• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • Konya -6 °C
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür

Yeni Osmanlıcılığın sonu geldi mi?

Ufuk Karadavut

Yaklaşık 11 yıldır ülkeyi yöneten hükümet ifade etse de etmese de sistem olarak yeni, bir Osmanlı devleti kurulması ya da Osmanlı devletinin sahip olduğu toraklarda söz sahibi olmak isteyen bir çizgide olduğu rahatlıkla anlaşılabiliyor. Ancak bunun nasıl yapılacağı ve kimlerin buna izin vereceği konuları ise tam bir belirsizlik taşıyor. İçinde bulunulan durum düşünüldüğünde kimin ne yaptığı belli olmadığı gibi sıfır sorun artık yok. Tamamen sorunlu bir alan olduk. Bu açıdan bakıldığında ülkeyi yönetenlerin aslında yanlış yönlendirildikleri açıkça görülebiliyor.

Aslına bakılırsa yeni Osmanlıcılık düşüncesi Turgut Özal döneminde bilinçli olarak tartışmaya açılan ve temelleri o zaman dayana bir stratejidir. Ancak bu stratejinin iyi belirlenmediği ve aktörlerin iyi seçilemediği anlaşılmaktadır. O zaman başarılı olunmayan bu strateji AKP döneminde yeniden üretilmeye çalışıldı. Ancak bu çalışmada neo-liberal dönüşümle güç kazanmaya başlayan ve açıkça desteklenen yeni bir ticaret burjuvazisinin doğrudan desteklediği bölgesel güç olma istemini ve hayali içerisinde gerçekleştirilmeye çalışılan güç stratejisi olarak değerlendirilebilir. Özellikle Suriye, Filistin, Irak, İran,  Arnavutluk ve Bosna üzerinden yapılan konuşmalar ciddi anlamda tedirginlik yarattı. Hatta bunun için en önemli sorun olarak görülen PKK terör örgütü ile anlaşmalar dahi göze alındı. Ama sonuç tam bir fiyasko oldu.

Yeni Osmanlıcılık fikri daha doğmadan bitirilmiş oldu. Belki de asıl amaç böyle bir düşüncenin Türk toplumu içinde oluşmaması ve eğer çeşitli düşünceler varsa da bunun bir an önce bitirilmesiydi. Elbette bunu tam olarak kestirebilme imkanımız şimdilik yok. Ama zaman içerisinde hiç bir şeyin saklı kalmayacağı düşüncesiyle bunlarında zamanı geldiğinde günyüzüne çıkacağına inanmaktayız. Özellikle Dış politikada yaşanan hezimet ülkeyi adeta bir savaşın için çekmektedir. Güney sınırı diye bir sınır kalmamıştır. Binlerce haydut sınırlarımızı zorlamakta ve rahatlıkla geçebilmektedir. Çünkü bu ülkede artık kaçakçılık fiilen serbest olmuştur. Bakın en son yaşanan olay bize neler öğretiyor: Van ilinin Çaldıran ilçesinde kaçakçılıkla ülkeye giriş yapmak isteyen teröristlere askerler dur diyor, duran olmayınca ateş ediliyor. Sonuçta bir terörist ölüyor. Çaldıran kaymakamı teröristin ailesine “çocuğunuz kanı yerde kalmayacak, hesabı sorulacak” diyor. Vuran kim asker, vurulan kim terörist ve kaçakçı. Suçlanan ve hesaba çekilen kim asker. Elini kolunu sallayarak gezenler ise kaçakçılar ve teröristler. Zaten emri veren başçavuş tutuklanarak ceza evine gönderilmiş. Yazıklar olsun... Memleket ne hale geldi.

Turgut Özal zamanında “üç beş çapulcu” ile başlayan ve PKK’yı ve terör örgütünü besleme ve büyütme gayretleri işte günümüzde bu hale kadar genişledi. Burada unuttuğumuz ya da göz ardı ettiğimiz bir konu var. Onu da Peygamberimiz zaten belirlemiş; “kendiniz için istemediğinizi başkası içinde istemeyin” Ama bizler öyle yapmıyoruz. Kendi ülkemize, bir başka ülkenin müdahale etmesini ve işlerimize karışmasını istemiyorsak, Irak'a da, Libya’ya da, Suriye'ye de, Mısır'a da bir başka ülkenin müdahale etmesine karşı olmamız gerekiyor. Ama öyle olmuyor. Suriye’de açıkça teröristleri destekliyoruz, Irakta PKK’lıları destekliyoruz, Mısırda ise ne yaptığımız ve kimi desteklediğimiz belli bile değil. Sadece lafla iş götürülüyor.

Türkiye Cumhuriyeti başka ülkelerin bütünlüklerine saygı göstermeli ve başka bir ülkeyi kendisine bağlı bir il gibi görmemelidir, görmeye hakkı da yoktur. Suriye bizim içi meselemizdir denildiğinde Türkiye’nin de başkaları için iç mesele olmasını kabul etmiş olursunuz. Bu ise ülke açısından onulmaz yaralar açar. İçinde bulunulan bölünme sürecinde yaşanan sıkıntılarda buradan çıkıyor. Kısaca yeni Osmanlıcılık düşüncesi ve hayali ülkemiz açısından bitirilmiştir. Bunun tesadüfen yapıldığına inanmıyorum. Bilinçli bir toplum mühendisliğinin sonucu olarak değerlendiriyorum. Eğer bu şekilde ve bu hızda gidilirse kısa zaman sonra birileri de bizim iç işlerimize rahatlıkla karışacak ve sesimiz çıkamayacaktır. Sebebi ise dün ve bugün yapılan yanlış planlar ve yanlış uygulamalardır.  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Konyalı
23 Ağustos 2013 Cuma 11:23
Hayal
Bu konu da Turan hayalleri kuranlar gibi tarihin derinliklerinde yerini almıştır.
159.146.87.161
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim