• BIST 82.509
  • Altın 147,630
  • Dolar 3,7808
  • Euro 4,0420
  • Konya -2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

15 TEMMUZ’DA BİR DESTAN VE TARİH YAZDIK

Kasım Çakır

  İnsanların bir kaderi olduğu gibi, içinde yaşadığı toplumun da bir kaderi vardır.

  Kader, bir insanın, bir şehir veya bir ulusun yeryüzündeki varoluş sürecinde onun yaşamını yönlendiren etkilerin tümüdür. Tarih sahnesinde var olmuş şehirler ve ulusların her birinin kendisine özgü bir kaderi vardır.

   Bir gün bir an gelir, bir toplumu oluşturan insanların Levh-i mahfuzda kayıtlı kaderleri bir anda tecelli eder, toplum ortak kaderi yaşar. Toplumdaki insanların ortak kaderleri o toplumun kendi kaderini oluşturur.

  Toplumların kaderinde olan büyük bir vaka tecelli ettiğinde, o ilk tecelli eden ve ondan sonra yaşanılanlar ilmek olur, oya olur, dantel olur ve tarihine konu olur. Ortak kader  tecelli ettiğinde tüm yaşananlar o toplumun tarihine yazılır. Böylece toplumun ortak tarihi oluşur.

  Türkiye, 15 Temmuz da Tarih yazdı. Dış görünüşleri, kılık kıyafetleri bize benzeyen, içleri, kalpleri, kafalarının içi bizden olmayan FETÖ terör örgütü, egemen küresel güçlerle birlikte olup, 15 Temmuz 2016 günü başarısız bir darbe girişiminde bulundular.

  Halkımız, Cumhurbaşkanımız- Başkomutanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan  Bey’in çağrısına  uyup yedisinden yetmişe herkes meydanlarla çıktı. Bu kalkışmayı, darbeyi önlemek için tankın, topun, tüfeğin önünde göğsünü siper etti. il ve bin ilçe meydanları darbe karşıtlarıyla  doldu taştı.

  Meydanları dolduran halkımız, devletine, bayrağına, milletine sahip çıktı. Değerlerine bağlı olan halkımız meydanlara inmek ve meydanlarda durmakla Cumhurbaşkanımıza, yöneticilerine, Polisine, halkına silah doğrultmayan askerine, şehitlerine, şehit ailelerine sahip çıktılar.

  Meydanlara inen ve meydanlarda nöbet tutan halkımız, geçmişte darbe ve muhtıralarla  ülkenin çocuklarına, babalarımıza, dedelerimize haksızlık yapan ve zarar verenlere:

*27 Mayıs 1960’da, halkı ile devletini barıştıran, tek suçu ülkesine hizmet etmek olan DP iktidarına ve onun yöneticilerine darbe yapan ve yaptırtanlara,

*12 Mart 1971’de, devrin iktidarına ve milletin meclisine muhtıra verenlere,

*12 Eylül 1980’de, sadece batılılara hizmet etmek için darbe yapan ve yaptırtanlara,

*17 Nisan 1993’te, eski başbakanımız ve cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın ölümüne şahibe karıştıranlara,

28 Şubat 1997’de, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a Postmodern darbe yapan ve yaptırtanlara,

*25 Mart 2009’da, bu milletin bağrından çıkmış, yiğit, cesur insan Muhsin Yazıcıoğlu’na suikast düzenleyenlere,

*15 Temmuz 2016’da hayatını devletine, milletine hizmet etmeye adamış, engin feraset sahibi, cesur, yürekli insan Cumhurbaşkanı, Başkomutanımızı durdurmak, ülkeye zarar vermek, kardeş kanı akıtmak için darbe girişiminde bulunan FETÖ terör örgütü ve onun işbirlikçilerine, karşı bir darbe-ihtilal ile toptan cevap vermiştir. Halkımız Türk Siyasi Tarihine geçecek bir destan, tarih yazdı.

  Hz Ali efendimiz:’Şahsınıza yapılanlara affedin, fakat devletinize haksızlık yapanları affetmeyin!’’Diyor. Anadolu’nun sabırlı insanları geçmişte şahsına yapılanlara çok sabretti. Devletine, milletine yöneticilerine yapılan kalkışmayı affetmediğimiz için meydanlardayız.

  Allah (cc)  hepimizi korudu. Eğer başarılı olsalardı, sonucu millet için çok acı olacaktı. Eski darbeler bunun gölgesinde kalırdı. Üzerinden onlarca yıl geçen darbeleri hiç unutmadık. Darbe yapan ve yaptıranlara karşı olan nefretimiz dinmeden yenisine maruz kaldık.

  Başarılı olsalardı, kardeş kanı akıtılacak, on binler yaşamının yitirecekti. Devletin kasası ve halkın cebi boşaltılıp esarete mahkum olacaktık. Başımıza gelecek kukla yönetimlere, yeni anlaşmalar imzalattırıp yine bir yüz yılımızı daha çalacaklardı. Yeri son otuz yıldır dizayn edilen Büyük İsrail’i kuracaklardı. Müslümanlar arasında büyük bir savaş çıkartacaklardı.

   İçimizden çıkan bu hainler, yolda bulduklarını yola çıktıklarına değiştiler. İnancına ve değerlerine bağlı olan halkımız, Allah(cc) rızası için bunlara zekat, fitre, sadaka, himmet, burs verdi. Köylü teyzem ineğini, danasını verdi. Kızlarımız, gelinlerimiz bileziklerini verdiler. Anadolu insanının saf ve temiz duyguları ile oynayıp bu iyiliğe ihanetle cevap verdiler. Ellerin attığı taşın yarası, acısı hafiflerde, içimizden yapanların ki hafiflemez ve unutulmaz.

  Milli şairimiz Mehmet Akif ne güzel söylemiş: “İbret alınsaydı, hiç tarih tekerrür eder mi” Bu toprakların insanları İslam Tarihi, Anadolu Tarihi, Osmanlı Tarihi ve Türk siyasi tarihini okumalı, öğrenmeli ve bilmeliyiz.

KASIM ÇAKIR-MEMLEKET

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim