• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -5 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Yine Çifte Standart

Ufuk Karadavut

İsrail iki askerinin kaçırılmasını bahane ederek ve de Hizbullah’ı gerekçe göstererek Lübnan’a saldırmasından bu yana resmi kayıtlara göre 500’e yakın insan hayatını kaybetti. Resmi kayıtlara girmeyenlerin ya da ulaşılamayanların sayısı ise henüz belli değil. Konu uzmanları bunun resmi kayıtta olanlar kadar olabileceğini belirtiyorlar. İsrail yalnızca insanları katletmekle kalmıyor aynı zamanda eğer bombalamadan sonra hala daha hayatta kalan olursa yaşayamasın diye şehirlerin bütün altyapılarını yok etmeye çalışıyor. Havaalanlarını, yakıt depolarını, köprüleri ve enerji üretin alanlarını tahrip ediyor. Bir daha kullanılamaz hale getiriyor. İsrail’in bu umursamaz tavrı gelişmiş ülkeler tarafından kayıtsız ve şartsız destekleniyor. Bu şaşırılacak bir haber değil aslında. ‘İslam Ülkesi’ etiketli ülkelerde maalesef İsrail’i destekliyorlar. Bunu susarak yapıyorlar. Atalarımızın güzel bir sözü var; ‘Sükut İkrardandır’ diye. Yani susmak aynı zamanda kabul etmektir anlamı taşıyor. Bu güne kadar İran dışında ciddi anlamda bir tepki veren bir ülke olmadı olacağı konusunda da bir umudumuz bulunmamakta.

İsrail’in bu umursamaz tavrı ve sınır ötesi hareketleri Ülkemiz insanları içerisinde bir beklentiye neden olmaya başladı. ‘İsrail iki askeri için koca bir orduyu harekete geçirip Ortadoğu’nun göbeğini yakıp yıkarken, her gün şehit verenler neden bu tür bir sınır ötesi harekât yapamıyordu’. Şehit cenazelerinde ya da halk arasında en yoğun konuşulan konu bu. Türkiye kendi başına bu tür harekâtı ABD’den izin almadan yapabileceğine inanmıyorum. Çünkü geçmişten günümüze Türk-ABD ilişkileri incelendiğinde Türkiye’nin ABD’nin yönlendirmelerinin dışına genel olarak çıkmadığı görülecektir.   Ancak şu da bir gerçek ki, eğer sınır ötesi muhtemel bir harekât olacaksa da Türkiye İsrail’in Lübnan’da yaptığı gibi altyapıyı tahrip etmek gibi bir faaliyet yapmayacağını tahmin edebiliyoruz. Böyle bir amacı yoktur. Ancak ciddi olarak rahatsızlık duyulan ve Kandil dağlarında odaklanmış teröristlerin mevzilerini vurmak isteyecektir. Bu ne kadar etkili olur bilinmez ancak kanaatimizde etkisiz olacağını söyleyebiliriz. Çünkü daha öncede çok kez bombalandı ama sonuç yine değişmedi. Bu iş üç beş bomba atıp gelmekle olmuyor. Daha kesin ve kararlı işler yapılarak aşılabilir.  Dikkat edin Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani diye biri. Biz biliyoruz ki -TRT televizyonlarında PKK’yı öven ve destekleyen konuşmalarını çok gösterdiler- bu şahız PKK’yı destekliyor. Geçenlerde Irak başbakanı Kuzey Irak’a geldiğinde ‘Kürdistan Milli marşı’ çalınarak resmi törenle karşılandı. Bölgeydi çok iyi tanıyan uzmanların belirttiğine göre bölgede para hareketlerini Barzani ailesi yönetiyor. Buradan yatırım için gittiğinizde ya da bir şeyler almak istediğinizde Barzani ailesinin izin almanı gerekiyor. Barzani ailesi de PKK destekçilerinden… Geçenler televizyonda bir tartışma programını dinlerken konuşmacının birisi PKK’lıların Kuzey Irak’ta ticaret yaptıklarını ve bölgenin ekonomisi ellerinde tutuklarını ifade ediyordu. Buradan şunu demek istiyorum; oraya gidip üç beş yeri bombalamayla sonuç alınamaz daha köklü ve kesin çözümler üretmek gereklidir.

Bu konuda sayın Cemil Çiçek’in açıklamaları eğer devamı gelirse sevindirici ve umut verici. Sayın Bakanımız bütün dünyaya ama öncelikle de ABD ve Irak’a; ‘Siz yapmazsanız biz yaparız ve Ne pahasına olursa olsun!’. Elbette mücadele ederken yalnıza kuzey Irakla başlamamak gerekiyor. Mücadele önce ülke içinden başlamalıdır. Kandil dağını vurmak belki bu işin küçük bir yanıdır. Ancak gözden kaçırılmaması gereken konu; PPK teröristi olarak yakalananların yada öldürülenlerin tamamına yakını TC vatandaşı. PKK’ yı açık bir şeklide destekleyen ve yüzde 5 civarında bir oy alan partileri var. Bu konuda da bir şeylerin yapılması gerekiyor. PKK’yı destekleyen vakıf, dernek şirket yada adı ne olursa olsun gerek ülke içindeki ve gerekse de ülke dışındaki oluşumlar konusunda da çalışmalar yapılmalıdır.  

Buraya kadar anlattıklarımızdan çifte standart balığı ile ne alakası var diye düşünebilirsiniz. Haklısınız da. Ancak bütün bunlara ABD’nin bakış açısına geldiğimizde oldukça ilginç şeyler söyleniyor. Satın ABD büyük elçisine soruluyor; ‘İsrail’in Lübnan’a girmesine ne diyorsunuz’. Büyükelçi ‘Ülkelerin kendilerini savunma hakları vardır.’. Diğer bir soru ‘Ya Türkiye kendini savunmak için sınır ötesi bir harekât yaparsa…’ Büyükelçi ‘Türkiye başka çözüm yolları denemeli…’. Kendini savunmak için İsrail Lübnan’a ve Filistin’e giriyor, ABD Irak’ı işgal ediyor, Afganistan’a ya da kafasına göre herhangi bir bölgede bir ülkeyi işgal edebiliyor. Bu ülkelerin kendini savunma hakkı oluyor. Ama Türkiye Kuzey Irak’a sınır ötesi harekât yapması gündeme gelince karşı çıkılıyor. Bu adeta ‘Ben yaparsam adil, başkası yaparsa katil olur’ düşüncesini dışa vuruyor. Son olarak şu konuyu da uzmanların gözden kaçırmamaları gerekmektedir; 1 Mart tezkeresi ile Kuzey Irak’a girmeyi reddeden Türkiye’yi oraya girmeye zorlayan bir oyun da oynanmak isteniyor olabilir. Aman dikkat…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim