• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Konya 13 °C
  • Erdoğan: Nerede bize yönelik taciz varsa ansızın vurabiliriz
  • Destici, yeniden BBP Genel Başkanlığına seçildi
  • Tarih Yazan Lider: Aliya İzetbegoviç
  • Erdoğan: Nerede bize yönelik taciz varsa ansızın vurabiliriz
  • Destici, yeniden BBP Genel Başkanlığına seçildi
  • Tarih Yazan Lider: Aliya İzetbegoviç

Yeni anayasada..

Ramazan Altıntaş

Yeni anayasada din özgürlüğü

İnsanlar için din, ferdi ve ictimai bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç, insan için son derece hayatidir. Aynı zamanda din, toplumu birleştiren ve bütünleştiren bir müessese olup, geniş kitlelerin ortak değer hükmüdür. Çağlar boyunca dinler, insan topluluklarının hem ahlak ve hem de hukuk anlayışlarını oluşturmada, bir arada düzenli bir şekilde yaşamalarında önemli bir işlev görmüştür.

Din motifi, insanda tabii, temel ve psikolojik bir güdüdür. Bu motif insan hayatında zaman zaman açlık, susuzluk, uyku ve istirahat gibi temel fizyolojik güdülerin dahi önüne geçer.

Manevi gerilim içinde, ruhi bunalım altında günlerce aç-susuz-uykusuz yaşayan insanlar görülmüştür. Dini duygular, manevi gerilimi yatıştıran, insanı ruhi bunalımdan kurtaran en güvenilir etkenlerdir. İşte bu noktada din, içtimai bir terbiye ve disiplindir. Bu sebeple, insanlar her devirde din ve maneviyat kuvvetine muhtaç olmuşlardır. Bu ihtiyaç, özellikle günümüz insanının karmaşık hayatında bir zaruret halini almıştır.

Dinler, tarih boyunca kültür ve medeniyetlerin en önemli temelini teşkil etmişlerdir. Her ülke, toplum menfaatleri bakımından din müesseselerinden faydalanmak zorundadır. Birey ve toplumlar için ortak kültür paydaları bulmak, toplumu bu ortak paydalar etrafında buluşturmak gerekir.

Bilindiği üzere din, genelde, inanç ve uygulamadan ibarettir. Din özgürlüğü ise, inanç ve davranış özgürlüğüdür. Bundan dolayı, demokratik rejimlerde din ve vicdan özgürlüğü temel insan hak ve özgürlüklerinin en önemlilerinden birisi olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki demokrasi idareleri, rejimin insan hak ve hürriyetlerine dayandığı, ondan kaynaklandığı siyasi sistemlerdir. Dolayısıyla din ve vicdan hürriyeti demokrasinin zaruri bir gereği, ayrılmaz bir parçasıdır. Bu özgürlüğün tam olarak gerçekleşmediği ülkelerde demokrasinin tam anlamıyla var olduğundan bahsetmek imkânsızdır. Esasen demokrasileri, totaliter dikta rejimlerinden ayıran en önemli farkların başında diğer özgürlükler gibi din ve vicdan özgürlüğünün varlığı gelir.

Diğer taraftan din ve vicdan özgürlüğü insan olmanın, insan kişilik ve haysiyetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü, kişinin hiçbir baskı altında kalmadan dini serbestçe seçme ve hiçbir müdahaleye maruz kalmadan dini; öğrenme, öğretme, yayma, telkin etme, okutma ve dinin emirlerini yerine getirme gibi faaliyetleri kapsar. Bu gerçek, uluslar arası insan hak ve özgürlüklerine ait bütün hukuki metinlerde açıkça belirtilmiş ve Türk Anayasaları’nda da daima yerini almıştır. 89 yıllık ömrü bulunan Türkiye Cumhuriyeti devleti 3 Anayasa’ya şahit olmuştur. 1924 Anayasası’nın 75. maddesinde; 1961 Anayasa’sının 19. maddesinde ve halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasa’sının 24. maddesinde din ve vicdan özgürlüğü üzerinde durulmuştur.

O halde, yapılacak yeni anayasa da din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili olarak şu maddeler yer almalıdır:

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB)’nin öğretimi zorunlu olmalıdır. Çünkü bu derste sadece İslam dini okutulmamaktadır. Bütün dinler hakkında genel bilgiler verilmektedir.

Din eğitimi dersi ise, her inanç grubu için seçmeli hale getirilmelidir. Günümüzün en büyük sıkıntılarından birisi, doğru din anlayışının öğretilememesidir.

İlk 4 yıl zorunlu olmalı, ikinci ve üçüncü kademeler zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır. Bu gidişle Hafızlık geleneği tarihe karışacaktır. Bu konuda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Ayrıca her biri dört yıllık olan ikinci ve üçüncü kademelerde Kur’an okuma ve meali dersi seçmeli ders olarak okutulmalıdır.

İdari yapı içerisinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığının mevcut statüsü güçlendirilerek korunmalıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar DİB’nın özerk bir yapıya kavuşturulmasına müsait olmadığı gibi, vakıfların gelirleri de DİB personelinin giderlerini karşılamaya yeterli değildir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim