Toplantı yapıyoruz, siyaset yapmıyoruz
Memleket Dergi, eski başkan Adem Esen’le SÜ’de ders verdiği sınıfta ve bölüm başkanlığı yaptığı odasında görüştü. İşte o çarpıcı röportaj
Söyleşi: M. Ali Köseoğlu
Konya’nın önemli simalarından birisidir Adem Esen… Sevabıyla günahıyla Selçuklu’ya Belediye Başkanı olarak iki dönem hizmet ettikten sonra ‘yediği çalımla’ siyasetin dışlında kaldı. Onunla yaptığımız söyleşide, eski pek çok irtibatının ‘toplantı’ düzeyinde devam ettiğini öğreniyoruz, fakat siyaset yapmadıklarını üzerine basa basa söylüyor. Belediye Başkanlığı’nın ardından profesör olarak Selçuk Üniversitesi’ne dönen Adem Esen’i son sınıf öğrencilerine verdiği ‘Uluslar arası iktisat’ dersinde yakaladım. Hazır bu fırsatı bulmuşken ben de öğrencilerin arasına karıştım… SÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölüm Başkanı Adem Esen’le dün ve bugün üzerine yaptığımız söyleşide başkanı olduğu ‘Bölgesel Gelişme Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni de konuştuk…
-Adem Bey, belediye başkanlığınızın ardından geçen süreci kısaca bir değerlendirelim isterseniz. Bir ara İstanbul’a gideceğinize dair bir söylenti vardı. Sonra Konya’da kalmayı yeğlediniz. Neler oldu?
Belediye başkan adaylığı sürecini, bir kısmını biliyorsunuz, bununla ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Olanda hayır vardır. 1999 yılında belediye başkanı olmadan önce Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde yasal olarak hak ettiğim halde o zamanki üniversite yönetimi profesörlük kadrosuna atamaya engel olarak atama yapmamıştı. Bana da belediye başkanlığı nasip olmuştu. Ancak bu arada bilimsel çalışmaları ihmal etmedim. Kitap ve makale yayını yaptım. Bunun için üniversiteye dönmem kolay oldu. Eski üniversiteme dönmemi arkadaşlarım istediler. Başta İstanbul olmak üzere birkaç fakülteden rektör veya dekan arkadaşlar müracaat etmemi istediler. Yıllar önce hak ettiğim bir imtihan sonrasında asistan olarak alınmadığım bir fakülteye profesör olarak istenmem gerçekten beni çok mutlu etti. Böylece sabırla çalışmanın ne derece önemli olduğunu iyice anladım. Anne ve babam ise Konya’da kalmamı arzu ettiklerinden Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin iktisat bölümüne müracaat ettim ve geçtiğimiz yılın haziran ayı ortasında profesör olarak atandım. Bölümde tek profesör olduğum için bölüm başkanı olarak görev yapıyorum.
-Konya kamuoyu sizi elbette çok yakından tanıyor. Şimdilerde sokakta pazarda nasıl karşılanıyorsunuz? Hala bisiklete biniyor musunuz?
Hamd olsun alnımın akıyla görevi devrettim. Hemşerilerimin bana iki seçimde verdiği güveni yerine getirdiğime inanıyorum. Selçuklu Belediyesinin devlete, müteahhitlere ve çalışanlarına hiç borcu olmadığı gibi 150 trilyonluk kıymetli arsalardan oluşan bir stok bıraktım. Bunların tapu kayıtlarını da seçim öncesinde isteyenlere verdim. Başkanlığım dönemde de arsa satışı yaparak belediyeciliği arsa rantına dönüştürmedim. Önemli yatırımlara vesile oldum. Bunları meclis üyeleri ve belediyedeki işçi ve memur arkadaşlarımla başardım. Seçime kısa bir süre kala aday olmadığım halde Türkiye’de ilk defa bir belediye olarak ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi yanında 14001 Çevre Kalite Belgesini ve OHSAS 18001 belgesini de aldım. Bunlar belediyecilik açısından fevkalade önemli göstergelerdir. Belediye hizmet binasının yarıdan fazlası tamamlanmıştı. Hatta fayansların rengini bile belirlemiştik. Şeker Sağlık Ocağı, Musalla Bağları Sağlık Ocağı, Şefkat Evleri 32 daire, Şelale Parkı ve diğer birkaç küçük park, Selçuklu’yu kuşaklayan su kanalı bitme noktasına gelmişti. Yani görevimin son dakikasına kadar hemşerilerimin verdiği görevin gereklerini yerine getirmeye çalıştım. Hatta seçim öncesinden iki ay izin kullanacaktım. Bir pazarda gezerken genç bir pazarcı hemşerimiz “Başkanım seni tebrik ederim, nasıl olsa aday değilim diyerek çekip gitmiyorsun, işine devam ediyorsun” deyince o izni de tamamen kullanmadım. Herhalde mevcut belediye başkanlarının oylarında hem Büyükşehir'de hem de Selçuklu'da neden yüksek çıktığını insaf sahipleri anlarlar. Seçimden sonra Özalkent Polis Karakolunun açılışına sayın Emniyet Müdürünün beni davet etmesi, İl Kültür müdürümüzün kütüphaneler haftası dolayısıyla plaket vermesi, Selçuklu Merkez Camii temel atma töreni için mahalle halkının davetleri hatta telefonda ısrarları, Şeker Ova Un Fabrikası Sağlık Ocağını yaptıran Kadir Akdoğan beyin açılışa her ikimiz katılamadığımız halde teşekkürleri ve muhtelif vesilelerle hemşerilerimizin vefakarlıkları beni ziyadesiyle mütehassıs ediyor. Bisiklete binme işime gelince maalesef trafik çok sıkıntılı, ancak güvenli yerlerde bisiklete binmeyi tercih ederim.
-Başkan olarak geçirdiğiniz döneme bakınca ne hissediyorsunuz? ‘Şunu da yapsaydık olurmuş’ dediğiniz bir şey kalmış mı? Sonra sizin bıraktığınız projelerin akıbetini takip ediyor musunuz?
Belediyecilik sadece belediye işlerini takiple sınırlı kalmıyor. Şehrin mevcut halini ve geleceğini; şehir halkının tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını ve beklentilerini ilgilendiriyor. Bu bakımdan tecrübeler çok önemlidir. Seçimde aday olmadığım halde birkaç sağlık ocağının temelini attık. Hizmetlerin sürekliliğini sağlamak için tedbirler aldık. Konya’da sanayi kesiminin bir çıraklık yurduna ihtiyacı vardı. Bu konuda örnek bir proje için Kayseri’de ve birkaç şehirde incelemeler yaptım. Arkadaşlarla proje hazırladık. Sayın Valimiz Osman Aydın Bey'le bir hemşerimizden bu konuda söz aldık. Açıkçası bu projenin Konya sanayisindeki çırak ve kalfalar için elzem olduğunu pek çok sanayici hemşerimizle paylaşıyorum. Belki bu projeyi seçim öncesinde temel atarak fiilen başlatmamız uygun olurmuş. Çünkü Konya’mızda böyle bir hayırlı hizmet başlanıldığı zaman yarıda kalmaz. Ayrıca bir özel sektör hastanemiz Yazır mahallemizde okul temeli atmıştı. Tabi ki bunun da takip edilmesi gerekir. Milli Eğitim Bakanı Konyalı hanım bir milletvekilidir. Bir arkadaşımıza Selçuklu bölgesinde okul ihtiyacı olan mahallelerdeki temiz okul parsellerinin dosyasını verdim. Şehrin vizyonları arasında eğitimlilik ilk sıralardadır.
-Belediye başkanlığı sürecinin sizlere kazandırdıklarını inkar mümkün değil. Peki, bu birikim başkan olmasanız da değerlendirilemez mi?
ABD’de bildiğiniz gibi Obama ile Bayan Clinton seçimde birbirlerine rakip oldular. Ancak seçime birisi aday olunca diğeri de şimdi onun yardımcılığını yapıyor. Eski başkanlar da şimdiki başkanın çeşitli konularda danışmanlıklarını yapıyorlar. Bu durum hem siyasi uzlaşmayı, yumuşamayı sağladığı gibi vefakarlık ve sinerji demektir. Konya'da belediyeler genellikle bir önceki dönemin yaptıklarını devam ettirerek başarılı olmuşlardır. Yani bir önceki dönemi geçebilmek için ondan daha iyi projeler hazırlamak ve uygulamak gerekiyor. Seçim öncesinde Prof.Dr. Metin Sözen hocanın teşvikiyle hem Selçuklu'ya hem de Karatay ve Meram’a ait birçok proje hazırladım ve bunları yayınladım, hatta dağıttım.
-Hadi ben bu işe aracılık edeyim… Yani, yapılması gerekenler noktasında söylemek istediklerinizi, tespitlerinizi merak ediyorum. Neler yapılabilir?
2010 yılı Avrupa Basketbol Şampiyonası Türkiye’de yapılacak. Bu şampiyonada İstanbul, Ankara, İzmir ve Kayseri'de maçlar oynanacak. Bizim spor salonumuz gerçekten güzel bir salon. Tabii ki kıskananlar oldu... Ama Sayın Başbakanımız açılışını yaparak takdirlerini başka yerlerde de belirtti. Kanaatimce Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda Konya’nın olmaması tanıtım ve basketbol seyircisi açısından ciddi bir kayıptır. Yine Zazadın Han, Sille turizm projelerimiz Konya’nın iktisadi gelişmesi bakımından önem taşımaktadır. Obruk Hanı ve Kızılören Hanı yerel yönetimler tamamlayabilir.
Siyaset kalkınma ilişkisini öğrenme fırsatını belediyede buldum. Eğer kaynaklar dürüstçe ve akıllıca kullanılırsa sinerji oluşuyor, yani Allah bereketini veriyor. Bu sebeple yöneticilerin ve toplumun kaynakları iyi kullanılmasına dikkat etmek gerekir. Bir de insanlar, makamlarını ve paralarını tanrı edinmemelidir. Seçimden sonra Yusuf Has Hacip in Kutadgu Bilig öğütlerini tekrar okudum. Gerçekten çok öğretici ve yol gösterici öğütler… Nasıl ayın, dolunay olması için büyümesi gerekiyorsa dolunay sonnasında da küçülmesi muhakkaktır. Tabii ki sonradan, siyasetle ve zenginlikle gelen dostluklar ile karşılık beklemeden Allah rızası için yapılan dostluklar farklıdır. Onun için belediye başkanlığı gibi bir görevi yapanlar hakkında çeşitli laflar söylenebilir, iddialar ortaya atılabilir. Ama en doğrusunu efkar-ı umumiye ve vicdanlar söyler. Belediyecilikte bazen özel istekler revaçta olur. Nitekim rahmetli Özal “Kendi partilileriyle arası çok iyi olan belediye başkanlarının hizmetlerini şüpheyle karşılarım” demiş. Kaldı ki son seçimden önceki anketlerde yüzde 74’ün üzerinde kamuoyu anketiyle Konya’da en fazla oya sahip belediye başkanı oldum. Sayın Başbakanımız da bunu ifade etmişti.
-Şimdi öğrencilerinizle meşgul oluyorsunuz. Bu meşguliyet arasında ‘siyaset’ nerde duruyor?
Siyasette ufuk problemi çok önemlidir. Bazen ufuklar yerel beklentilere takılıp kalabilir. Yeniden siyasete ısınma gibi bir beklentim oluşmadı. Ancak benim hem ilk dönem hem de son dönem çeşitli partilerden tüm meclis üyeleriyle irtibatım sürüyor hatta arada toplantılar yaparız, ama siyaset yapmayız. Kaldı ki Ankara’da teklif edilen bürokraside çalışmayı tercih etmedim, ama şimdi Türkiye Belediyeler Birliği'nde danışmanlığım devam etmektedir.
ORTAK AKLI HAREKETE GEÇİRMELİYİZ
-Sizinle sohbetimizin elbette esas mevzuu ‘Bölgesel Gelişme Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kurmuş olmanız. Nereden aklınıza geldi bu merkez? Ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?
Avrupa Konseyi üyeliği yaptığımdan ve ekonomik konular alanım olduğu için bildiğiniz gibi belediyede üç sempozyum yapmıştık. Kalkınma ajansları da kuruldu. Başta işsizlik olmak üzere yerel iktisadi sorunlar çok önemli hale geldi. Bu konuda üniversitenin zengin bir kadrosu ve ciddi bir tecrübesi vardır. Sayın Rektörümüze bölgesel gelişme uygulama ve araştırma merkezi projesini sundum, kendisi bunu kabul etti ve prosedür tamamlanarak yönetmelik Resmi Gazete’de yayınlandı. Merkezin geniş bir çalışma alanı var. Faaliyet alanlarının ilki akademik nitelikli olacaktır. Konya ve Karaman illerdeki iktisadi, sosyal, teknik, tarımsal, sağlık, gibi çok çeşitli konularda bilimsel nitelikli çalışmalar var. Yatırımcılar, iş adamları, bilim adamları gibi bu konuya ilgi duyanlarla ortak zeminler oluşturmak öngörülmektedir. Ayrıca yönetmelikte danışma kurulu mevcuttur.
-Merkez kurulduktan sonra yaptığınız açıklamaları hatırlıyorum. Mesela, işsizlik sorununa çözüm üretmek istiyorsunuz... Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri hiç şüphesiz bu. İşsizlik konusundaki durumu bir de sizden öğrenelim mi?
Ülkemizde ve bölgemizde ortak aklı faaliyete geçirmeliyiz. Bilgileri paylaşmalıyız. Mesleklerimiz farklı dolayısıyla hedeflerimiz ve beklentilerimiz de doğal olarak farklı, ama yaşadığımız sorunları tartışarak belirli noktalarla projeler üretebilirsek hepimiz kazanırız. Mesela işsizliğin bölgemizde artacağını ben çok önceleri belirtmiştim. Bundan 10 sene kadar önce Konya'da işsizlik ciddi bir sorun olmazken kırsal kesimden merkeze nüfusun gelmesi, şehirdeki iş hacminin yeterince artırılamaması gibi sebeplerle işsizlik bir problem olarak ortaya çıkıyor. İşsizlikle ilgili şablon sebepler ve çözümler ortaya konulamaz. Meslek edindirme, sektörel bazda araştırma özellikle hizmetler sektörünün genişletilmesi gibi konunun detaylıca ele alınması gerekir. Basma kalıp düşünce ve planlarla soruna çözüm bulmak zordur. Diğer konular da bundan farklı değil. Yani ortak aklı kullanmak ve konuları detaylıca incelemek gerekiyor. Bu da üniversite, iş çevreleri ve resmi kurumlarla ortak çalışmaları gerektirmektedir.
-Peki, siz merkez olarak işsizliği önleyecek ne tür çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz?
Yukarıda bahsettiğim gibi üniversite proje hazırlıklarıyla, yaptıracağı tezlerle konuyu bilimsel açıdan ele alır. Devletin ilgili kurumları buna karşı duyarlı olur ve iş çevreleri de meseleyi takip eder. Yoksa “siz yapın bir görelim” mantığıyla paylaşım olmadan, bir tarafta ayrı durmakla çözüm üretmek zordur.
-İş deyince akla işverenler de geliyor tabi. ‘Bölgesel Gelişme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin iş adamlarıyla bir dayanışması olacak mı? Yoksa akademisyenlerin ‘bilimsel’ açıklamalar yaptıkları bir merkez olarak mı yürüyecek yolculuğuna?
Yönetmeliğimizde danışma kurulu, hem resmi kurumlardan hem de iş çevrelerinden (tarım, sanayi ve hizmetlerden) danışmanlardan oluşan bir kurul vardır. Ama dediğim gibi tarafların birbirleriyle koordineli bir çalışma yapmaları gerekir. Nitekim üniversitemizde Teknokent güzel bir çalışma örneği veriyor.
-Peki bu merkez yerel ölçekte mi çalışmalar yürütecek? Genelde Türkiye özelde ise bölge şehirleriyle bir teması olacak mı?
Amacımız bölgesel ve yerel nitelikli çalışmalar yapmaktır. Tabi ki bilimsel anlamda ulusal ve uluslar arası çalışmalarımız da olacaktır.
-Mevlana Kalkınma Ajansı ile de ortak çalışmalarda bulunulabileceğini belirtmiştiniz? Ne tür ortak çalışmalar planlanabilir?
Burada çalışan uzmanlarla bazı zeminlerde bir araya geliyoruz. Bu konuda hem kalkınma ajansına hem de DPT'ye bazı önerilerimiz oldu. Ama bu, sürekli bir çalışmadır. Yani çok kısa süre içerisinde “çalışma yapıldı veya yapılmadı” diye karar vermek doğru değildir.
-Merkez kurulduktan sonra yaptığınız açıklamada, “Bu fırsatın özellikle de Konyalı girişimciler tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum” demiştiniz. Girişimciler için ne tür bir fırsat olarak görüyorsunuz bu çalışmayı?
Konya’daki iktisadi ve diğer konularla ilgili bilimsel çalışmalar yapılması bunun pratik hayata yansıması için projeler üretilmesi gayretlere ve yaklaşımlara bağlıdır. Düşünün ki; bir arı türü var tabiattaki çiçekleri tespit ediyor, bunlardan faydalanıp bal yapıyor. Diğer bir türü de var ki bal yapma özelliği olmadığından ürün veremiyor. Bilimsel çalışmalardan faydalanmak da kanaatimce böyledir.
-Önceden belediye başkanı idiniz ve siyasal bir kimliğiniz vardı… Şimdi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölüm Başkanı’sınız. Buradan yola çıkarak iki ayrı Adem Esen’den söz edilebilir mi?
Ben ilmin en büyük rütbe olduğuna inanıyorum. Bu bakımdan tüm bilim dallarında çalışan bilim adamlarını kutluyorum. Tabii ki ilkeli siyaset de iyi bir hizmet alanıdır. İlkeli siyaset, bilimden çokça faydalanır.
-Mesela merak ediyorum, Konya’nın iktisadi manada hükümetten beklentileri neler olmalıdır?
Konya, yerelde ve bölgeselde ürettiği projelerle farkını göstermelidir. Sırf hükümetten para koparmak için çağrı yapmak yeterli değildir. Mesela yıllar önce Karaman Yolu civarında su kanaletleri yapılmış. Ama içinde hiç su akmadan milletin milyonları boşa gitmiş. Onun için, yatırım yapmak israf olmamalıdır. Rasyonellik ve fizibilitesi esas alınmalıdır. Mesela hep KOP'tan bahsedilir. Ama bu projeyi doğru düzgün bilenin de olduğuna inanmıyorum. Mesela KOP'u hem bilimsel hem de idari anlamda geliştirmek gerekebilir. Bunun gibi pek çok konu ele alınabilir. Memleket Dergi-Haziran