• BIST 109.330
  • Altın 156,024
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya 5 °C
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!
  • 15 Temmuz Çengelköy ve Kuleli iddianamesi kabul edildi
  • Teröristbaşı Gülen'in örgüt mensuplarına verdiği talimat yazısı ortaya çıktı
  • İYİ Parti'den 2019 için CHP ve HDP'ye ittifak çağrısı!

2. Uluslararası Hacı Bayram-ı Veli Sempozyumu

2. Uluslararası Hacı Bayram-ı Veli Sempozyumu
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:"İnsan yüksekten, karanlık odadan korkar, bunlar gayri ihtiyarıdır. Bunlar, üretilmiş korkular değildir. Halbuki İslam karşıtlığı bir fobi değildir. İslam karşıtlığı üretilmiş bir korkudur. Onun için lütfen buna İslamofobi de

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "İslamofobi" tabirini doğru kullanmak gerektiğine vurgu yaparak İslam karşıtlığının bir fobi değil, "üretilmiş bir korku" olduğunu bildirdi. Kurtulmuş, ,"Onun için lütfen buna İslamofobi demeyelim, açık bir şekilde bugün dünyada İslam karşıtlığı, İslam düşmanlığı vardır." dedi.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı himayesinde Kalem Vakfı tarafından, Anadolu’nun manevi mimarlarından Hacı Bayram-ı Veli’nin hayatı, tasavvufi görüşleri, dil ve edebiyatı ile dönemindeki Ahiler ve diğer tarikat temsilcileriyle olan ilişkilerinin ele alınacağı 2. Uluslararası Hacı Bayram-ı Veli Sempozyumu'nun açılışına katıldı.

Hacı Bayram-ı Veli Cami İmam Hatibi Ahmet Karalı'nın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan sempozyumda konuşan Kurtulmuş, Hacı Bayram-ı Veli'nin daha iyi anlaşılması ve öğretisinin gelecek nesillere aktarılması için düzenlenen bu sempozyumda ortaya çıkacak fikirlerin bundan sonraki çalışmalara ışık tutması temennisinde bulundu.

Ankara'nın silüetinin değiştiğini ifade eden Kurtulmuş, "Bir zamanlar mabedi son derece az olan bu şehirden, artık her yerinden minarelerin görünmesinin, her semtinden de neredeyse bol miktarda ezan sesinin dinlenmesinin mümkün olduğu bir Ankara'ya geldik. Bu bereket, Hacı Bayram-ı Veli'nin bereketidir. Bu topraklar da asırlar boyunca Allah'ın veli kullarının yaptığı duaların bir sonucudur." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, Hacı Bayram-ı Veli Camisi ve Türbesi'nin bir sığınma ve arınma mekanı olduğunu vurgulayarak, "Allah bizi Hacı Bayram-ı Veli'nin gölgesinden ayırmasın. Onun gölgesinde milletimize çok güzel, hayırlı işler yapabilmeyi nasip etsin." duasında bulundu.

- "Kendini bilmeyen Rabbini bilemez"

Kainatın ve yaratılışın aslının "bilinmek" ve "bilmek" olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Tasavvuf geleneğinde, 'ilmel yakin, aynel yakin ve hakkel yakin' diyerek üç mertebede bilmeyi tasnif etmişiz, sınıflandırmışız. Bilmek, insanın çevresinde olan biteni bilmesidir, kainatta ne var ne yok bunu bilmesidir, insanın kendisini, rabbini bilmesidir." diye konuştu.

İnsanların bilgiye en fazla sahip olduğu bir dönemin yaşandığını dile getiren Kurtulmuş, buna rağmen yeryüzünde huzurun, saadetin, barışın ve insanların bireysel iç huzurunun olmadığının altını çizdi.

Kurtulmuş, "Olmayan şey beşeri anlamda bilgi eksikliği ya da bilginin varlığı değildir. Olmayan şey, insanların 'ilmel yakin, aynel yakin ve hakkel yakin' yani 'marifetullah' dediğimiz bu çizgide Allah'ın karşısında acziyetlerini bilmekten yoksun olmalarıdır." dedi.

Bu topraklarda İslam geleneğinin asırlar boyunca yaşamasının en temel nedenlerinden birinin insanların irfan geleneğine sahip çıkarak, o geleneğin "Önce kendini bil" anlayışıyla hareket etmesi olduğunu belirten Kurtulmuş, "Kendini bilmeyen Rabbini bilmez, Rabbini bilmeyen de insanlara faydalı olamaz." ifadesini kullandı.

- "İrfan geleneği nakış gibi işlenmiştir"

Hacı Bayram-ı Veli'nin "Bayram özünü bildi / Bileni anda buldu / Bulan ol kendi oldu / Sen seni bil, sen seni." sözüyle "bilmek" eylemini özetlediğini aktaran Numan Kurtulmuş, "Allah bu marifetullah ehlinin bilgisinden bizleri de hissedar eylesin. Allah bu marifetullah ehlinin gölgesinden bizleri hiçbir şekilde ayırmasın." diye dua etti.

İrfansız bilginin bir anlam ifade etmeyeceğine dikkati çeken Kurtulmuş, "İrfan geleneği, Horasan erenleriyle birlikte başlamış ve Anadolu topraklarında bir nakış gibi işlenmiştir." diye konuştu.

İslam’ın en önemli döneminin, Hazreti Peygamber ve ashabının oluşturduğu altın dönem olduğunu aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Sonrasında ısırıcı sultanlar, zalim sultanlar, Emevi hanedanı ve arkasından bir sürü yanlışlıklarla İslam, Hazreti Peygamberin öğrettiği ana eksenden sapmış, bir şekilde oradan ayrılmaya başlamıştır. Bunun üzerine İslam’ın ikinci büyük çıkışı dediğimiz Horasan erenlerinin, hicri yedinci asırda ortaya koyduğu İslam’ın irfan geleneğinin yeniden mayalanarak, vücut bulduğu bir hazırlık dönemi söz konusudur. Hoca Ahmet Yesevilerin, Hamedanilerin, Şah-ı Nakşibendilerin, Abdülkadir-i Geylanilerin bir ilmi gelenek olarak oluşturduğu bu gelenek, Horasan’dan önce Anadolu ardından Balkanlar’a ve Avrupa’ya kadar ulaşmış bugün bütün dünyadaki irfan geleneğinin ilk çıkış hareketi olmuştur."

Numan Kurtulmuş, irfan geleneğinin, İslam dünyasına yeniden "ayar verdiği", İslami geleneğin yeniden Hazreti Peygamberin sahih çizgisine doğru çekmeye çalıştığı bu dönemin Anadolu toprakları için en bereketli dönemi oluşturduğunu bildirdi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle bu irfan geleneğine bugün İslam’ın çeşitli saldırılar altında olduğu günümüzde her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. İslam dünyası, iki hain saldırı altındadır. Bunlardan birisi, ismine biraz da yanlış bir şekilde ‘İslamofobi’ denilen, bu İslam karşıtı hareketlerin, İslam dünyasını, fikri anlamda, kültürel anlamda her alanda baskı altına aldığı çalışmalarıdır. Bu İslamofobi tabirini de doğru kullanmak lazım. Fobi, insanın istemsiz bir şekilde, gayri ihtiyarı bir şekilde bir şeyden korkmasıdır. İnsan yüksekten, karanlık odadan korkar, bunlar gayri ihtiyarıdır. Bunlar, üretilmiş korkular değildir. Halbuki İslam karşıtlığı bir fobi değildir. İslam karşıtlığı üretilmiş bir korkudur. Onun için lütfen buna İslamofobi de demeyelim, açık bir şekilde bugün dünyada İslam karşıtlığı, İslam düşmanlığı vardır. İslam düşmanlığı, İslam karşıtlığı da bir sürü ilmi çalışmalar sonucu dünyanın bazı merkezlerinde, bazı çevrelerinde kasıtlı olarak üretilen bir olgudur ve İslam dünyasını hem tehdit etmek hem baskı altına almak hem de kuşatmak için üretilmiş bir korkudur. Dolayısıyla bu İslam karşıtlığına karşı çok ciddi şekilde çalışmamız lazım."

- "İslam dünyası fetret dönemini geride bırakacaktır"

"İrfan"ın sadece tekkelerde, medreselerde yaşatılan kitabi bir gelenekten ibaret olmadığını dile getiren Kurtulmuş, İslam düşmanlarının oluşturduğu bu havaya rağmen İslam’ın irfan medeniyetinin güzelliklerinin dünyaya anlatılacağını söyledi. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş şu değerlendirmeyi yaptı:

"Maalesef, İslam’ın yüce adını, kutsal adını kullanarak adam öldürmekle, terörle, şehirleri yakmakla, dünyadaki güzellikleri ortadan kaldırmakla, kainat kitabının o güzel sayfalarını tahrip etmekle İslam’ın adını yan yana getiren terör örgütleri de İslam’a en büyük zararı veren örgütlerdir. Bunların ikisi aslında aynı elden yönetilir. İslam karşıtlığını oluşturan karanlık lobi de İslam’ı terörle eş hale getiren karanlık çeteler de aslında aynı amaca hizmet ederler. Belki de bunların arasındaki el, müşterek bir eldir. Dolayısıyla İslam’ın terörle, kainat kitabının o güzelliklerinin yok edilmesiyle eş hale getiren bu terör örgütlerine inat, İslam tarihi boyunca yaşadığımız o büyük güzellikleri, irfan geleneğinin irfanlı ve hikmetli o güzel işlerini, eylemlerini yeniden üreteceğiz. 'İşte İslam budur, gerçek İslam budur' diyerek insanların önüne koyacağız.”

Kurtulmuş, İslam medeniyetinin, irfan geleneğini üreterek Enderun'da, Horasan'da, Endülüs'te olduğu gibi en üst seviyeye yükseleceğini ve dünyanın ve Müslüman toplulukların "eman içerisinde yaşamasına" vesile olacağını belirtti.

Sempozyum için emeği geçenleri tebrik eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Hiç kuşkunuz olmasın, ümitvar olunuz, İslam dünyası bu yaşadığı fetret dönemini geride bırakacaktır. İslam dünyası, çok kısa bir süre içerisinde yeniden o irfan geleneğinin o güzel günlerine, yeniden o olgunluklarına ulaşacaktır. İslam dünyası bilimde, sanatta, fende, edebiyatta, teknolojide, her alanda çok daha ileriye gidecek."

- "Bizim birlikteliğimiz onun öğrettikleriyle devam ediyor"

Ankara Valisi Ercan Topaca da konuşmasında sempozyumun Hacı Bayram-ı Veli'yi en doğru şekilde anlamaya vesile olması temennisinde bulunarak, programı destekleyen bütün kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Hacı Bayram-ı Veli'nin bu coğrafyaya sahip çıkarak, manevi muhafızlık yaparak, bu coğrafyanın Türk ve Müslüman şehri olmasını nakış nakış işleyen şahsiyetlerin başında geldiğinin altını çizen Topaca, "Bizim harcımız, birlikteliğimiz onun bize öğrettikleriyle devam ediyor." dedi.

Kalem Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Musa Şahin ise gerek yurt içinden gerek yurt dışından sempozyuma olan akademik ilginin geçen seneye göre arttığına dikkati çekerek, bunun da vakıf olarak kendilerini daha zengin muhtevalı etkinliklere teşvik ettiğini söyledi.

Şahin, sempozyumun konu başlıkları belirlenirken "Ankara'nın Manevi Coğrafyası", "Ankara'nın Mesnevi Şairleri", "Milli Mücadelede Ankara ve Manevi Önderleri" gibi Ankara'yı merkeze alan bir çerçeve çizilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Şahin, sempozyumda 16 akademik oturumun gerçekleşeceğini de sözlerine ekledi.

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim