Kuruyan sulak alanlar paylaşılamıyor
Yrd. Doç. Dr. Nalbantçılar “Konya’da sulak alanların kuruması sonucu ortaya çıkan topraklar, tarım yapmak isteyen köylüler arasında adeta paylaşılamıyor” dedi.
Dünya ortalamasına göre su fakiri olan Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon hektarlık sulak alanın yarısı son 40 yılda insan etkisiyle kaybedildi. Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye) Su Programı Alan Koordinatörü Çağrı Deniz Eryılmaz, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, geçmişte birçok sulak alanın yeni tarım alanlarının açılması, aşırı su kullanımıyla müdahale gibi etkenlerle kuruduğunu söylerken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahir Nalbantçılar ise, Konya’da su çekilmesinin yaşandığı göl tabanı gibi sulak alanların, tarım yapmak isteyen köylüler arasında adeta paylaşılamadığını vurguladı. Bu durumun yadırganmaması gerektiğinin altını çizen Nalbantçılar 3 yıl sonra başlayacak yağışlı periyota beraber kurumuş sulak alanların yeniden eski hüviyetine bürünebileceği müjdesini verdi.
HATALI SU KULLANIMI KURAKLIĞI GETİRDİ
Nalbantçılar yaptığı açıklamada, Dünya Sulak Alanlar Günü’nün, artık ülkemizde yaygın kabul görmeye başlamasının, çevre duyarlılığının artması açısından olumlu olduğunu belirtti.
Göller Bölgesi’ne komşu Konya’da bol miktarda sulak alan bulunduğunu, ancak son dönemde bölge genelindeki yağış düzeyinin azalması ve hatalı su kullanımları nedeniyle bu sulak alanların bir kısmının kuruduğunu ifade eden Nalbantçılar, bundan başta göçmen kuşlar olmak üzere tüm yaban hayatının olumsuz etkilendiğini kaydetti.
Konya’da sulak alanların kuruması sonucu ortaya çıkan toprakların, tarım yapmak isteyen köylüler arasında paylaşılamadığını ifade eden Nalbantçılar, şunları kaydetti: Bölgemizdeki pek çok yerde, eski sulak alanı kullanmak için köyler arasında ciddi tartışmalar çıkabiliyor. Su tutulma çalışması yapılmadan önce bütünüyle tarım amaçlı kullanılan Suğla Gölü’nde, arazinin kimler tarafından kullanılacağı büyük tartışmalara neden oldu.
Sulak alanların kurumasında, küresel ısınma ve bölgenin düşük yağışlı iklim periyodunda bulunmasının rolünün büyük olduğuna dikkati çeken Nalbantçılar, “Su çekilen bu alanlarda ekilen ürünlerden, göl tabanındaki organik atıklar nedeniyle gübre bile kullanmadan bol ürün alınabiliyor. Kuruyarak yaban hayatına ev sahipliği yapamayan eski sulak alanların, atıl duracağına geçici tarım alanı olarak değerlendirilmesi yadırganmamalı” şeklinde konuştu.
YAĞIŞLI DÖNEMLE BİRLİKTE YENİDEN SULAK ARAZİ OLABİLİR
Bölgedeki sulak alanların, büyük olasılıkla, 3 yıl sonra başlayacak 20 yıllık yağışlı periyotta yeniden eski sulak alan özelliğine kavuşabileceğini vurgulayan Nalbantçılar, “Bölgemizde kurak ve yağışlı periyotlar, 20 yıl aralıklarla birbirlerini izliyor. Yaklaşık 3 yıl sonra yağışlı periyoda geçildiğinde sulak alanlara su yeniden dolacak, suyu azalan yerlerin suyu da nispeten yükselecek” dedi. Akşehir Belediyesi yetkilileri de kurumuş eski sulak alanların kim ya da hangi köy tarafından kullanılacağının zaman zaman anlaşmazlıklara neden olabildiğini belirttiler. Yetkililer, “Suların çekilmesiyle eski sahiplendikleri arazi yeniden ortaya çıkan bazı çiftçiler, bu yerlerin tapularını alabilmek için davalar açtılar. Bazı yerler ise halen bölge çiftçileri tarafından ekiliyor” diye konuştular.
EN FAZLA KONYA KAPALI HAVZASI ETKİLENDİ
Konya’daki binlerce hektarlık Suğla Gölü’nün de tarımsal amaçlı kurutulduğunu ve yerine su depolaması yapıldığını vurgulayan Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye) Su Programı Alan Koordinatörü Çağrı Deniz Eryılmaz da Suğla Depolaması’nın sulak alan özelliğini taşımadığını, artık kuşların bölgeye uğramadığını söyledi.
Eryılmaz, Konya’daki bir başka sulak alan olan Samsam Gölü’nün de tarımsal amaçlı olarak kurutulduğunu belirterek, üzerinden yıllar geçmesine karşın burada toprakların tuzlu olması nedeniyle tarım yapılamadığını bildirdi. Konya’da Türkiye’nin önemli gölleri arasında yer alan Akşehir Gölü’nün 15 yıl önceki 350 kilometrekarelik alanının adeta çöl haline geldiğini ifade eden Eryılmaz, “Gölü besleyen akarsuların çeşitli nedenlerle kuruması, yeraltından kontrolsüz su çekilmesi Akşehir Gölü’nün sonunu getirdi. Şimdi o bölgede iklim değişmeye başladı. 1997’de 260 bin hektar alanı kaplayan Tuz Gölü, 7 yılda 100 bin hektar azalarak 160 bin hektara düştü. Bu gölde giderek küçülüyor. Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü de, aşırı su çekilmesi nedeniyle tehdit altında bulunuyor. Hotamış Sazlığı, su rejimine yapılan müdahaleler sonucu kurudu. Konya Kapalı Havzası’ndaki Eşmekaya Sazlığı da baraj çalışmaları çerçevesinde kurudu, bu nedenle baraj da tamamlanamadı” diye konuştu.
KURAKLIK DEĞİL, İNSAN ELİ...
Ereğli Sazlıkları’nın da sulak alan işlevini kaybettiğini ve büyük ölçüde kuruduğunu dile getiren Eryılmaz, “Kısacası Türkiye’deki toplam 2,5 milyon hektarlık sulan alanın yaklaşık yarısını kaybettik. Elimizde çok az bir alan kaldı. Sulak alanların kuruduğu yerlerde iklim bozuldu, ılıman iklim kayboldu, yerine don geldi. Bir bölgede önce suyu, sonra kuşları sonra da insanları kaybettik. Büyükşehirlere göçün en önemli etkileri arasında suyun geldiğini kimse bilmiyor. Göçle ilgili sorunlar araştırılırken suyun üzerinde fazlaca durulmalı” dedi.
Türkiye’de sulak alanların kuraklıktan değil tamamen insan yüzünden kaybedildiğini ifade eden Eryılmaz, kaybedilenlerin adeta mumla arandığını, eldekilerin korunması adına da bir şey yapılmadığını söyledi. Suyla birlikte bölgedeki suya dayalı ekonominin de yok olduğunu ifade eden Eryılmaz, sulak alanların yeraltı suyu dengesi, tarımsal sulama, atık suyu depolama ve temizleme, balıkçılık, sazcılık, iklimi ılımanlaştırma gibi birçok olumlu yönünün bulunduğunu anlattı. Eryılmaz, sulak alanlarla ilgili mevcut problemlerin sadece su sorunu olarak ele alınmaması gerektiğini, bunun büyük bir toplum sorunu olduğunu vurgulayarak, “Su kaynaklarının akılcı kullanımı ve yönetimi sağlanmalıdır. Sulak alanları içine alan havzalar bazında akılcı su kullanımı sağlanmalıdır. Entegre havza yönetimi gerekiyor. Tünel açıp dışarıdan su getirmek çözüm olmaz. Eldeki suyun bütçesini çıkarıp ihtiyaçlara göre planlama yapılmalıdır. Kalan suyun iyi kullanılması gerekiyor” dedi.
Memleket, aa