• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Yarın Ölecekmiş Gibi

Ufuk Karadavut

Bir şehrin en zengini öldüğünde, tellallar sokağa dökülüp; “Ey ahali” diye bağırmışlar. “Biliyorsunuz Veli Efendi öldü. Onun bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için kendisine bir günlük yardımcı arıyor. Kim ki, mezardaki ilk gecesini onunla beraber geçirirse, Veli Efendi’ye ait olan servetin yarısı vasiyet gereği kendisine verilecektir. Ey ahali duyduk duymadık demeyin”. Tellalların gezmedikleri yer kalmamış. Bütün uğraşlara rağmen bu parlak ama bir o kadarda korkutucu vasiyeti kimse yerine getirmeye cesaret edememiş. Ama en sonunda şehrin en fakirlerinden olan sırt hamallarından birisi çıkmış ve gönüllü olduğunu söylemiş. Adamcağız bakmış ki, hayatta zaten sırtındaki küfesinden ve ipinden başka bir şeyi yok. O halde “Hamal olarak yatıp, ertesi sabah zengin olarak kalkarım” diyerek razı olmuş.

Genişçe bir mezara iyice kefenlenen zengini ve yanına hamalı yatırmışlar. Az sonra sual melekleri gelmiş. ”İkisi de bize emanet” diye konuşmuşlar. “Zengin nasıl olsa kalacak, şu hamaldan başlayalım” diye kararlaştırmışlar. Başlamışlar sormaya:

Melekler; “Dünyada malın mülkün var mıydı?”

Hamal hemen cevap vermiş “Alay etmeyin, sırtımdaki küfe’den ve ipten başka hiçbir şeyim olmadığını siz de çok iyi biliyorsunuz.”

Melekler, “O ipi ne karşılığı aldın? Sonra küfeyi ne iş gördün de aldın?”

Hamal anlatmış da anlatmış; “Beş kişinin malını 10 kuruşa taşıdım. İkisini yedim, sekizini sakladım. Ertesi gün yine aynı işleri yaptım. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım. Sonunda gördüğünüz şeyleri aldım”.

Melekler, “Çık olmadı… Hasan Efendi den aldığın para hak ettiğinden çok düşük. Biz ondan bunun hesabını soracağız. Mehmet Efendiyle de ucuz anlaşmış ve ucuza taşımışsın…”

Hamal “İyi ama, hak ettiğim parayı isteseydim, bana taşıttırmazlardı. Taşıtmayınca da aç kalırdım…”.

Melekler, “O bizim işimiz, nasıl olsa o şahıslar buraya gelecekler. Biz senin adına bunun hesabını sorarız.” Melekler sıkıştırmaya devam etmişler. Sordukça sormuşlar. “Söyle bakalım, aldığın paranın kaçını yedin, kaçını sakladın?”

Hamal, “On kuruş aldı isem, yarısını sakladım… Kaç kuruş aldı isem bir kuruşunu biriktirdim…”

Melekler, “Çık, yine olmadı. Hem ucuza taşımışsın, hem de gıdandan kesmişsin…Yani sen nefsine zulmetmişsin. Nefsine zulmetmek de haramdır, bilmez misin…”

Hamal ne diyeceğini düşünüp ecel terleri dökerken sabah olmuş. Açılan mezardan yukarıya bakmış ki, bütün millet orada… Herkes hamalı kutluyor. Hayırlı olsun. “Bu gece kimsenin yapamayacağı sen yaptın ve başardın. Artık zenginsin”. Hamallık yapmana gerek yok diyorlarmış. Hamal millete dönmüş ve bağırarak; “Yoo istemem sizin olsun. Ben bir iple küfenin hesabını sabaha kadar veremedim, Ya o kadar servetim olsaydı ne yapardım.”

Anlatılanlar yalnızca bir temsilden ibaret. Ancak bizlere bir şeyler söylemesi açısından önemli buldum. Doyumsuzluk hastalığına düşmüş olan insanlarımızın biraz olsun vicdanlarının sesini dinleyerek bu dünyanın birde öbür dünyası olduğunu hatırlatmak istedim. Mal üstüne mal yığmanın, servet üstüne servet yapmanın ya da en üst makamlarda olup sağa sola emirler vermenin aslında o kadar da önemli olmadığını göstermek istedim. Müslüman zengin olmalıdır. Ama Müslüman paranın uşağı değil para müslümanın uşağı olmalıdır. Onu Allah rızası için harcamalı ve değerlendirmelidir. Aksi takdirde para insanı yiyip bitirir. Kendisini kaybeder. Ne yapacağını bilmez. Allah’ı ve Ahiret gününü unutur. Dünya öyle bir hale gelmiş ki, insanı her haliyle cezbediyor. İnsanlar kendisini kaptırıyor. Mal mülk ne kadar alınırsa alınsın devamı isteniyor. Peygamberimiz ne güzel söylemiş ‘Bir vadi dolusu altın olsa insan ikinci vadiyi ister, ikinci vadiyi verseniz üçüncü altın dolusu vadiyi ister. İnsanın gözünü ancak toprak doyurur.’

Bazı makam ve mevkilere gelmek için de aynı şekilde hızlı hareket etmemeniz ve eğer hazır değilseniz bir göreve talip olmamanız gerekir. O makamın hakkını verebilmek ancak hazır olmakla olur. Yoksa insanların hakkını yer ve rezil olursunuz. Bunun vebalinden asla kurtulamazsınız. Bir küfenin hesabının ne kadar zor olduğunu düşünürseniz milyonlarca insanın ve çok sayıda mal ve mülkün size ne kazandıracağını bir düşünün.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim