• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -5 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Yolsuzlukta başarıyı yakaladık

Ufuk Karadavut

Dünya genelinde halkın durumunu ve gidişatını belirleyebilmek için çok sayıda kurum ve kuruluş çalışmalar yapmaktadır. Bunlar belli aralıklarla yaptıkları çalışmalarda ülkelere göre üzerinde çalıştıkları konular açısından nerede oldukları ve nerelere doğru gittiklerini belirlerler. Buna göre raporlar hazırlarlar ve kamu oyuna sunarlar. Bu kurumlardan birisi de Global Corruption Barometer dir. Bu kuruluş her yıl “Küresel Yolsuzluk Haritası” hazırlar ve yayınlar. 2013 yılı küresel yolsuzluk haritası geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Sonuçlar oldukça ilginç gözüküyor. Özellikle de ülkemiz açısından hiçte iç açıcı bir durum gözükmüyor. Bu haritaya göre Türkiye’de yolsuzlukların ciddi anlamda arttığı tespit edilmiş.

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre yolsuzluk Bir “görevi ve bir yetkiyi kötüye kullanma” olarak tanımlanmıştır. Yani yaptığınız işi kendi menfaatleriniz için yapmak ve ondan kazanç elde etmek anlamı taşıyor. Yolsuzluk aslında bütün ülkelerin sorunu. Çözülmesi konusunda ciddi gayretler veriliyor görüntüsü var. Ama anlaşılan yeterince önem verilmiyor. Halk arasında bir şey söylenir; “Hırsız hırsızı soymuş Allahın güleceği gelmiş” derler. Yolsuzluk yapan kişiyi denetlemeye gidende yolsuzluk yapınca ortada sorun kalmıyor. Kimsenin de ıspat edecek bir şeyi olmuyor.

Yolsuzluk zaman içerisinde şekil değiştirse de önemini hiç kaybetmemiştir. Yolsuzluk toplumun mevcut olan gücünün kötüye kullanılmasına neden olur. Yolsuzlukların temel tetikleyicisi ise “rüşvet” olarak ifade edilmektedir. “Rüşvet alanda veren de mel’undur” düşüncesini bünyesinde taşıyan islam dinine mensup insanların bunu nasıl yaptıklarını anlamak ve açıklamak mümkün değildir. Çünkü insanın egosunun yani benliğinin istekleri bitmez. Sürekli olarak bir şeyler ister durur. İstekleri karşılandıkça yeni istekler gündeme gelir ve onların karşılanması için gayretlerini artırır. Karşılanmazsa bu durumda daha hırslanır ve kendini kontrol edemez bir durumda çalmaya ve çırpmaya farklı açılardan yaklaşarak devam eder. Şu asla unutulmamalıdır ki, yolsuzluğun temel sebebi aç gözlü ve doyumsuzluk yaşayan insanlardır. Eğer bu tür insanlar bazı kontrol mekanizmaları ile kontrol edilemezlerse elindeki gücü kötüye kullanmaktan çekinmez ve daha fazla çıkar için daha fazla yolsuzluğa girmekten çekinmez. Öncelikle insanoğlunun doyumsuzluk düşüncesinin kırılması gerekmektedir. Doyumsuzluğu yaşayan insan özellikle de sosyal kurallar tarafından kontrol edilmiyor ya da edilemiyorsa başarılı olabilmek ve isteklerini yerine getirebilmek için elindeki bütün araçları kullanmaktan çekinmez.

Elbette yolsuzluk kekimesi günümüzde eskiye nazaran daha geniş bir içerik kazandı. Önceleri imkanların sınırlılığı ve bilgiye ulaşmadaki imkansızlıklar ya da sınırlılıklar dikkate alındığında içeriğinin değişmesi de normal karşılanabilir. Günümüze bilgiye ulaşmadaki hızlılık ve kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşılabilir olması yolsuzluğu ve hırsızlığın içeriğini de değiştirmektedir. Ancak şunu belirtmekte fayda var; yolsuzlukları tüm topluma mal etmek yanlıştır. Ama yolsuzluk yapıldığı biliniyor ve bu bilindiği halde yöneticiler destekleniyorsa bu durumda yolsuzluklar topluma mal edilebilir. Çevrenize şöyle bir bakınca eminim şu cümleyi duymuşsunuzdur “ Adam yiyor ama çalışıyor” ya da “Adam malı götürüyor ama çalışıyorda”. Bunlar aslında yolsuzluğun ve hırsızlığın toplum tarafından kabullenildiğinin ve toplumsal desteğinin olduğunun bir göstergesidir. Bizler toplum olarak bunu biraz daha ileri götürerek “bal tutan parmağını yalar” ya da “ devletin malı deniz yemeyen domuz” şeklinde ata sözü gibi sözlerde üreterek kendimizi haklı göstermesini de bilmişiz. Bu açıdan baktığımızda yolsuzluk yapabilenler yapmaktan asla çekinmemektedirler. Alt tarafta bulunanlar küçük çaplı yapmaktadırlar. Yukarılara doğru çıktıkça makam ve mevki arttıkça yolsuzluğun ve hırsızlığın içeriği ve miktarı da hem değişmekte hemde artmaktadır. Alttakilerin az miktarda yolsuzluk yapmaları imkanlarının izin verdiği miktardır. Daha geniş imkanlar bulabilseler bu miktarda artmaktadır.

Ülkemiz açısından üzerinde durulması gereken asıl konu müslüman bir ülke olduğumuz ifade ediliyor. İdarecilerimiz “müslüman bir gençlik yetiştirmek” içn ellerinden geleni yapıyorlar ya da yaptıklarını sanıyorlar. Cemaatler ve tarikatlara katılımların sayısı belli değil ve her geçen gün arttığı belirtiliyor. Devletin bütün kurum ve kurluşlarında görev alanlar bir yere bağlı. Ama anlaşılmayan yolsuzluğun bu toplumda her geçen yıl artıyor olması. Ortada bir çelişki var. Ya bizler müslüman değiliz yada bize öğretilen müslümanlık gerçek müslümanlık değil. Yaşar Nuri Öztürk’ün deyimiyle birileri bizleri “Allah ile Aldatıyorlar” ya da Ömer Lütfi Mete’nin deyimiyle “Allahsız Müslümanlık”ı yaşıyoruz.Yolsuzlukta başarıyı yakaladık

 

Dünya genelinde halkın durumunu ve gidişatını belirleyebilmek için çok sayıda kurum ve kuruluş çalışmalar yapmaktadır. Bunlar belli aralıklarla yaptıkları çalışmalarda ülkelere göre üzerinde çalıştıkları konular açısından nerede oldukları ve nerelere doğru gittiklerini belirlerler. Buna göre raporlar hazırlarlar ve kamu oyuna sunarlar. Bu kurumlardan birisi de Global Corruption Barometer dir. Bu kuruluş her yıl “Küresel Yolsuzluk Haritası” hazırlar ve yayınlar. 2013 yılı küresel yolsuzluk haritası geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Sonuçlar oldukça ilginç gözüküyor. Özellikle de ülkemiz açısından hiçte iç açıcı bir durum gözükmüyor. Bu haritaya göre Türkiye’de yolsuzlukların ciddi anlamda arttığı tespit edilmiş.

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre yolsuzluk Bir “görevi ve bir yetkiyi kötüye kullanma” olarak tanımlanmıştır. Yani yaptığınız işi kendi menfaatleriniz için yapmak ve ondan kazanç elde etmek anlamı taşıyor. Yolsuzluk aslında bütün ülkelerin sorunu. Çözülmesi konusunda ciddi gayretler veriliyor görüntüsü var. Ama anlaşılan yeterince önem verilmiyor. Halk arasında bir şey söylenir; “Hırsız hırsızı soymuş Allahın güleceği gelmiş” derler. Yolsuzluk yapan kişiyi denetlemeye gidende yolsuzluk yapınca ortada sorun kalmıyor. Kimsenin de ıspat edecek bir şeyi olmuyor.

Yolsuzluk zaman içerisinde şekil değiştirse de önemini hiç kaybetmemiştir. Yolsuzluk toplumun mevcut olan gücünün kötüye kullanılmasına neden olur. Yolsuzlukların temel tetikleyicisi ise “rüşvet” olarak ifade edilmektedir. “Rüşvet alanda veren de mel’undur” düşüncesini bünyesinde taşıyan islam dinine mensup insanların bunu nasıl yaptıklarını anlamak ve açıklamak mümkün değildir. Çünkü insanın egosunun yani benliğinin istekleri bitmez. Sürekli olarak bir şeyler ister durur. İstekleri karşılandıkça yeni istekler gündeme gelir ve onların karşılanması için gayretlerini artırır. Karşılanmazsa bu durumda daha hırslanır ve kendini kontrol edemez bir durumda çalmaya ve çırpmaya farklı açılardan yaklaşarak devam eder. Şu asla unutulmamalıdır ki, yolsuzluğun temel sebebi aç gözlü ve doyumsuzluk yaşayan insanlardır. Eğer bu tür insanlar bazı kontrol mekanizmaları ile kontrol edilemezlerse elindeki gücü kötüye kullanmaktan çekinmez ve daha fazla çıkar için daha fazla yolsuzluğa girmekten çekinmez. Öncelikle insanoğlunun doyumsuzluk düşüncesinin kırılması gerekmektedir. Doyumsuzluğu yaşayan insan özellikle de sosyal kurallar tarafından kontrol edilmiyor ya da edilemiyorsa başarılı olabilmek ve isteklerini yerine getirebilmek için elindeki bütün araçları kullanmaktan çekinmez.

Elbette yolsuzluk kekimesi günümüzde eskiye nazaran daha geniş bir içerik kazandı. Önceleri imkanların sınırlılığı ve bilgiye ulaşmadaki imkansızlıklar ya da sınırlılıklar dikkate alındığında içeriğinin değişmesi de normal karşılanabilir. Günümüze bilgiye ulaşmadaki hızlılık ve kısa sürede daha fazla bilgiye ulaşılabilir olması yolsuzluğu ve hırsızlığın içeriğini de değiştirmektedir. Ancak şunu belirtmekte fayda var; yolsuzlukları tüm topluma mal etmek yanlıştır. Ama yolsuzluk yapıldığı biliniyor ve bu bilindiği halde yöneticiler destekleniyorsa bu durumda yolsuzluklar topluma mal edilebilir. Çevrenize şöyle bir bakınca eminim şu cümleyi duymuşsunuzdur “ Adam yiyor ama çalışıyor” ya da “Adam malı götürüyor ama çalışıyorda”. Bunlar aslında yolsuzluğun ve hırsızlığın toplum tarafından kabullenildiğinin ve toplumsal desteğinin olduğunun bir göstergesidir. Bizler toplum olarak bunu biraz daha ileri götürerek “bal tutan parmağını yalar” ya da “ devletin malı deniz yemeyen domuz” şeklinde ata sözü gibi sözlerde üreterek kendimizi haklı göstermesini de bilmişiz. Bu açıdan baktığımızda yolsuzluk yapabilenler yapmaktan asla çekinmemektedirler. Alt tarafta bulunanlar küçük çaplı yapmaktadırlar. Yukarılara doğru çıktıkça makam ve mevki arttıkça yolsuzluğun ve hırsızlığın içeriği ve miktarı da hem değişmekte hemde artmaktadır. Alttakilerin az miktarda yolsuzluk yapmaları imkanlarının izin verdiği miktardır. Daha geniş imkanlar bulabilseler bu miktarda artmaktadır.

Ülkemiz açısından üzerinde durulması gereken asıl konu müslüman bir ülke olduğumuz ifade ediliyor. İdarecilerimiz “müslüman bir gençlik yetiştirmek” içn ellerinden geleni yapıyorlar ya da yaptıklarını sanıyorlar. Cemaatler ve tarikatlara katılımların sayısı belli değil ve her geçen gün arttığı belirtiliyor. Devletin bütün kurum ve kurluşlarında görev alanlar bir yere bağlı. Ama anlaşılmayan yolsuzluğun bu toplumda her geçen yıl artıyor olması. Ortada bir çelişki var. Ya bizler müslüman değiliz yada bize öğretilen müslümanlık gerçek müslümanlık değil. Yaşar Nuri Öztürk’ün deyimiyle birileri bizleri “Allah ile Aldatıyorlar” ya da Ömer Lütfi Mete’nin deyimiyle “Allahsız Müslümanlık”ı yaşıyoruz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Murtaza Türkmen
13 Temmuz 2013 Cumartesi 08:56
cumhuriyetten bu yana devam eden
Yolsuzluk, adam kayırma, rüşvet, iltimas 1923 ten bu yana zaten artan bir şekilde geliyor. 1980 öncesi iletişim araclarının az olması sebebiyle vatandaş olarak pek çok yolsuzlukdan haberimiz yoktu. İletişimin yaygınlaşması,kameralar,dinleme cihazları pek çok rüşvet olayını belgeliyor.Dindar gençlik için yeni adım atılıyor.Eskinin pislikleri iktidarları elden gitmeye başlayınca gemi azıya almış durumda.Y.N.Öztürk'ten alıntı yapman talihsizlik.Yazının etkisini azaltmış.Kılavuzunu iyi seç.
95.10.30.86
ali çelebi
12 Temmuz 2013 Cuma 10:48
yolsuzluk
sadece yolsuzluk değil rüşvette aldı başını gidiyor. müslüman ülke ve rüşvet. gerçekten birileri bizi aldatıyor
79.123.208.13
Kemal
12 Temmuz 2013 Cuma 08:54
çok içerlemişsin belli
yazdıkların tümüyle yanlış demiyorum. kısmen doğru.ama yaşar nuri öztürk'ün kılavuzluğunu terk etmeni tavsiye ederim.
95.10.230.62
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim