• BIST 74.155
  • Altın 595,45
  • Dolar 2,2833
  • Euro 2,8759
  • Konya 9 °C

Yarı yolda bırakmak

Mustafa Uçurum

Bir kişiyi tanımak için onunla bir şeyleri paylaşmak gerekir. Ciddi ilişkilere girilmeden, kişiler birbirlerini tam olarak tanımadan çıkılan yolculuklarda yarı yolda yalnız kalmak genelde rastlanılan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Hani derler ya, bir kişiyi iyi tanımak için ya onunla bir alışveriş yapacaksın ya da yolculuğa çıkacaksın. Aslında yaşadığımız hayat uzun bir yolculuktan başka bir şey değil. Yaşadıklarımızla, şahit olduklarımızla sürüp giden bu hayat, yalnız yürünemeyecek kadar kendine has bir yoğunluğa sahip. Yol arkadaşı gerekiyor insana. Yarı yolda bırakmayacak, sımsıkı sarılacak yol arkadaşları gerekiyor insana.

 

İnsanları tanımak zor. Hayatın çelişkili yüzü gün geliyor ki insanların fıtratlarına da yansıyabiliyor. Günübirlik telaşlara, sıradanlıklara kendini kaptıran kişi, gün geliyor ki gözünü kırpmadan en yakınındaki dostlarını bile terk edip sıradan bir hayatı seçebiliyor. Kendini haklı sayarak, yaptığı eğreti duruşları boş sözlerle savunarak kendini temize çekmeye çalışıyor böyle kişiler.

 

Yaşadığımız hayatın birçok bölümünde ayakta durabilmek için ustalıklı savunmalara ihtiyacımız var. İyi bir sanatı kuşanmak gerekebiliyor bazen. Dost seçmek, bir işe başlarken yanındaki arkadaşlarını belirlemek de büyük bir sanat. Bir iki küçük sarsıntıda seni yarı yolda bırakan kişiyle bırakın dost olarak kalmayı, ondan uzak durmak en iyi tercihtir. Bugün küçücük bir sıkıntıda arkadaşlarını yarı yolda bırakanlar,  yarın daha zor bir durumla karşılaşınca kendisi için kaçacak yeni delikler arayacaktır. Böyle kişilerden durum ne olursa olsun, geçmişte ne yaşanmış olursa olsun uzaklaşmak en iyisidir. Zoru görünce kaçandan, çocuksu sebeplerden dolayı “Ben küstüm oynamıyorum.” diyenlerden bırakın dost olmayı insanlık adına bir fayda beklemek bile anlamsızdır. Böyle kişiler cepheyi ilk terk eden cinsinden kişilerdir.

 

Bizim işimiz insan kazanma olduğuna göre, sıradan bahanelerin bize çok uzak olması gerekir. Ucuz oyunlarla, mesnetsiz kaçamaklarla dostlarını terk edenler, çıkılan yolda onları yarı yolda bırakanlar; kara bir leke gibi üstümüzde duracaksa;  böyle kişileri terk etme yolunu seçen bu kez gönül rahatlığıyla biz olabiliriz.

 

Özellikle küçük şehirlerde yaşanan ilişkiler büyük şehirlerde yaşayanlara oranla daha sıradan ve pamuk ipliğine bağlı bir hassasiyetle yaşanmaktalar. Dar alanda yaşayan kişiler ve sınırlı alanda yapılan faaliyetler hep göz ününde olduğundan atılan her adım alenen bilinmekte ve bu sebeple gizli saklı diye bir gizemi yaşamak mümkün olamamaktadır. Böyle yerlerde herkes birbirine kendi yüzünü göstermekten kaçındığından, yanlarında hep ikiyüzlü maskeler taşımaktalar. Her duruma göre değişik yüz takınan böyle kişiler ne yaparlarsa yapsınlar gerçek yüzlerini gizleyemezler. Büyük şehrin koşuşturmasında insanlar birbirlerini sahte yüzleriyle tanısalar da bu gerçek, küçük şehirlerde kendini daha çabuk elevermektedir. Herkes bilir kimin kim olduğunu, ne olduğunu.

 

İyi bir sanatçı olup dost seçerken de ustalıklı davranmak gerekiyor. Sanatların en büyüğü ve değerlisi, insanın değerini ölçen sanattır. Küçük yoklamalar sonunda ya da yolun hafiften yokuşa dönmesi sonunda yolu terk edenden her şey beklenir. Bugün küçük olaylar olarak görülen ardını dönüp gitmeler, yarın karşılaşılacak büyük imtihanlar için iyi bir ipucu olacaktır. Yol arkadaşını iyi seçip öyle düşmeli yola. Nasıl ki “Nehirden geçerken at değiştirilmez.”  derler; aynı hassasiyetin daha da cevvalini gösterip yolu yarıda bırakıp zevk ve eğlenceyi, kırları, bayırları,  sıradanlığı seçenleri, dost hanemizden ve gönül hanemizden silip atmalıyız. Bugün nehri geçerken kendini geriye çekenler yarın okyanuslara çıkınca yollar,  bir can simidi bile atmaktan aciz hissederler kendilerini.   

 

Sayıya bakmadan, az ama öz bir şekilde sağlam dostlarla çıkmalı yola. Tek kalana dek, kalp çarpmaya devam edene dek sürmeli direniş. Kuru kalabalıklar kuşatacaksa etrafımızı, varsın olmasın kimse yanımızda. Biz soluğumuz yanardağ, adımlarımız devrim, sözlerimiz bir feryat olarak devam ederiz yolumuza. Yeter ki Rabbim bizi yarı yolda bırakanlardan eylemesin.

Yorumlar
Ayşe yaylı
25 Eylül 2008 Perşembe 17:08
DEĞERLİ YAZAR
İyi arkadaş ve kötü arkadaşı birbirinden ayıran iyi bir yazı.insan bazen en iyi arkadaşı sandığı kişileri ilerde, en kötü arkadaşı olarak çıkıyor insanların karşısına bu yüzden arkadaşlarımızı iyi seçmeliyiz.SAYGILARIMLA
78.163.136.85
sevil köse
24 Eylül 2008 Çarşamba 15:11
fosforlaşma gibi yazı
sayın yazarım,GERÇEK DOST FOSFORLAŞMA GİBİDİR,KARANLIGA DÜŞTÜGÜMÜZDE,YOLUMUZU AYDINLATIR.sizin bu yazınızdan yola çıkarsak,karanlıga düştügümüzde veya düşecegimizde ne yapmamamız gerektigini vurgulayan fosforlu bir yazı olmuş.gemi batarken gemiyiyi ilk önce fareler terkedermiş,hayatımızda dost sandıgımız fareler bizi terketsinler.hani derdini dökecek dost bulamayan kendi yüregini kemirirmişya,mademki yüregimizi fareler kemirecek,kendi yüregimizi kendimiz kemirelim.bazen insan gerçek dots ararkende kendini buluyor.
saygılarımla
85.110.148.77
a
24 Eylül 2008 Çarşamba 12:09
c
yarıda bırakılmanın sitemi gibi bir duygu var
212.175.112.187
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim