• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya -1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Yolculuk nereye?

Fahri Kubilay

Bu yıl ramazan ayı geçen yıllara göre daha sıcaktı. Hele hele o İlk günkü susuzluk akşam ezanı okununca litrelerce içilen suya rağmen geçmeyen hararet. Yaşanan susuzluğu bir de Mekke’nin sıcaklığında düşünün. 

Sözün özü umreden gelen bir dostumu ziyarete gitmiştim.  Türkiye’den annesini umreye götürmek mecburiyetinde kalan o kişi Sıcaktan bunalınca kaldığı otelde acizleşmeye başlar ya keşke buraya gelmeseydim o “Antalya ya gitseydim ne olurdu” diye kendince söylenir.

Mukaddes topraklarına gitmiş o manevi havayı teneffüs edememiş olarak bu sözü söyleyince gayri ihtiyari olarak kafiledekilerin dolayısı ile de kafile başkanın tepkisini çeker ve Kabe’nin yanında tövbe etmesi istenir. Yaptığı yanlışın farkına varan vatandaş denilenleri yapar ve ziyaretin geri kalan kısmını Manevi lezzete dönüştürür.

Bu kısa olayı size neden anlattım? 

Her toplumun kendine has özellikleri olduğu gibi Türk toplumunun da kendine has özellikleri var. Bunların başında büyüklerine saygı, sılai rahim, dini bayramlarda annesini, babasını, yakın, uzak akrabalarını, dostlarını ziyaret etme gibi özellikler.

Toplumun kaynaşması açısından ve birlik beraberliğe temel taşları olan bu özelliklerimiz zamanla dejenere edilmek için müthiş bir caba sarf ediliyor.

Televizyon kanallarında huzur evlerindeki yaşlılara uzatılan mikrofonlarda çocuklarının ziyaretine gelmediğini söyleyen o yaşlı gözlerin seyrederken insanın içinin burkulmaması mümkün değil.

Neler oluyor bize? Toplum olarak nereye gidiyoruz? demekten insan kendisini alamıyor. Bu milleti ayakta tutan değerlerimizin çağdaşlık adı altında çağdışı anlayışlara kurban verildiğinin ne kadar farkındayız acaba?

Seydişehir Antalya yolu günlük binlerce aracın geçtiği bir yol. Ve özellikle tatil süresinin uzunluğundan faydalandığını zanneden bayram tatilcilerinin ve bitmek bilmeyen araç konvoylarının farkındasınızdır hepiniz. Hiç kimsenin tatil yapmasına falan karşı olduğumuz sanılmasın… Öte yandan bu yoldan bu kadar aracın geçmesinin Seydişehir ve Konya için ekonomik yönden katkıları hepimizin malumu…

İşte tam burada ya kardeşim ne demek istiyorsan söyle diyebilirsiniz…

Ne demek istediğimi bizzat yaşadığımız bir olayla nakledeyim efendim…

Bayramın ikinci günü Konya yolunda kaza var ve olay yerine intikal ediliyor. Allah’a şükür ucuz atlatılmış yaralanmalar var. Ve yaralılardan bir tanesi biz görüntü alırken acıyla karışık avazı çıktığınca bağırıyor.

“Aman abi çekip yayınlamayın.”

Neymiş efendim yaşlı annesi babası kalp hastasıymış duyarlarsa üzülürlermiş.

Tabiî ki bizim gazeteci durur mu hemen yapıştırdı lafı.

 “Yaşlı ana baba  evde  dört gözle  onları bekler. Onlar Antalya’ya yüzmeye gider Yolda kaza yaparlar bi de bu haberi vermeyin bizim ihtiyarlarda kalp var derler.”

Cidden neler oluyor bu topluma, yolculuk nereye dostlar?

 Bayram heyecanını yaşadığımız günlerde ruhunu Allah’a, bedenini toprağa sunan aziz şehitlerimizi minnetle, şükranla anıyor, Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hasan öztaş
12 Ekim 2008 Pazar 11:41
yaz bunları
sayğı değer fahri abiciğim,güzel konulara temas edip hislerimize tercüman oluyorsun.se yazmaya devam et yazıların ilgi ve takdirle okunuyor.hislerine tercüman olduğun insanlar adına sana teşekkür ederim
194.54.39.130
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim