• BIST 73.391
  • Altın 133,043
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Konya -1 °C
  • 'Bordo bere' için rekor başvuru
  • Vatandaşı canından bezdirmişti! Artık dört yıl cezası var
  • Başbakan Yıldırım: 80 bin KOBİ'ye mali kaynak sağlanacak
  • 'Bordo bere' için rekor başvuru
  • Vatandaşı canından bezdirmişti! Artık dört yıl cezası var
  • Başbakan Yıldırım: 80 bin KOBİ'ye mali kaynak sağlanacak

Yürekli Bir Ses: Emrullah Şekerci…

Şakir Tuncay Uyaroğlu

Saygı değer okuyucularım, bugün sizi bu dönem S.Ü. Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Elektronik Haberleşme bölümünde öğrencim olan bir şairle tanıştıracağım: Emrullah Şekerci. Değerli öğrencimin övgüye değer birkaç çalışmasını; yazar ve şair gönül dostlarımızla sizlere sunuyorum.

ONUN YAŞAMI

Karanlığa bürüdü hayatının geri kalanını

Bilmedi ölüme biraz daha yaklaştığını

Hem dün hem de bugün

Yıkılmıştı kalan umutları

Gerisin geriye uzaklaşıyordu mutluluğu

Gün doğmadan başlamıştı çırpınışları

Duyan olmuyordu acılarını

Bir köşede –belki de her köşede- nefretle bakardı hayatına

Çocuk ve korkusuz olmayı isterdi her zaman

Tek eksiğin gözyaşı olduğu başka bir dünya hayal ederdi

Bu imtihansa Allah’tan der susardı

Oysa yaşadığı bahçede biraz da olsa

Duramazdı isyan etmekten yarı baygın haliyle

Kelimeleri söylerken ağırlaştırırdı harfleri

Sözleri bittiğinde terini silerdi

Durmadan düşünür dururdu

Gece yarılarına kadar uyumazdı

Bütün yaşamını böyle geçirirdi

 

HÜZNÜM

Tüm göğü izlerken akşamüstü

Sıkıntılarımın başkenti bir ağaca biriktiririm hüznümü

Beni boğan

Hüznümün dökülmesidir dallarımdan

Yaram, yanımda yetişen güllerin solmasıdır

Kırgınlığım, kaderime terk edilmemdir

Dur!

Akıtma yaşlarını gövdeme

Yardım et kuşa

Benim hüznüm

Yaralı bir kuşun

Uçma isteğidir

 

UMUT

Belki siz hayatta kalacaksınız

Belki ben tekrar tekrar can vereceğim

Çünkü hüznümle büyüttüğüm meyveler

Beslemiyor artık çocukları

Aklımsa bozuk saat gibidir

Bilseniz

Ne çok nefret edildiğimi

Yahudi sokaklarında yediğim dayakları

Ne belli

Gözlerimden damlayan kanları silerdiniz

Oysa umutlu olmayı

Onlar öğretmişti bana

Ağaca konan kelebeğin yanında

Nasıl da uçup gitmişti kelebek

Ertesi gün öleceğini bilmeden

 

GİDİŞİN

Sen gittin...

Bu yüzden soğuk mermerlere yatırılsın bedenim

Afrika’da aç bir bebek hâlime ağlasın

Kemerler vurulsun sırtıma çıksın canım

Sol ciğerim şehadetler içinde sızlasın

 

KAYBOLUŞ

Huzursuz bir bekleyişin ardından

Kaybetmenin acısıyla boğuldu gözlerim

O ahenk içerisinde damlayan yaş

Ödediği bedellerin ağırlığınca

Aktı yanaklarımdan

 

Mutsuzlukla çok boğuştuğum zaman

Mutluluğu çok aradığım zaman

Zannedersem seni düşünmekten

Bilhassa kollarını hedef olarak görmekten

Alamıyordum kendimi

 

Sana yazdığım paragraflarda

Sürçmüş kelimelerden oluşan

Anlamsız cümlelerin labirentinde

Kaybederken kendimi

Gözlerinde bulunuyordum her seferinde

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gizem
21 Kasım 2016 Pazartesi 10:44
10:44
Çok içten yazılmış şiirler. İçtenlik var. Devamı gelirse okumak isteriz.
5.47.197.14
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim