• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Konya 4 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Aşık Şemi konuşuyor -22

A.Cenap Kendi

 

Çevresinde küçüklüğünden  beri sevilen hal ve hareket ,davranışları ile  örnek insan AŞIK  ŞEMİ ,  daha çocukluk yaşlarında iken  Ruhani ilişkileri  fark edilmiştir.  Kısa zamanda ünü  Konya dışına taşdığı gibi  Osmanlı Sarayına kadar da ulaşmıştır.

       Saltanatın otuzuncu, İslam Halifeliğinin Doksan beşincisi, Sultan  birinci Abdülhamit Han’ın oğlu Şehzade  ikinci Mahmut Han   zaman diliminde AŞIK  ŞEMİ yani 2008  li yılların  ilk yarısında  hem Saraydan aldığı davetleri yerine getirmek ve hem de askerliğini  İstanbul’da  yapmakda olan   çok sevdiği oğlunu  ziyaret etmek üzere İstanbul’a gidişi sırasında,  ilk defa tanıdığı  Şehzade ikinci Mahmut Han ile olan refakat arkadaşlığı kısa zamanda kadim dostluğa  dönüşür.

       Bu arkadaşlık  görülmedik bir şekilde  dastluğa dönüşür. Şakalaşmalardan öte,  sık sık tebdili kıyafetlerle  halk arasında  dolaşmalar, olur olmaz yerlere sokulup halkın nabzını yoklamalar   asla aptallığından değil  yaradılıştan KOMEDYEN bir tavrın  sergilenmiş olmasından dolayı  halk arasında  gıyabında  kullanılan  DELİ  MAHMUD  takma adı ile  konuşulan  2 . ci  Şehzade Mahmut  han , AŞIK ŞEMİ ‘nin  irticalen söylediği  Şiirleri ile  Saz eşleğinde okuduğu  Türkü Gazel ve Koşma’ların hayran ve meftunudur.

        Bu Saray içi ve dışı   tarihe ışık tutan her türlü söz ve hareketler  günümüze kadar  AŞIK ŞEMİ’nin ağzından döküldüğü   şekilde Konya mahfillerinde duyulmuş , dilden dile söylene söylene  günümüze kadar  ilave yapılmaksızın karakteri bozulmaksızın  ulaşmıştır.  Yıllar öncesi  aldığım notları sakladığım arşivimden alıp  şimdi sizlerle paylaşıyorum.

       Bu günkü konumuz ikinci Mahmut Han  hazretlerinin   32  yıl süren Padişahlığı  zamanına  ait  yüzlerce  inci danesinden biri dir.

       PADİŞAH  FERMANI  TEMBELHANE

       Kayıt dışı   kalmış fakat AŞIK  ŞEMİ kaynaklı ANONİME  eserler meyanında dır. Buna rağmen bir yanlışlık   ve doğruluk yönlerini  inceleyip  1940 lı yıllarda  zamanın ünlü araştırmacılarından olan Öğretmen ve yazar ve kitap müellifi Memduh Yuvuz Süslu , Gaffar Tutaysalgır, İhsan Hınçer, Selçuk Es ve babam  Gazeteci Yazar Şair İbrahim Aczi Kendi den sorup öğrenoiğim ve o tarihlerde aldığım notlardan  şimdi sizlerle paylaşmış olduğum  PADİŞAH FERMANI TEMBELHANE  hakkındaki gerçekler..

        1800 lü yılların  ilk  yarısı.  İstanbul’da yaşayan , evi barkı olmayan,  fakir fukaralar ile  Miskin tabir edilen insanların sayısı  bu günkü gibi   bir hayli çoğaldığı için hem sosyal çöküntüyü önlemek ve hem de bu hallere düşmüş kimsesizlere   yardımcı olmak üzere Padişah  bilgisi ve kontrolü dahilinde çareler aranmış ve bulunmuştur. Çare şu.

       İstanbul’un münasip bir yerine  tek katlı uzunca  bir barınak yaptırılır. Bu tür insanlar bu barınaklara yerleştirilir. İbadet ve iaşeleri temin edilir, Şimdiki Suriyeli  felaket zedelere yapılan uygulamalar gibi  İlk yıllarda işler düşünüldüğü gibi tıkırında gider.Lakin aradan  yıllar geçtikçe  Tembel haneye sığınanların sayısı bir hayli arttığından  yeni gelenlere yer bulunmadığı için  ilave ranzalar yaptırılır.O da ihtiyacı karşılayamaz olduğu için ikinci üçüncü kat ilaveleri yapılır, her taraf talkım tıklım  insanlarla dolup taşdığı için  son bir careyi belirlemek için  Padişah huzurunda  toplanılır, Teklifler sunulur. Netice de HAKİKİ TEMBELLERİN BELİRLENMESİ İÇİN  tembelhanenin bir gece bir  ucundan  yakılmasına karar verilir ve ateşlenir. Alevleri görür görmez yangını fark edenlerden  bir çokları anında  o anda binayı terk ederek kaçarlar.Fakat içlerinden  kırk elli kadar tembel belki yangın  durur yerimizden olmayalım diyenler gözlerini tavana dikip yanmayan direkleri sayar ve bize daha on direk kaldı, dokuz kaldı sekiz kaldı derken  zaptiyalar içeri dalıp bu hakiki tembelleri  alıp dışarıya çıkarır ve hazırlanmış olan bir yere yerleştirilip  bakımlarına ihtimamla devam edilir.

        Devam edecek 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim