• BIST 101.566
  • Altın 261,795
  • Dolar 5,6804
  • Euro 6,3745
  • Konya 19 °C
  • Dilipak'tan çarpıcı "İstanbul Sözleşmesi" yazısı: Bugünün yöneticileri, rahmetle anılsın istiyorum
  • F-35 mi, SU-57 mi? Hangisi üstün?
  • Ekonomi alanındaki 'torba teklif' Genel Kurulda kabul edildi
  • Dilipak'tan çarpıcı "İstanbul Sözleşmesi" yazısı: Bugünün yöneticileri, rahmetle anılsın istiyorum
  • F-35 mi, SU-57 mi? Hangisi üstün?
  • Ekonomi alanındaki 'torba teklif' Genel Kurulda kabul edildi

YAZ TATİLİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Hasan Ukdem

Modernizmin neredeyse şart koştuğu kavramların arasına tatil de girmiş bulunuyor. Tatilden kastım işe ara verilen gün ya da günler değil, bulunulan yerden başka yerlere ziyaretler, gezilerdir. Bu akışkanlık kapital dünyaya kar olarak dönerken, yerelde ekonomik yük şeklinde bireylerin sırtına biniyor. Dar gelirli ailelerde yılda birkaç gün ya da hafta süren bu tatil, bütün bir senenin bütçesini sarsıyor. Başka işlerde olduğu gibi bu tatil olayını da tetikleyen unsur, “herkes yapıyor, ben de yapayım” refleksidir. Ve maalesef bu da küresel düşüncenin, yerel hayata bir dayatması olarak küçük dünyalarımızda yaralar açıyor. Elde avuçta ne varsa götürdüğü gibi, yarının kazancını da kredi yoluyla tüketiyor.  

 

Çağın insanı bedenini gezdirirken, ruhunu hapsediyor. Turistik yerlere baktığımızda gördüğümüz manzara bizlere bunu gösteriyor. Sahiller, turlar, barlar ve bütün eğlence yerlerinde kitlesel bir hengame, sahte bir neşe ve kaotik bir coşkunluk göze çarpıyor. Tabiatın güzelliğine ruhunu sermek yerine, alkolün mahmurluğuna, müziğin yüksek tonuna ve daha bir çok taşkınlığa esir ediliyor. Herkes aynı yaratılışta olmadığı için, herkesin aynı şekilde eğlenmesini anlamak mümkün değil. Ama herkes aynı subniminal mesajlara maruz kaldığı için, ateşe koşan pervaneler gibi insanlar da çağın dayattığı her türlü ateşe gözü kapalı koşuyorlar. 

İnsan sürekli hareket halinde olmamalı, bazen oturup düşünmeli ve yapıp ettiklerinin bir muhasebesini çıkarabilmeli. Sonra günümüzde olduğu gibi hatalarına âşık olur, hataysa benin hatam diyerek yanlışı normalleştirir ve düzeltme yolundan uzaklaşır. İşte tatillerin bu hale getirilmesinin esas sebebi, insanın bu zaman içinde düşünmesini engellemektir. 

 

Oysa tatil günleri, insanın her türlü dinlenmesine ve arınmasına vesile olması gereken zaman dilimleridir. Ailecek birlikte olunacağı, sılayı rahimin gerçekleştirilebileceği, kitapların raftan ineceği, sohbet mekanlarının şenleneceği, küçüklerin büyüklerden feyz almak için onların hatıralarını, tecrübelerini dinleyeceği müstesna zamanlara müsait olan en önemli fırsattır tatiller. Şu yaz günlerinde, bir ikindi sonunda bağda, bahçede demlenen bir çayın eşliğinde ailecek, oturup sohbet etmenin, bir muhabbetin içinde kaybolmanın bırakacağı iz hiçbir şeyde yoktur. Hem geçmişin halkaları geleceğin zincirine eklenir, hem de yaşlısı genci hayata karşı daha dirençli, daha güçlü olur. 

 

Tam da o yaz günlerinden birini daha yaşadığımız şu günlerde, büyüğüyle küçüğüyle şu toplumu oluşturan bütün insanlara küçük bir hatırlatma olsun istediğim için bu yazıyı yazıyorum. Artık bayramlarımızı bile bu tatil çılgınlığına kurban etmeye başladık. Bu gidiş çok tehlikeli bir hal alıyor, bir yerden dönmeli diye düşünüyorum. Elbette sadece tatil kavramı değil, hayatımızda birçok değerler bu şekilde yozlaşmış durumda sen kafayı tatile mi taktın? Diyebilirsiniz. Şu günlerde gündemde olduğu için bunları yazıyorum yoksa tabii ki yozlaşma bütün alanlarda bizleri tehdit ediyor. 

 

İsrafın her türlüsü haramdır bizim inancımızda. Vaktimizi ve nakdimizi harcarken azami bir dikkat göstermemiz gerekiyor. Hayatın her anından sorumlu olduğumuz gibi, maiyetimizdeki insanlardan da sorumluyuz. Onların yarın yolculuğuna çıkarken yanlış koordinatlar edinmeleri bizim vebalimiz olmasın. Herkes yapınca yanlış belki kanıksanabilir ama yine yanlış olarak kalır. Her yanlış da bir insana, bir topluma, bir davaya bedel ödetir. Bu benim hatam diyerek işin içinden sıyrılmak mümkün değil, zira bireyin hataları topluma mal oluyor ve neslin gidişatını olumsuz yönde etkiliyor.  

 

Belli değerleri göz önünde tutarak, çarşıya pazara, sokağa caddeye bir bakın, gördüğünüz manzara sizi rahatsız etmiyorsa size diyecek sözüm olamaz. Ama ticaretten tutun da ülkenin haline toplum anlayışına kadar birçok sıkıntı var. Bu yadsınamaz. Kadın erkek ilişkileri, evlilik hayatı, çocuklarımızın yetiştirilme tarzları ve gençlerimizin hayatı her geçen gün biraz daha iman ekseninden kaymakta. Üzerlerindeki tişörtlerde kişiliğinden inancına kadar hakaretler içerdiğini bilmeden dolaşan insanlar, çocuklarının ellerine verdikleri tabletlerdeki oyunundan, çizgi filmine kadar her yerde milli ve manevi değerlerine saldırıldığını bilmeyen ebeveynler... Lütfen durun çağın bize dayattığı bütün angajelerden kafanızı kaldırıp bir bakın, bir düşünün, bir muhasebe yapın. 

Ve durumdan hala memnunsanız gönül rahatlığıyla tatile çıkabilirsiniz... 

 

Sevgiyle kalın. 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim