• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

YARDIMLAŞMANIN ÇERÇEVESİ

Yasir Ünlü

İslam toplumunda genel anlamda bir yardımlaşma söz konusudur. Güçlü olanın zayıfı, zengin olanın fakiri gözetmesi emredilmiştir. Bu anlamda daha önceki yazılarımızda infaktan, zekâttan bahsettik. İslam’ın sosyal köprüsü olan zekât ve fitrenin verilesi gereken yerleri önemine binaen bizzat Cenabı Hak Kur’an’ında belirlemiştir. Bu yardımlaşmanın çerçevesi Tevbe Suresi 60. ayette çizilmiştir.

 

Tevbe Suresi 60. ayetin belirlediği sınırlara göre zekât ve fitrenin verilebileceği yerler şunlardır: Fakirler, miskinler (düşkünler), esaretten kurtulacak olan köleler, borçlu düşenler, Allah yolunda cihad edenler (mukaddesatı korumak için mücadele verenler, ilim tahsil edenler), yolda kalmış yolcular, zekât toplamakla görevlendirilen amiller (memurlar) ve müellefe-i kulûb adı verilen kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimselerdir.

 

FAKİR: Nisap miktarından az şey elinde bulunan kimselere denir. Asli ihtiyaçlarını karşılayacak durumda değildir. Bu kimse çalışıyor ve bir miktar ücret alıyor olsa bile asli ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda ise, o kimselere zekât verilir.

 

MİSKİN (DÜŞKÜN): Hiçbir şeyi bulunmayan ve dilenmek zorunda kalan kimsedir. Bununla beraber Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem miskini şöyle tarif eder: “Miskin şu bir iki hurma ya da bir iki lokmanın geri çevirdiği kimse değil, asıl miskin yüzsuyu dökmeyip iffetli davranandır. İsterseniz şu ayeti okuyunuz; “Onlar yüzsüzlük edip de insanlardan bir şey istemezler.” (Buhari Müslim)

 

KÖLELER: Bunlar esaretten kurtulmak üzere efendisiyle anlaşma yapmış olan kölelerdir. Ancak zamanımızda böylesi kalmamıştır.

 

BORÇLULAR: Borçlu olup borcunu ödeyecek kadar nisap fazlası malı olmayanlardır.

 

ALLAH YOLUNDA OLANLAR: Fakihlerimiz bunları Allah yolunda din ve mukaddesat için savaşan mücahitler, hac yolculuğunda iken parasız kalan kimseler, Allah yolunda ilim peşinde koşup geliri olmayan kimseler olarak değerlendirmişlerdir.

 

YOLDA KALMIŞLAR: Yolculuk esnasında parasız ve çaresiz kalan kimselerin sadece ihtiyacını görecek miktar verilmesi uygundur.

 

AMİLLER: Bunlar İslam Devletinin zekât toplama amacıyla görevlendirdiği memurlardır. Toplamış oldukları zekâttan onlara da verilir. Ancak günümüzde bu grup da yoktur.

 

MÜELLEFE-İ KULÛB: Hz. Ömer, el-Hasan ve Şa’bi’ye göre İslam’ın izzet ve üstünlük sağlamasıyla bu grupta kalkmıştır. Hanefi imamlarının içtihadı da bu doğrultudadır.

 

Zekât ve fitrenin bu çerçeve dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ayrıca zekât verilecek kişi bu sınıflardan birine girse bile zekât verecek olan kişi; annesine babasına, büyükanne ve büyükbabalarına, oğullarına kızlarına, torunlarına, Müslüman olmayanlara zekât ve fitrelerini veremezler. Karı koca da birbirlerine veremezler. Yine ehli beyte (Peygamber Efendimizin ev halkı) mensup olan kimselere de zekât verilemez. İftarınız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim