir terör örgütü eliyle diğerinin bertaraf edilmeyeceğini artık herkesin kabul etmesi lazım"- "Sırf DEAŞ'la mücadele ediyor diye PKK, YPG

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terör örgütlerine karşı sergilenen ikircikli tavrın bir an önce terk edilmesi gerekiyor. Bir terör örgütü eliyle diğerinin bertaraf edilmeyeceğini artık herkesin kabul etmesi lazım." dedi.

Erdoğan, Atlantik Konseyi İstanbul Zirvesi'nde, "Yabancı terörist savaşçılar konusunda gereken iş birliği sağlansaydı geçen yılki Brüksel saldırıları gerçekleşebilir miydi? Terör örgütleri arasında ayrıma gidilmeden ilkeli bir duruş sergilenseydi bu katil sürüleri şu andaki kadar palazlanabilir miydi? Şayet 2011 yılında Somali'deki kuraklık konusunda uluslararası toplum Türkiye gibi yardım elini uzatsaydı bu yıl milyonlarca insan benzer sorunlarla karşılaşır mıydı?" sorularını yöneltti.

Bu soruların cevabını aslında herkesin çok iyi bildiğini dile getiren Erdoğan, "Güvenliğimizi, geleceğimizi ve insan hayatını ilgilendiren böylesine önemli meselelerde şahit olduğumuz çifte standart eminim benim gibi sizleri de yaralıyor." ifadelerini kullandı.

- "Türkiye elini taşın altına koyuyor"

Bu manzara karşısında yapılması gerekenin belli olduğunu kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız. Başka çare yok. Sorunların büyüklüğü karşısında asla ümitsizliğe kapılmayacak, 'böyle gelmiş, böyle gider' demeyeceğiz. Unutmayalım ki taşı delen suyun gücü değildir, damlaların sürekliliğidir. İnisiyatif alacak, bıkmadan, usanmadan insani değerlere çözüme, dayanışma ve iş birliğine vurgu yapmayı sürdüreceğiz. Ülke olarak son 14 yıldır işte bunun mücadelesini veriyoruz. Türkiye, vicdanının sesini dinleyip, girişimci ve insani diplomasisiyle sorunlara çözüm bulmak için elini taşın altına koyuyor. Suriye, Somali, Irak, Afganistan politikalarımız, bu duruşu sadece söylemde bırakmayıp ete kemiğe büründürdüğümüz en somut örneklerdir."

Türkiye'nin birçok ülkenin görmezden geldiği ve zamana oynadığı netameli krizlerde, gerçek anlamda sorumluluk üstlendiğini aktaran Erdoğan, bölgeyi ve küresel güvenliği ilgilendiren meselelerde "dost acı söyler" ilkesiyle, tezlerini, tespitlerini, önerilerini ortaya koyduğunu söyledi.

- "Yayılmacı Pers mantığını çok iyi keşfetmemiz lazım"

Irak'ta giderek bölge için saatli bir bombaya dönüşen "mezhep fanatizmine" dikkati çektiklerini, kapsayıcı olunması gerektiğini söylediklerini dile getiren Erdoğan, "Aslında Irak'taki olay sadece mezhebi de değildir, onu da söyleyeyim. Mezhep kaynaklı yayılmacı bir etnik anlayışın tezahürüdür ve yayılmacı olan bu Pers mantığını çok iyi keşfetmemiz lazım. Eğer buna göre tedbirler şimdiden alınmazsa, hani tarih tekerrürden ibaret derler ya, ibret alınmazsa tekerrür eder, ibret alınırsa tekerrür etmez." diye konuştu.

Yemen, Libya ve Mısır'da demokrasiden, milli iradeden ve meşruiyetten yana tavır aldıklarını aktaran Erdoğan, 2011 yılından beri yıkımın eşiğindeki Somali'yi ayağa kaldırmanın, Somalililerle beraber, sıfırdan yeni bir devlet inşa etmenin mücadelesini verdiklerini anlattı.

- "Zulme rıza zulümdür"

Suriye konusuna değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Komşumuz Suriye'de ilk günden itibaren halkın meşru taleplerinin hep yanında olduk. Onları yalnız başına bırakmadık. Zulümden ve katliamdan kaçan milyonlarca Suriyeli'ye, etnik köken, dil, din, mezhep ayrımı yapmadan sahip çıktık. 6 yıldır tamamen kendi imkanlarımızla üç milyon sığınmacıyı ülkemizde barındırıyoruz ve şu ana kadar STK'larla beraber yapmış olduğumuz oradaki harcama 25 milyar doları bulmuştur. Peki bize gelen nedir? Avrupa Birliğinden bugüne kadar söz verdikleri halde... 2016'nın Temmuz'unda 3 milyar avro vereceklerdi. Peki şu ana kadar ne geldi? Onu da söyleyeyim; 725 milyon avro geldi. Hatta ikinci bir 3 milyar avro gelecekti. Hiçbir ses yok. Peki, Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliğinden bir şey gelmedi mi? Oradan da 550 milyon dolar geldi. Bize gelen bu ama yaptığımız harcama 25 milyar dolar. Türkiye'nin farkı bu. 'Peki durduracak mısınız?' Hayır, durdurmayacağız. O varil bombalarının altında, konvansiyonel silahlarla mücadele eden o insanların kaçışına biz seyirci kalmayacağız. Çünkü biz şuna inanıyoruz; zulme rıza zulümdür. Biz onlara şefkat kollarımızı kucağımıza açacak, onları yine ülkemizde ağırlamaya devam edeceğiz."

- "DEAŞ'a en büyük darbeyi indirdik"

Türkiye'nin ateşkesin sağlanmasının ve siyasi sürecin başlatılması gayretlerinin yanı sıra terörle mücadele hususunda da üzerine düşeni yaptığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte Fırat Kalkanı Harekatı ile DEAŞ'ı sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Şu ana kadar 3 bini aşkın DEAŞ'lıyı biz o topraklarda etkisiz hale getirdik. Uluslararası basında özellikle ifade edilmekte olan yalan yanlış haberleri de burada deşifre etmekte fayda görüyorum. 2 bin 500 kilometrekarelik bir alanı teröristlerden arındırarak 50 bin civarındaki Suriyelinin öz yurtlarına dönmesini sağlamış olduk. Hiç kimseyi dışlamadan, bölgenin gerçek sahipleriyle iş birliği içinde icra ettiğimiz bu operasyon, DEAŞ'a şu ana kadarki en büyük darbeyi indirdi. Şimdi, teröristlerden temizlediğimiz bu güvenli bölgede hayatın normale dönmesini sağlamaya çalışıyoruz."

"Bakınız burada bir gerçeği ifade etmem lazım, o da şudur; Benim, dostlarla bugüne kadar yaptığım görüşmede hep gündeme getirdiğim, güneyimizde Suriye'nin kuzeyinde ve o bölgede terörden arındırılmış bir güvenli bölge ilan edelim, burayı aynı zamanda uçuşa yasak bölge ilan edelim ve burada eğit donat çalışmalarını da sürdürelim. Bu konuda Türkiye üzerine düşeni yapmaya hazırdır." diyen Erdoğan, her zaman bunu ifade ettiklerini söyledi.

Bu söylenenlerin "gayet güzel", "hakikaten bu teklif yerinde" denildiği halde bu adımı atamadıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yapılan hep terör örgütlerine destek şeklinde devam etmiştir. Eğer bu yapılmış olsaydı, Suriyeliler Suriye'yi terk etmeyecek, Türkiye'deki, Lübnan'daki mülteciler de, onlar da, belki bu güvenli bölgede yerlerini alacaklardı. İstediğimiz oralarda konutlar inşa edelim. Oralarda eğitim, sağlık, bütün sosyal donatı alanlarını halletmek suretiyle ortalama bir dört bin, beş bin kilometrekarelik alan inşa ederek adeta yeni şehir kuralım ama yapamadık. DEAŞ'ından YPG'sine kadar, El-Kaide'sinden Şebbiha'sına kadar eli kanlı bütün çeteler için büyük bir eğitim kampına dönen terör bataklığının başka türlü kurtulabilmesi mümkün değil. Bunun için de öncelikle terör örgütlerine karşı sergilenen ikircikli tavrın bir an önce terk edilmesi gerekiyor. Bir terör örgütü eliyle diğerinin bertaraf edilmeyeceğini artık herkesin kabul etmesi lazım."

- "PYD'yi, YPG'yi biz tanırız"

Terör örgütlerinin iyisi, kötüsü olamayacağını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu terör örgütü benim yanımda, dolayısıyla bu iyidir, öbürü karşımda dolayısıyla o kötüdür... Bu mantıkla bir yere varmamız mümkün değil. O da terör örgütüdür, kötüdür, bu da terör örgütüdür kötüdür. Öyleyse bu terör örgütlerine karşı mücadelemizi müşterek dayanışma içinde sürdürmemiz lazım. Bunu başardığımız andan itibaren dünya bu çetelerden, bu katillerden kurtulacaktır. Sırf DEAŞ'la mücadele ediyor diye PKK, YPG gibi terör yapılarının etnik temizlik faaliyetlerine bölgede işlediği cinayetlere tepkisiz kalmak, yeni insanlık suçlarına davetiye çıkarmaktır. PYD'yi biz tanırız. YPG'yi biz tanırız. Bizdeki PKK terör örgütünün, bunlar düşük çocuklarıdır. Onların yetiştirmesidir. Bunları gayet iyi biliriz ve bu bölgede kim kimdir, bunu bilen birisi varsa biziz. Bu bize sorulmalı. Dostlarımız bunu bizden öğrenmeli. Yoksa yanlış bilgiler üzerine geleceğe yönelik yanlış adımlar atılıyor ve bölge bir çöküşün içerisinde. Medeniyetler çöküyor. İnsanlar ölüme mahkum ediliyor. Unutmayalım, terör örgütleri akrep gibidir. Muhakkak bir gün kendini besleyen eli de ısırır. Terör meşrulaştırıcı adımlar yerine uluslararası meşruiyetten taviz vermeden DEAŞ terörünü ortadan kaldırmak mümkündür. Biz buna her zaman hazır olduğumuzu söyledik. Fırat Kalkanı Harekatı bunun mümkün olduğunu tüm dünyaya ispat etmiştir."

(Sürecek)

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim