• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -5 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Yeniden Yükselmek

Ufuk Karadavut

Türk milleti binlerce yıllık tarihi içerisinde sayısız badireler atlatmış ve içinden çıkılamaz zannedilen sıkıntılar yaşamıştır. Ancak bu sıkıntıları yaşatanlar dışarıdan gelenler değil devlet içerisinde yetişenler olmuştur. Hatta öyle ki, bir hakan çıkmış bütün Türk isimlerinin Çin isimleriyle değişmesi için ferman çıkarmıştır. Bazıları daha da ileri giderek Türkçe konuşmayı yasaklamak istemiştir. Bazıları kendi vatandaşlarını gelişmenin ve ülkenin bütünlüğü önündeki en büyük engel olarak görmüşlerdir. Köşe başlarına hep Çinlileri ya da Çinliler’in onayladığı Türk kılıklıları getirmişleridir. Ülkeyi bölerek yönetmek isteyenler dahi çıkmıştır. Bir kısmı amacına ulaşırken bir kısmı ise başarılı olamamışlardır. Zamanın olgun,  erdemli ve bilge Türkleri tehlikenin farkına vararak bir kısmına engel olabilmişlerdir. Her ne yapılırsa yapılsın tarihten günümüze kadar millet olarak genelde kaybetmişiz. Masa başı oyunlarına alışık olmamamız daha da açıkçası kalleşliği ve sahtekârlığı bilmediğimiz için bir türlü başarılı olamamışız.

İçinde bulunduğumuz dönemde ise neredeyiz ve ne konumdayız hiç belli değil. Bir grup insan bir araya geliyor ‘Öldük, bittik mahvolduk, ülke elden gidiyor’ diye nutuklar atarak keyf alemlerinde kıllarını dahi kıpırdatmadan yatarlarken, bir grup ise bunların karşısına geçmiş her şeyin hiç olmadığı kadar iyi olduğunu ifade ediyor. Gerçekten ülke hangi noktada yine ortaya çıkması için dua ettiğim ama ışık göremediğim olgun,  erdemli ve bilge Türklerin çıkıp açıklama yapmasını bekliyorum. Bunu söyleyince hemen herkesin aklına gelenleri de biliyorum. Herhangi bir partiye mensup olan arkadaş;’Bizim başkan sürekli ifade ediyor, sen uyuyor musun?’ derken, bir cemaatin mensubu da ‘Şeyhimiz, efendimiz ya da üstadımız söylüyor bre cahil’ diyecektir. Hatta birileri çıkıp kutsal kitaplardan bahsederek bunu anlamadığımız için bizi kâfir dahi ilan edebilecektir. Koyu AB’cilerde bizi cahillik ve çağ dışılıkla itham ederek gelişmenin ve medeniyetin ülkemize de AB kanalıyla gelmekte olduğunu ifade edeceklerdir. Her ne derlerse desinler sonuçta günümüzdeki durum nedir? Bunların çözümü var mıdır?

Türk milletinin bünyesinde var olan ama bir türlü dışarıya çıkarılması izin verilmeyen insan kalitesi, olgun anlayış, yaşam modeli, oluşturabileceği kaliteli toplum örgüsü, teşkilatlanmayı, sahip olduğu erdem ve fazileti yeniden gösterebilmeli. Bunları yaşayabilmeli. Yıllardan beri bilinçli politikalarla insanlar bu tür duygu ve düşüncelerden uzak olarak yetiştirildi. Amaç yıllara ‘Müslüman Türk’ yetiştirmek olmadı. Aksine ‘Dünya vatandaşı’ yetiştirilmek istendi. Ne mutlu ki amaçlarına ulaşıyorlar. Ülkemizde oldukça çok dünya vatandaşı mevcut. Sayıları da hızla artıyor. Millet olarak bir türlü kendimize gelemiyoruz. Kendisine sağcı, solcu veya cemaatçi diyen bazı gruplar el birliği etmiş ülkenin canına okumaya gayret sarf ediyorlar.   A cemaatine bağlı olan bir arkadaş ülkedeki bütün Türklerin tok edilmesi gerektiğini büyük bir soğukkanlılıkla ifade edebiliyor ya da onları Kâfirlikle itham edebiliyor. Bunu söylerken de vicdanen bir rahatsızlık hissetmiyor. Solcu ya da demokrat olduğunu geçinen bir arkadaş, ülkenin gelişmesinin önündeki engellerin ‘Türklerin geleneklerine aşırı bağlılıkları’ olduğunu açıklayabiliyor. Kendini sağcı ya da muhafazakâr olarak tanımlayan bazı arkadaşlar ise eski sosyalistlerle birlikte koyu bir kapitalist olmuş durumdalar.

Pekiyi bütün bunların sonucunda ne oluyor size söyleyeyim. Bu aynı zamanda ülkenin nerede olduğunu da size söyleyecektir. Ekonominizi yabancıların elinden belki kurtarabilirsiniz, bankaları yabancılardan ya da satılan ülke topraklarını –verirlerse- belki alırsınız. Ama şu sayacağım maddelere sahip bir insan yetiştiremediğimiz sürece bunlarında bir anlamı ve önemi kalmayacaktır.

1) Toplumumuzda güzellik adına bir kavram kalmadı, 2) İnsanlar sınırsız zevk, lüks ve ihtirasa dalıp kendini kaybetmiş, 3) Gurur, kibir ve büyüklenme gittikçe artıyor, 4) Ahlaki çürüme artıyor. Cinsel sapıklık sınır tanımıyor, 5) Şükürsüzlük ve beraberinde doyumsuzluk ve tatminsizlik artıyor, 6) Temel konularda birlik dahi sağlanamıyor. Dini inançlarımızda ve milli politikalarımızda dahi birlik oluşturamıyoruz. 7) Fitne ve fesadın artması, kötülüklerin önüne geçilememesi ya da geçilmemesi.

Saydıklarım bir toplumun çöküş nedenleri. Bunların tersi ise yükselme nedenleri. ‘Yeniden yükselmek mümkün mü?’. Onu da siz düşünün.

Önümüzdeki Pazar kurban bayramı bütün Müslümanlar’ın kurban bayramını kutlar, milletimizi bir an önce kendi benliğine döndürmesine vesile olmasını niyaz ederim.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim