• BIST 83.059
  • Altın 146,576
  • Dolar 3,7547
  • Euro 4,0354
  • Konya -7 °C
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür

Asker ocağı-peygamber ocağı

Ali Akpınar

Kültürümüzde asker ocağı için Peygamber ocağı ifadesi kullanılmıştır. Buna göre bu ocağın neferleri her asker de Mehmetçik’tir. Mehmetçik, küçük Muhammed demektir. Hz. Peygamberin yolunu izleyen, onun güzelliklerine sahip olan anlamınadır. Türkçemizde Muhammed ismi yerine daha çok Mehmet ismi kullanılmıştır. Mehmed ve Muhammed Osmanlıca yazılışta, aynı şekilde yazılır. Osmanlı, Peygamberimizin ismine hürmeten Muhammed yazıp Mehmed okumuştur. Ecdadımız şöyle düşünmüştür: Şayet Peygamber ismine sahip olan bir çocuğumuz/gencimiz yanlış bir şey yaparsa toplumda hırsız, soysuz, ahlaksız Muh... diye çağrılmasın, Mehmet diye çağrılsın. Onun için Türk kültüründe Mehmet Muhammed demektir, Mehmetçik de öyledir.

Bu vesileyle bir Osmanlı geleneği olan, Cumhuriyet Döneminde de kısmen devam eden bir uygulamadan söz etmek istiyorum: Tabur imamlığı.

Osmanlıda eşkinci Ocağının 150 kişiden oluşan her bölüğüne bir imam tayin edilirdi. Daha sonraları yüz askere bir imam düşecek şekilde tayinler yapılmaya başlanmıştı. Bu imamlar eratın vakit namazlarını kıldırırlar ve onların din eğitimleriyle ilgilenirlerdi. Tayinleri Şeyhülislamlık makamı tarafından yapılır ve beş yılda bir değiştirilirlerdi. İmamlar, her gün sabahları Kur’ân’dan bir bölüm okurlar, herkes için gerekli dinî bilgileri, ilm-i hal, yazı dersleri ve diğer bazı ilimleri öğretirlerdi. El Kitabı olarak İmamzâde Esad Efendi’ni Dürr-i Yektâ adlı kitabı basılır ve askere dağıtılırdı.

Daha sonraları Mansure Taburları için 100 imamın ataması yapıldı. 1828’de 400 askerlik her müfrezeye bir imam görevlendirildi.

Yapılan imtihanlarda başarılı görülen baş imamlar müderris, tabur imamları kadî/hâkim olarak atanırlardı. 1871’de alay imamlarından imtihanla alay müftüleri seçilmiş ve bunlara İstanbul Müderrisliği unvanı verilmişti. (Bkz. Kemal Beydilli, İmam md, DİA, XXII, 182-183)

Askerimizin her zaman ve her konumda manevî moral motivasyona ihtiyacı olduğu herkesin malumudur. Bu motivasyonda dinin ayrı bir yeri ve öneminin olduğu da her akıl sahibinin teslim edeceği bir husustur. Din ve dinî motivasyon her yaş ve her konumdaki insan için gereklidir. Yoksa biz yalnızca askerimiz şehit olduğunda dini ve dinî söylemleri hatırlamakla kalmamalıyız. Ne hazin ki günümüz insanı, dini yalnızca öldükten sonra hatırlar hale gelmiştir. Oysa din, diriler için, onları hayatlarında mutlu etmek için Yüce Yaratıcı tarafından dizayn edilmiş bir hayat nizamıdır. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mustafa Arıkan
05 Mayıs 2016 Perşembe 11:56
11:56
Efendim,
Peygamber ocağının bir mensubu olmak ve oradan nasiplenmek neden ise hep gariban çocuklarına düşüyor.
Bazıları, çocuklarını bu mübarek ocağa uğratmamak için hemen keseye davranıyorlar. Şahadet gibi en büyük nasibi de hep onlara bırakıyorlar.
Vesselam.
193.255.247.27
gonyalı
03 Mayıs 2016 Salı 15:59
15:59
Bir dönem şu anda iktidarda olan partinin temsilcileri-ideologları askerde ölenler için şehit değil bunlar derlerdi. Nereden nereye. Her şey saray için.
46.196.210.177
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim