• BIST 96.456
  • Altın 277,873
  • Dolar 5,7658
  • Euro 6,3751
  • Konya 26 °C
  • Görevden uzaklaştırılan başkanların "terör" dosyası kabarık
  • Tek tek incelenecek... CHP'nin işçi kıyımına Ankara el attı!
  • Bakan Pakdemirli: THK'nın verdiği sertifikalara güvenmiyorum!
  • Görevden uzaklaştırılan başkanların "terör" dosyası kabarık
  • Tek tek incelenecek... CHP'nin işçi kıyımına Ankara el attı!
  • Bakan Pakdemirli: THK'nın verdiği sertifikalara güvenmiyorum!

15 Temmuz Gecesinin Gerçek Kurtarıcıları

Nihat Çiftçi

O gece olanlar hakkında pek çok şey yazıldı ve bir çok benzetmeler yapıldı. Sanırım asıl söylenilmesi gereken ‘kale içten fethedilir’ sözü unutuldu. Kaleye içerden girilip, satılmış işbirlikçiler ile birlikte hareket edilip fethedilmeyen bir kale veya ülke Türkiye dışında dünyanı hiçbir yerinde  yoktur.

 

Şimdi benzetmelerde baştan sona doğru gidelim.

Çanakkale dendi, Çanakkale’de düşman belli idi ve biz var gücümüzle savunmaya hazır idik, işte bu yüzden 15 Temmuz Çanakkale’ye benzemez.

 

Kuran’da Ahzab suresinde anlatıldığı üzere kanlı 15 Temmuz gecesini Ahzab gününe benzetmiş olsak, yani küfrün tek millet olduğu ve içerideki beni Kurayza gibi azınlıkları harekete geçirerek İslam ümmetini yok etme planına, Rasulullah (AS)’ın ve ashabının, orada da hazırlıklı olduğunu ve düşmanın belli olduğunu görürüz. İşte bu yönleri ile de 15 Temmuz gecesi Ahzab gününe benzemez.

 

İstiklal savaşına baksak, yine cephe belli, düşman bellidir. Eldeki imkanlar ile vatanı savunma ve içinde bulunduğu cendereden kurtararak, düşmandan temizleme gayreti vardı. İşte İstiklal harbinin de 15 Temmuz’a benzemediğini görüyoruz…

 

15 Temmuz gecesi öyle bir gecedir ki; ansızın içteki satılmış hainlerle başlayıp, İran, Irak ve Suriye sınırlarından hatta İncirlik Üssü’nden destek alarak İslam aleminin başını gövdesinden ayırma ve işgal etme operasyonudur. Bu hain girişime müttefik bildiğimiz pek çok ülke de katılarak destek vermiştir.

 

İşte düşmanın oldukça gizli, yapılan planların ise oldukça sinsi olduğu o hain gece de ümmeti tamamen ve bir daha canlanmaması niyetiyle, ortadan kaldırma harekatına teşebbüs edilmiştir.

Allah’u Tealanın; bütün kullarının kalplerinin, bir kulun kalbi gibi iki parmağı arasında olduğunu, kalpleri nasıl altüst ettiğini, korkuyu cesarete ve cesareti korkuya nasıl çevirdiğini ve bu vatanın asil sahibinin kendisi olduğunu, Kabe’yi Ebrehe’den ve fil ordusundan koruduğu gibi aziz vatanımızı da koruduğunu gösterdiği gecedir 15 Temmuz.

 

Şehitlerimizin, erenlerimizin,  evliyalarımızın, alimlerimizin ruhunun şaha kalktığı, feryadının arşı salladığı, bütün mana ordularının görevde olduğu bir gecedir 15 Temmuz.

 

Bu durumu daha iyi anlamamız için Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı gazilerimizden Ladikli Hacı Ahmed Ağa’nın şu olayını özetle anlatayım.

Edirne’de iki askeri görevli, önemli evrakları iki Rus subayına yüksek paraya satmışlar. O evrakların gitmemesi gerektiği için görev Ahmed Ağa ve bir arkadaşına verilmiş. Onlarda orada hazır bulunarak evrakların verildiği Rus subaylarını yakalamış ve evrakları da tekrar geriye salimen almışlardır. Ancak vatanına ihanet edenler ise, o parayı harcayamadan can vermişlerdir. Yüce Rabbimiz intikamını hemen almıştır. 

 

Keza Mevlana meydanında yatan evliyaların da, Kıbrıs harbinde vatan savunmasına katıldıkları öteden beri Konyalılar tarafından anlatılır ve bilinir.

 

Isparta’nın Şeyhler köyünde bulunan yatır şeyh Muslihittin (KS) vardır. Kendisi Fatih döneminde yaşamış ve sultandan yazılı beraatname sahibi bir velidir. Onun da Kıbrıs savaşı’na katıldığı ve kılıcının Kıbrıs harbinden sonra kanlandığı görülmüştür.

 

Konya’da Aziziye  camisinin kıblesinde duvar dibinde duran Bozkırlı Sarı Mustafa diye bilinen bir zat vardır. Kıbrıs savaşında tam 40 adet Yunan tankını, düşman daha hiç kullanamadan ele geçirilmesini sağlamış ve Türk askerlerine teslim etmiştir.

Bu hadiseyi ise bana, Kıbrıs harbine katılan bir gazimiz anlatmıştı.

 

İşte bu manevi ordular silahsız, tanksız ve tüfeksiz halkımıza, o gece vatan koruması sağlamıştır. Rabbimiz (CC), vatanımızı ihanetden, haçlı ve Siyonist işgalden korumuştur. Hainlerin ve düşmanların kalbine korku, halkın kalbine ise cesaret vermiştir. Bu yönü ile 15 temmuz gecesi biraz Bedir savaşına benzemektedir.

O gece şehitlik şerbetini içenlerin, mahşerde Bedir şehitleri ve Bedrin arslanları ile beraber olmalarını ve bizlere de şefaatçi kılınmalarını yüce Rabbimizden dilerim.

 

Rabbim o gece şehadet rütbesini kazananların ruhunu şad eylesin.

Bizim adımıza onları mükafatların en yücesi ile mükafatlandırıp, onları bizden razı eyleyerek, başta şehitlerin efendisi, mahşerde sancaktarı Hamza İbni Abdul-Muttalib’le beraber, lehimizde şahit, hakkımızda şefaatçi eylesin.

Onların, bizlere canları ile emanet ettiği bu yurdu, gelecek açık ve gizli her tehlikeye karşı korumakta muvaffak eylesin. Amin…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Enes
28 Temmuz 2019 Pazar 19:38
19:38
Amin
188.97.186.1
Engin
27 Temmuz 2019 Cumartesi 11:50
11:50
Allah razı olsun çok güzel açıklamışsınız
5.24.166.180
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim